FURKAN dergisi

Saturday
Jul 31st
Text size
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
Anasayfa تعليقات الفرقان جديد Mustafa Kemal'e Dair ve Şarlatan Cübbeli

Mustafa Kemal'e Dair ve Şarlatan Cübbeli

إرسال إلى صديق طباعة

 

Kemalistlerin 5816 no'lu kanun çerçevesinde milletin elini kolunu bağlaması, hâliyle M. Kemal hakkında bir takım yalanların da rahatlıkla uydurulmasının yolunu açıyor...

5816 no'lu kanun; Atatürk'ü koruma kanunu... Buna rağmen tarafsız araştırıcıların bulup ortaya çıkardığı hakikatleri engellemek mümkün olmuyor... Ucundan bucağından da olsa, bir kısım hakikatler gösterilebiliyor.

Demek ki, engeller kalksa, kalemler serbest bırakılsa ne şok edici şeyler saçılacak ortalığa... İngilizler her otuz senede bir arşivlerini açıklarken, Türkiye ile ilgili arşivlerini hâlihazırda açıklamamaları da manidar.

Biz tarihçi Mete Tuncay'ın söylediklerine atıfta bulunmak istiyoruz. 1 Mart 2010 tarihli Taraf Gazetesi'ne röportaj vermiş Prof. Dr. Mete Tuncay.

Orada, Atatürk'e dair bir ezberi bozarken söylemiş:

"...Cumhuriyet’in ilanından üç yıl sonra, Cumhuriyet’in başbakanının kalkıp da orgeneralliğe yükseltilmesi çok ironik oluyor. Bizde, “askerler, Milli Mücadele’yi yaptılar ve Cumhuriyet’i kurduktan sonra üniformalarını çıkardılar” diye hikâyeler anlatılıyor ya... Hayır, üniformalarını çıkarmadılar.

Atatürk’ün, askerlerin siyasete bulaşmasını istemediği ve hatta onlara, “Beyler ya üniformanızı çıkarın, siyasete girin, ya da üniformanızla kışlada kalın” dediği söylenir. Atatürk aslında bunu da mı söylemedi?

Atatürk, askerin kendisine karşı bir politikaya bulaşmamasını istiyor. Yoksa askerin, siyasetin içinde olmasına bir itirazı yok. Üstelik Atatürk’ün kendisi de üniformasını çıkarmadı ki. 1925’te Kastamonu’da şapka nutkunu söylüyor ya... Atatürk oraya mareşal üniformasıyla, ayağında çizmeler, yanında köpeği ve elinde kamçısıyla gidiyor. Kastamonu’da bir ara sivil giyiniyor ve şapka nutkunu söylüyor. Sonra tekrar mareşal üniformasını giyip dönüyor. Kurulan cumhuriyet, demokratik bir cumhuriyet değil."

Ve zaten öyle de gidiyor... Jakobenlerin ihtirası...

Milleti bol kepçeden yalanlarla avutanlar, "hazineden geçinmeci" pozisyonlarını daima muhafaza ederek bu ülkenin kaymağını patlayıncaya kadar yemeğe devam ediyorlar.

Kanunu Tepelemek M. Kemal'den Kalma Âdet

Bakın bu konuda ne diyor Mete Tuncay:

"...
Milli Mücadele sırasında içki yasağı kanunu çıkarıldı. Meclis’teki dindarların bir zaferiydi bu. İçki yasaklandı ve Atatürk o dönemde kanuna aykırı olarak içki içiyordu."

Şair diyor ki:

Adalet ataletin elinde kan ağlasın

Siz susun da yediyüz milyon insan ağlasın.

Ellere var da bize yok mu, diyenler haksız mı? Efendim, iyi veya kötü kanunlara uyulacak, diyenlere bu misal ithaf olunur. Atatürk kanunu tepeleyebilir ama sen tepelersen cıs yaparlar. Ne âlâ memleket... Bugün onun takibçileri aynı kafada.

Yargı'nın Cemaziyelevveli

Mete Tuncay'a sorulmuş:

"
Atatürk döneminde ordunun durumu böyleydi. Peki, yargının durumu neydi?

Atatürk döneminde aslında yargı da içler acısı vaziyette. Atatürk gece trenle İstanbul’a giderken Eskişehir’e uğruyor. Temyiz üyelerine haber veriliyor, hepsi sabaha karşı saat birde, ikide peronda hazırolda bekliyorlar. Atatürk, komünistler için “bunlar hafif akıllı adamlardır” dediği o meşhur antikomünist nutkunu, işte o gün sabaha karşı istasyonda yargıçlara veriyor ve onları irşat ediyor, uyarıyor, yönlendiriyor. Yargının bağımsızlığını ve konumunu anlatmak açısından bu olay yeterli sanırım."

Daha neler var, demek istiyor Tuncay, bu kadarla iktifa edelim... Bu ülke neler gördü neler...

Cübbeli'nin Atatürk Sevdası

Hani televizyonlara çıkıp bülbül gibi şakıyan şarlatan hocamız var ya... (İnanın bu şarlatan kelimesi dilimize çok muhterem hocaefendilerin kullanması sebebiyle düştü.) Kendisine henüz sorulmadan üzerine atlayıp da ilan-ı aşk etmişti ya M. Kemal'e. Hani, tefsir yazdırdı, şunu yaptı, bunu yaptı, diyerek Teke Tek programında kendini birilerine pazarlamıştı ya...

Şimdi o şarlatana tarihçi Mete Tuncay cevab versin:

"
Sizce niye alfabe değişikliği en önemli devrim?

Çünkü dinle dil değil ama dinle yazı arasında garip bir ilişki vardır. Müslüman olmakla Arap harflerini kullanmak arasında doğrudan bir bağ var ve bizim devrim bu bağı kırdı.

Bunu bilinçli mi yaptı?

Bilinçli yaptı. Tarık Bin Ziyad’ın, geri dönülmesin diye gemilerini yakma hadisesidir bu..."

Peki bizim şarlatan hoca televizyonda zıplama triplerine bilinçli mi soyundu? Hem evet hem hayır. Evet; çünkü birilerinin gözüne girip şöhret olacak, ve de korktuğu mahfillere karşı kendini garantiye alacak... Hayır; çünkü böyle bir zıplamanın bir Müslüman için ahmaklıkların en büyüğü olduğunu ve iman mevzuuna girdiğini bilmeyecek kadar budaladır. Şifa bulmaz tek hastalık ahmaklıkdır. Nakşî Büyüğü'nün ifadesi de mâlum: "İlim insanın cehaletini giderir ama ahmaklığını gidermez!"

Bizim ilim sahibi ahmak ve şarlatan hocamız acaba iman mevzuunda şübheye düşerek iman ve nikâh tazelemiş midir? Zannetmiyoruz.

Tuncay'dan şarlatana son bir not:

"Milli Mücadele tamamen İslam dininin istismarına dayanan bir şekilde kuruldu. Çünkü yığınları Türk milliyetçiliği adına harekete geçirmek mümkün değildi. İslam kardeşliğine atıf yapma mecburiyeti vardı."

Anlayabildin mi şarlatan hoca?..

Tarık bin Ziyad geri dönüşü olmayan bir yola girildiğini ordusuna hissettirmek ve zaferi mutlaklaştırmak adına gemilerini yaktırmıştı, geri dönüş yok ileri, diyordu ordusuna...

Şarlatan Cübbeli de don gömlek fırladı arenaya ki, seyircilerine, bakın arenaya don gömlek fırlayacak kadar önemli bir fırlamalık sanatı icra ediyorum, bu sanattan geri adım atmayacağımı anlamanız için şalvarı cübbeyi yaktım, anlayın ya hu, diyor seyircisine...

Tebessüm...

 

 

 

 

 

 
English (United Kingdom)Turkish (Turkiye)Arabic(السعودية)

Dosyalar

Kullanıcı Girişi

  • تسجيل دخول
  • سجل الآن
    Registration
    *
    *
    *
    *
    *
    Fields marked with an asterisk (*) are required.
  • Furkan (Kapak)

    Üstad Diyor ki:

    Üstad Necip Fazıl Rahmetullahi Aleyh buyuruyor: Namaz kılanlar, kendileri de işin içinde, namazın sathında kalanlara acısın. Kılmayanlar da, o satha bile tutunamadan derinliklere girmek palavrasından haya etsin!..
    O ve Ben sf/168 -

    Site İçi Arama

  • Search
  • Kimler Sitede

    يوجد حالياً 72 زائر متصل
    Guraba
    Guraba mecmuasının 13.sayısı çıktı..
    Reklam
    İNSAN 'Erkek ve Kadın'
    Salih Mirzabeyoğlu'nun 53. Eseri İNSAN 'Erkek ve Kadın'
    Reklam
    Rihle Dergisi
    Rıhle Dergisinin 9.Sayısı..
    Reklam