|

Yürüyüş Dergisi’nin 228. sayısından: «Tekelci burjuvalardan, Fenerbahçe eski başkanı Ali Şen, Türkiye’yi şöyle değerlendiriyor: “Bir emlakçı gözüyle bakacak olursak Türkiye’nin çok kıymetli bir arsa olduğunu fark ederiz. Batı’ya ve Amerika’ya lâzım olan bir arsa olarak görünüyor” (1 Ağustos 2010 Türkiye) Yoruma gerek var mı? Şunu bilebiliriz: Vatan, emlakçı gibi pazarladığınız bir arsaysa…» Evet… Vatan bunların gözünde pazarlanan emlaktır. Dolayısıyla içindekiler için ne düşündüklerini anlamak da müşkül yok. Aslında böyle düşünenler için bir kamp kurup hepsini bir araya getirmek lâzım. Ve; şöyle bir yarışma: Vatanı ve içindekileri en iyi pazarlayana, en kaliteli tenekeden mâmül p…….k madalyası… Tabiî bir gün, kendilerinin alâmetifarikaları olan bu madalyalar, halkın idrâkına yansıyıp da, şuurlara isyan alternatifi aşılarsa, orasına karışmayız. O zaman kendi bedenlerini batıya ve Amerika’ya pazarlayarak mı kurtulmaya çalışırlar bilemeyiz! Dünyanın içinde bulunduğu bu kaosdan neyin çıkacağını kim bilebilir ki? Ama, görünen köye de kılavuz gerekmez. Zamanın sonu… Zamanın sonu. Derginin aynı sayısında Eichendorff’dan nakil bir söz: “Şerefsizlikten daha sert yatak, daha keskin soğuk, daha acı sefalet olur mu?” “Çamura bulanmış çağ” şerefsizlerin yatağı… Ahlâksızların batağı.
|