
Enes Mollaoğlu
هذا البريد الإلكتروني محمي من المتطفلين و spambots, تحتاج إلى تفعيل جافا سكريبت لتتمكن من مشاهدته
• Çok tuhaf, bu aralar kimsenin zamanlama konusunda isâbet ettiğine şahid olamıyoruz… İsrail bir iş yapıyor, her zamanki rahatlığı içinde mevzuyu örtbas edeceğini düşünürken, derin bir çukura düşüyor… Arkasından ABD’nin riyakârlığı zuhur ediyor, Berliskoni’nin İtalyan maymunluğu deşifre oluyor vs…
• Fakat, asıl zamanlama yanlışını Gülen yapıyor ki, Ümmet adına bu yanlışa alkış tutmamak olmaz!.. Bunca kamuflâjın ardından felaket çapında bir açık vermek gerçekten tuhaf. Bu tuhaflığın rahmete vesîle olacağı inancındayız.
• Gülen’in ilk açıklamasını duyanlarda ortak düşünce şu oldu; neden bu kadar cılız?.. Hatta bazıları, İsrail’de ölen bir yahudi çocuğu için döktüğü gözyaşlarını hatırladı Gülen’in… Şimdi kayda değer bulmamıştı herhâlde olanları ki, bu kadar cılız çıktı sesi.
• Sonra mesele anlaşıldı… Bu cılız ses, arkadan gelecek ihanet boyutundaki açıklamanın altyapısıyla ilgiliymiş… Dalgakıranlığın has’ına soyunan Gülen, bundan böyle İsrail kelimesinin geçtiği her cümlede yankılanacaktır kanaatimizce… Milletin meseleye şiddetle teveccüh ettiği bir dönemde, Gülen’in böyle bir açıklamada bulunması, kimsenin şübhesi olmasın ki, sonun başlangıcına dairdir.
• Diyalogcuların pîri Gülen, yüz ülkeye yardım götüren İHH’yı yeni duymuş… Hıristiyan ve Yahudilere bunca temenna çakan Gülen, kendi ülkesindeki en büyük yardım kuruluşunu nasıl bilmez? Böyle bir şey gerçekten mümkün mü? Müslümanlarla diyalogsuzluğu sebebiyle, en kritik noktada Siyonizme hizmet eden açıklamalarda bulunan Gülen, acaba ABD’de esir mi düşüncesini de akla getiriyor.
• Zîra, böyle bir zamanda bu tür bir açıklama, açıklama yapan adına ve teşkilâtı hesabına büyük kayıb demektir… Bunu anlamak için de ârif olmak gerekmez… Öyleyse iki şıktan biri doğru tahmin olarak karşımıza çıkıyor; ya Gülen ABD’nin elinde esir, ya da, hiçbir gücün kendisini durduramayacağı kanaati içinde pervasızlık yapıyor… Hangisi?
• Gülen, ABD’nin en etkili gazetelerinden Wall Street Journal’a verdiği beyanatta İHH’yı İsrail’le uzlaşmadığı için kınıyor ve şöyle diyor: “FAYDALI SONUÇLAR DOĞURMAYACAK ŞEKİLDE OTORİTEYE BAŞKALDIRMAK”… Yuh be!
• İsrail’den izin alın, diyor… Yahudi’nin otoritesini kabul edin, diyor… Yahudi, Gazzelileri boş yere öldürmüyor, boş yere aç bırakmıyor onları, haklı sebebleri var!.. Orası İsrail devleti, ilelebet orada kalmalı, bunu kabul edin, demeye getiriyor.
• Şimdi merak ediyoruz, Gülenciler bu söylenenlere ‘zırvada tevil olmaz’ diyerek nefretle mi bakacaklar, yoksa; efendim vardır hocaefendinin söylediklerinde bir hikmet, diyerek yollarına devam mı edecekler?.. Bize göre, hangisi söylenirse söylensin, Gülencilerin şuuraltlarına büyük bir çentik izi nakşolmuştur… Bunun aksülamellerini zamanla göreceğiz.
• Şimdi hakîkaten, “hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” sözünün fevkalâde geçerli olduğu bir zaman dilimindeyiz… Olaylar öyle hızlı gelişiyor ki, bu rüzgârın önünde durmak çok zor.
• Her hesabın üstünde Allah’ın hesabının olduğunu düşünenlerin zamanı içindeyiz… Bütün sahte dengelerin bir üflemeyle yıkıldığı hakîkatine şahit oluyor insanlık… Bu badireyi Ümmet az zayiatla kapatabilirse, arkasından gerçekleşecek huruç müthiş olacaktır diye düşünüyoruz.
• O hâlde, Ümmet her zamankinden daha fazla ferâsete muhtaç… Daha dikkatli olunmalı… İç ve dış hainlikleri zamanında fark edememek büyük belâlara sebeb olabilir. Son derece açık ve net ihânetlerde bile takılıp kalınacaksa, bir hayli enerji israfı yaşanacak demektir ki, Ümmetin buna tahammülü kalmamıştır.
• Tedbirli gözü kara olmanın zamanıdır… Meseleyi ince taktiklerle gevşetmeye çalışanlara karşı kesin tavırlı olunmalı… Gülen’in açıklamasından sonra taraftarlarının zorlama tevillere başvurmalarından da anlaşılıyor ki, Gülen İsrail adına Türkiye’ye bir gol atmaya çalışmıştır.
• Beyanat verdiği gazetenin özellikle vurguladığı şu cümleleri de dikkatlerinize sunalım: “Söyleşiyi gerçekleştiren muhabir, Gülen’in evinin koridorunda, büyük bir Türkiye haritası, Kur’an’dan bir âyet ve Boğaz üzerinden geçen bir Türk F-16’sının resmi bulunduğunu da aktardı.”
• Yâni; işte sizden birisi ve söyledikleri, daha ne konuşuyorsunuz, gibi bir ince mesaj… Allah bu Ümmeti kâfir, münafık ve fâsıkların şerrinden korusun. Amin.
• Meselenin birde farklı bir boyuta doğru hızla ilerlediğine şahid oluyoruz ki, artık İsrail kendi iç muhalefetinden, dibe vurmuş devlet tenkitlerini almaya başladı… İsrailli vatandaşların bundan böyle İsrail’in dışına çıkamayacaklarını yazan gazeteler var İsrail’de. Ve Türkiye’nin ABD büyükelçisi Namık Tan’ın açıklamaları ki, bu kapışmanın hangi mecrâya doğru gittiğinin tipik alâmeti…
• Haber şöyle:
«Büyükelçi Tan, gazetecilere yaptığı açıklamada, Türkiye’nin İsrail’den üç talebinin bulunduğunu belirterek, bunları, “kamuoyu önünde özür dilemesi, gemilere saldırı konusunda bağımsız bir soruşturmayı kabul etmesi, Gazze’ye yönelik ablukayı kaldırması olarak sıraladı.
“Bunlar yapılmazsa Türkiye, İsrail ile ilişkilerini dondurabilir mi?” sorusunu “Bu noktaya gelinmesini istemeyiz” diye yanıtlayan Tan, “Hükümetimiz, böyle bir adım atmaya zorlanabilir”. dedi.»
• Bu üç talebin ağırlığı ortada… İsrail bu taleblere olumlu cevab verirse müthiş bir yenilgiyi kabullenmiş sayılacak… Kabul etmezse, Türk hükümeti ve de bunca sürtüşmeden sonra Türkiye Cumhuriyeti Devleti, mahallenin kabadayısına boyun eğmiş olacak ki, rezalet… Bu badire kolay atlatılacak gibi değil ve; müthiş yeniliklere gebe.
• Şimdi burada şuna dikkat etmek gerek; ABD’de yaşayan Gülen’in söyledikleriyle, Büyükelçinin söyledikleri taban tabana zıt… Neden?.. Veya; bu iki düşünceden biri devleti, diğeri bir cemaati temsil makamında, bunlardan hangisinin baskın çıkması beklenir?.. Tabiî ki devletinki… Öyleyse Gülen’in gelecekteki durumu bugünden nasıl görülmeli?..











