19 Mayis 2012 Cumartesi - 04:08:57
Basından Notlar -XVII- PDF طباعة إرسال إلى صديق
الكاتب furkan   
الجمعة, 11 نوفمبر 2011 18:05

 

 

KEM-KÜM ETMEDEN VE DE YÜKSEK SESLE SÖYLEYELİM:

 

BATI İSLÂMLA SAVAŞI KAYBETTİ

 

Liberal, Laik,Ulusalcı, Milliyetçi, Solcu, Kemalist... Bunların olup bitene nasıl baktığı önemli değil artık. İçlerindeki birkaç dürüstü çıkarırsak, hemen hepsi olanı değil, olmasını istediklerini dillendiriyorlar. Veya öylesine  laf kâbilinden konuşuyorlar

 

Bugüne kadar çileyi çeke çeke gelen Müslümanlar olmuştur. Batı, Marksizmle mücadele ederken bile, bir Batılı sistemle mücadele etmenin kendince avantajını biliyordu. Misâl olması bakımından; Abdullah Öcalan avukat notlarında şöyle diyor; meâlen: “Doğuda laikliğin teminatı biziz. Biz olmasak Şeriatçılar hâkim olur...

 

Kanlısına karşı bile ikâz noktası İslâm... Batı da daima bu şuur içersinde, daima göz ucuyla Müslümanları kontrol altında tutarak mücadelesini devam ettirdi. “KÜFÜR TEK MİLLETTİR” hikmetine muttali olamayanların anlayamayacağı bir hakikattir bu.

 

Bu hakikat idrak edilmezse, ne stratejik ve taktiksel ve de ideolojik manevralar yapılarak meselenin böyle olmadığı ispat edilebilir! Kapitalizm'in, İslam'la işbirliği yaparak Marksizm'i yendiğinden girip, Marksizm'in dinsiz, Kapitalizm'in dinli olduğundan çıkılabilir... Hakikat bunun tersine olmasına rağmen. Yani, dine bunca tavrına rağmen Marksizm mistik bir mânâ ifade ederken, kapitalizm dinli olmasına rağmen materyalisttir!

 

Herneyse…

 

Gelelim asıl meselemize;

 

BATI İSLÂMLA SAVAŞI KAYBETTİ... Marksizm'i hâllettikten sonra öldürücü darbesini İslâm'a yöneltti. Kıyasıya mücadelede, her bakımdan üstün Batı’nın kazanması zor olmayacaktı... Sovyetler Birliği ki, ABD ile uzay yarışına girecek kadar teknolojiye hâkimken yenilmişti, elindeki çakar almazlarla Müslümanlar nasıl durabilirdi karşılarında?

 

Durdular.

 

Ve iş o noktaya geldi ki, artık Batı bir takım menfaatlerini koruyup kollayabilmek için Müslümanlarla eşit şartlarda işbirliği yapmaya kadar geriletildi... Köşesinde bu meseleye değinen İbrahim Karagül, yazısının başlığını da; “Batı İslâmla savaşı kaybetti” şeklinde atmış. KÖKLER'e inanan her yazar-çizer erbâbının kesin ifadelere yönelmeleri menfaatimizedir. Bu vesileyle Karagülün yazısının son kısmını nakledelim:

 

“Küresel ekonomik krizin siyasal krize, güç kaynaklarına, jeopolitik çözülmeye yol açtığını göreceğiz. Ortadoğu sokaklarındaki öfkenin çok yakında Amerika ve Avrupa şehirlerini de kapladığını göreceğiz. Kendi içine kapanan, derin sorunlarıyla yüzleşen, konforu bozulan, bir süre sonra birbiriyle hesaplaşmaya başlayanların  bu coğrafyada  denetim sağlamaları  mümkün olmayacak.

 

Onların İslamla hesaplaşması bitti. Çok kan aktı, yüzbinlerce insan öldü, ülkeler harap oldu ama kaybettiler. Bundan sonra kaybedişlere tanık olacağız.

 

İslam'ı ehlileştirme, Müslümanları dize getirme dönemi sona erdi. Ya barış içinde yaşayacaklar ya da bu coğrafyadan çekip gidecekler” (1 Ekim 2011, Yeni Şafak)

 

Bu şartlarda bir ilave yapalım; BU COĞRAFYADAN ÇEKİP GİTMEKLE KURTULAMAYACAKLAR, YAPTIKLARININ BİR HESABI HER HÂLÜKÂRDA OLACAK.

 

 

 

KAMERA ŞAKASI MI?

 

Dünyada olup bitenler o kadar enteresan ki, ''kamera şakası'' tâbiriyle ifade edilmesi anormal sayılmamalı. Nice olmaz zannedilenler oldu ve olmaya devam ediyor. Bütün bunlar insanlığın gözünün önünde oluyor ama kimi anlıyor kimi anlamıyor... Kimi inanıyor, kimi inanmıyor, kimi seviniyor, kimi üzülüyor...

 

Tamer Korkmaz mevzuya temas ettikten sonra şöyle bitirmiş:

 

“Geçen Haziran' da başkan Obama...

 

  Afganistan'daki  otuz üç bin ABD askerini çekme kararını açıklamıştı

 

ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton  ise on gün önce Afgan yönetimine...

 

“Taliban yönetimiyle uzlaşın” mesajını iletti

 

Afganistan savaşının onuncu yılında...

 

Washington'ın geldiği “aşama”ya bakar mısınız?! 

 

Dahası var...

 

Afganistan Devlet Başkanı Karzai, geçenlerde ne dedi?

 

“Mazallah, şayet Pakistan ile ABD arasında bir savaş çıkarsa... Afganistan , Pakistan'ın yanında yer alacaktır!”

 

Pakistan?

 

ABD'nin egemenlik hakkını ihlal etmesine daha fazla dayanamayıp...

 

Washington'a...

 

“Böyle giderse müttefikinizi kaybedebilirsiniz” diyerek “REST” çektiler.

 

Hatta...

 

“biz, Afganistan ve Irak gibi değiliz. Nükleer silaha sahip bir ülkeyiz” bile dediler!

 

Final: Bütün bunlar, kamera şakası falan değil.” (1 Kasım 2011, Yeni Şafak)

 

Yok yok, kamera şakası, Korkmaz espri yapıyor! Külli irade(!) ABD ve yıkılmaz armada AB varken  bütün bunlara kim cesaret edebilir, hangi densiz bu tür şeylere tevessül edebilir ki? Korkmaz şaka yapmıyorsa rüya görmüştür. Iı, asla olmaz böyle şeyler. Hayırlı işler! 

                   

 

 

HANGİ ÜLKEDE  80 DAKİKADA BİR ASKER İNTİHAR EDİYOR?

 

Hangisi dersiniz?

 

Olsa olsa geri bırakılmış ülkelerin  askeridir. Nede olsa onlara sıkı disiplin ve aşağılayıcı tavırlar sergileniyor... Onlar da böyle yaşamaktansa ölürüm diyerek intihara koşuyorlar...

 

Normali bu olmalı, yani görüntüye göre mantıklı olan bu. Fakat hakikat bunun tam tersini söylüyor. Bu intiharlar Külli irade(!) ABD'de yaşanıyor. Adamlar gerçekten kafayı yemiş vaziyetteler. Gidip elâlemin ülkesini işgal ediyorlar, binlerce, yüzbinlerce  insan öldürüp zafer çığlıkları atıyorlar, sonra ortalık sükûnet bulsun tatlı tatlı sömürümüzü devam ettirelim derken, birde bakıyorlar ki, derin bir çukurun içindeler, dibi de bataklık; çık çıkabilirsen...

 

Haber şöyle:

 

“Irak ve Afganistan'da görev yaptıktan sonra ülkelerine dönen ABD askerleriyle ilgili yayınlanan rapor korkunç bir gerçeği ortaya koydu. Her 80 dakikada bir Irak ve Afganistan gazisi ABD'li bir asker  ya intihar ediyor ya da intihar teşebbüsünde bulunuyor'' (03 Kasım 2011, Radikal)

 

Öyle anlaşılıyor ki, bunların Irak'ta Afganistan'da NİYAZİ olan askerleri kestirmeden kurtulmuş oluyorlar. Adamlar  orada MORT olmasalar, gelip memleketlerinde 80 dakikalık kuyrukta sıra bekleyecekler. Ne gerek var!

 

Haberin devamındaki ilginçliğe bakın:

 

“Yeni Amerika Güvenlik Merkezi'nin yayınladığı intihar raporuna göre, sadece 2009 yılında Irak ve Afganistan savaşında görev yapmış 1868 askerin intihar teşebbüsünde bulunduğunu açıkladı. Raporda, savaştan yeni dönmüş askerlerin bunalıma sürüklenerek intihar noktasına gelmesine ABD’e yaşanan ekonomik krizin de etkili olduğu belirtildi.'

 

Sadece bir senede 1868 asker intihar teşebbüsünde bulunuyor... Ekonomik sebebler de tetikleyici.

 

Bu duruma göre olacaklara bir bakalım;

 

ABD Irak'tan çekiliyor. Yakında Afganistan'dan da çekilecek, zira Afgan hükümetine ne yapıp yapıp Taliban'la anlaşın talimatları veriyor. Yani orada da açıktan çuvalladı.

 

Şimdi bunca asker ABD'ye dönecek. Zaten yan yatmış ekonomiye  bunlarda ayak uydurma derdine girip çırpınmaya başladıklarında, intihar sayısı hâliyle otomatikman tavan yapacak. Tavan taban arasında gidip gelen toplumun psikolojisi bu şartlarda sizce ne olur?

 

İntihar raporunu kaleme alan Margaret C. Harrell ve Nancy Berglass bakın meseleyi nasıl izah etmişler:

 

 

 

“İNTİHARLA SAVAŞI KAYBETTİK”

 

“Amerika, gazileri ve görev yapan askerlerinin intihar etmesini önlemeye karşı verdiği savaşı kaybetti” şeklinde açıklama yaptı. Harrell, “Irak ve Afganistan'da daha çok asker eve döndükçe intihar sayısında da artış gözleniyor” dedi. Raporda yakın arkadaşlarını kaybeden askerlerin ABD ye döndükten sonra bir de işsizlikle boğuşmak zorunda kaldıkları ve boşluğa düşerek intihar noktasına geldikleri belirtildi.”

 

ABD sıkıysa bundan böyle bir yere işgale gitsin de görelim, diyeceğiz ama, bu adamlar psikopat, çamura battıkça daha fazla delleniyorlar... Gerçi işe yaramıyor ama olsun, kan akıtıyorlar ya! Tabiî bunca darbeden sonra mecalleri hangi işgale yeter oda ayrı mesele. Kan dökerek kızıl derelilerin topraklarını işgal ettikleri günden beri tempoyu düşürmeden kan dökerek bu günlere geldiler. Ve; acı gerçeklerle yüzleşmeye başladılar... Hayat her zaman birilerinin istediği gibi devam etmez. Bedel ödeme zamanlarının geldiğini kendileri de fark etmiş durumdalar.

 

 

 

BİİR... İKİİ... ÜÜÇ...

 

BATIŞIN TARİHİ 2013

 

Kimse durup dururken batıyorum demez. Hele de kriz sebebiyle insanların burnundan soluduğu bir dönemde. Her şey ne kadar uçurum kenarında tartışılıyor. Bu sebeble saklanması gerekenleri saklamak bir şey ifade etmez, ve de aptallık sayılır...                          

 

“Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), G-20'leri  büyüme için işbirliği yapmaları konusunda uyardı. 2013'ÜN İLK YARISINDA ÇÖKERİZ.

 

OECD, G-20 Zirvesi öncesi yayımladığı raporunda üye ülkeleri büyümeyi destekleyici önlemler almaya davet etti. Örgüt bu adımların atılmasında gecikilmesi halinde küresel ekonominin 2007-2009 dönemine geri döneceği uyarısında bulundu. (...) 118 ÜLKENİN 45'İNDE SOSYAL PATLAMANIN YAŞANMASINDAN KORKULUYOR.” (1 Kasım 2011, Habertürk)

 

Euro bölgesinde işsizlik %10,2 ile rekor kırmış. On yıl içinde ölülere 8 milyar Euro ödenmiş. Bir sigorta şirketinin açıklamasına göre, ölen emeklilerin yakınları ölüm bilgisini gizleyerek maaşlarını almaya devam ediyormuş.

 

Anlayacağınız komşuda işler acayib karıştı. Borçlarının yarısı değil, tümü silinse yine de iflah olmazlar gibi görünüyor. Kaldı ki, küçücük Yunanistan'ın batışı bunca telâşa sebeb olmuşsa, sıradaki İtalya kimbilir nelere mâlolacak? Ardından Fransa, İngiltere, Almanya... OECD boşuna uyarmıyor; 2013'ün ilk yarısında batarız

 

 

BATI TOPYEKÛN FELÂKETE KOŞUYOR

 

Yunanistan'ın hâli malûm. İktidarıyla, muhalefetiyle, halkıyla cinnete tutulmuş durumdalar... Kan revan olmaya doğru hızla koşuyorlar. Hâliyle bu kan revan hâl global köyün her hanesine bulaşacak... İtalya sendeliyor. Yunanistan'ın tükenişi İtalya'yı, İtalya'nın kaosu Fransa'yı, İngiltere'yi, Almanya'yı vuracak. Madem dünyayı teknolojinizle küçük bir köy hâline getirdiniz, köyde olan her şeyi köylü görecek, yaşayacak.

 

Yorgo Papandreu AB'nin beklemediği bir çılgınlık yaptı, AB yardımlarını ve halka getirilecek kısıtlamaları referanduma getireceğim dedi, AB karıştı. Paniklediler... Yorgo geri adım attı vs... Topyekûn Batı bu şiirselliğin(!) girdabında devinip duruyor... Men dakka duka!

 

 

 

SURİYE LİBYA'DAN DAHA MI ZOR?

 

Arab baharı Libya ile ilk kesintisini yaşar gibi oldu. Kaddafi kolay yenilmez deniliyordu. NATO desteğindeki muhalifler 8 ay sonra Kaddafi'ye feci bir son hazırladılar. Vahşice katledilen Kaddafi'nin arkasından şimdi Libya'da sükunet  aranıyor.

 

Bu sükunetin kolay elde edilmesi mümkün görünmüyor. Aşiretlerin durumu, muhaliflerin iktidardan pay kapma hevesleri vs... Arab rejimlerinin tümünün eskidiği, artık kabak tadı verdiği bir hakikat. Bu sebeble günahlarıyla sevablarıyla teker teker gidiyorlar. Gidişlerin bazılarında (Libya gibi) NATO yardımı sözkonusu olmakla birlikte, asıl gidişat halkın kendi güveni istikametinde. Kaddafi bile bir ara Batı’ya El-Kaide tehdidinden bahsetti. Libya'da El-Kaide savaşıyor diyerek Batıların gözünü açmaya çalıştı. Bu kısmen doğrudur... Bütün bu hareketlerin içinde Müslümanların etkisi birinci derecededir. Hâdiseler şekillendikçe güçlerini göstereceklerdir. Şu veya bu şekilde geçilmesi gereken bir süreç söz konusudur.

 

Tunus'da Ennahda hareketi seçim yoluyla önünü açmış görünüyor. Mısır'da İhvan hareketi aynı yolu izliyor. Libya'da muhalifler kendi aralarında ciddi bir kapışma yaşamayıp Batının da dümen suyuna girmekten kurtulurlarsa, geçiş dönemi için iyi bir fırsat yakalamış olacaklar...

 

Şimdi sıra Suriye'de. Beşar Esad'ın Nusayri damarı da elbet koparılacak. Hama-Humus katliamlarını gerçekleştiren babasından kalma intikam hisleri elbetteki bu fırsatı değerlendirecektir. ABD ve AB Suriye'deki muhaliflere yardım konusunda hevesli değil. Zira, olayın pişmesini, muhaliflerin kendilerine yakınlaşmasını bekliyorlar. Onlar için can, hele de Müslüman canı kaç para ki?

 

Arab baharındaki muhalif hareketlerde uyanık davranıyorlar. Her geçen gün yaşananlardan daha sıhhatli dersler çıkarmayı öğreniyorlar... Batı'nın oyunları bir yere kadar geçerliliğini korur belki, ama zaten iç durumlarının vahameti sebebiyle kendilerinin de bir BAHAR yaşadıkları hakikat.

 

Yani artık, Batı himmete muhtaç dede olmaya doğru hızla gidiyor... Bu sebeble bu rejimlerin bir bir devrilmesinde bir mahsur olmadığı gibi, gereklidir de... Batı'nın Libya'ya müdahalesine bakıp da, Emperyalistler her şeye el koyuyor kaygılarına kapılmak da doğru değil. İslâm âleminin bir bütünlüğe doğru gidebilmesi bu rejimlerin yıkılmasından geçer. Şu veya bu doğruları-yanlışları hesab edilmeden bu şekil düşünmek de bir mahsur yok.

 

Suriye için de aynı teranelerin okunduğuna şahid oluyoruz. Yüzbinlerce Müslüman'ın kanını dökmüş bir rejim nasıl oluyor da antiemperyalist oluyor onu da anlamış değiliz. Bu rejimlerin hepsi ilk etap da, ayaklananlar bir avuç çapulcu diyerek tepki veriyorlar, sonra çığ gibi büyüyen isyan karşısında başlarına gelen felâketleri yaşıyorlar... Otuz sene kırk sene şu veya bu şekilde idare ettiğin insanlar şayet memnun olsalardı böylesine kitlesel isyanlara kalkabilirler miydi? Derinlerde öyle şeyler pişiyor ki, vakti gelince ARZ gerekli oluyor... Falan lider emperyalizme şöyle direndi, filan şöyle yaptı vs... Yahu bir ülkenin en az yarısı ayağa kalkıyorsa bunlara nasıl dışarıdan kışkırtılmış insan gözüyle bakılabilir? O lidere bu öfke nasıl oluşmuş?

 

O liderlerin hepsinin zindanları var, işkencecileri var, yalakaları var, şakşakçıları var... Şu veya bu konuda kısmi başarılar elde etmeleri ömür boyu halklarının enselerinde boza pişirmelerini mi gerektirir?.. Pişiremediler, bundan böyle aynı istikamette gidenlerin tümü de şu veya bu zaman diliminde aynı akıbeti yaşayacak! Hesablar buna göre yapılırsa NİHAİ İSTİKAMET muhafaza edilmiş olur.

 

Sloganlarla hayatın popülaritesine takılı kalmak nakaratından kurtulmalıyız...

 

 

LAST_UPDATED2
 

Our valuable member furkan has been with us since الاثنين, 29 ديسمبر 2008.

Show Other Articles Of This Author

English (United Kingdom)Turkish (Turkiye)Arabic(السعودية)

Üstad Diyor ki:

Üstad Necip Fazıl Rahmetullahi Aleyh buyuruyor: Namaz kılanlar, kendileri de işin içinde, namazın sathında kalanlara acısın. Kılmayanlar da, o satha bile tutunamadan derinliklere girmek palavrasından haya etsin!..
O ve Ben sf/168 -

Kullanıcı Girişi

  • سجل الآن
    *
    *
    *
    *
    *
    (*) Isaretli alanlarin doldurulmasi zorunludur
  • Kimler Sitede

    يوجد حالياً 103 زائر متصل