- Veya Ulusalcı Solcuların Kafalarını İğdiş Ettiği Müslüman Devrimciler!-
Enes Mollaoğlu
هذا البريد الإلكتروني محمي من المتطفلين و spambots, تحتاج إلى تفعيل جافا سكريبت لتتمكن من مشاهدته
Zaman bir garib oldu... Zaman da tecelliler de bu sebeble insanı hayretten hayrete sürükleyebiliyor.
Demirel doğru mu söylemişti ne; "Dün dündür bugün bugün." Tabiî ki Demirel demogojisine prim verilmez ama, bugün Müslüman taifenin desteksiz ve mihraksız şekilde bu cümlenin hasrında görüntü vermesi tuhafın da ötesinde.
Devrimci Müslümanlar cellatlarına âşık oldular; ne tuhaf! Ve bu âşık olma romantizmin üst katmanlarında 'seyr-i sülûk'a ulaşınca, kendileri gibi olmayanları SEYİRCİ addetmeye başladılar.
Yani; mecnûnâne âşklarına ayak uydurmayanlara tu kaka etmeye başladılar... Bu psikolojinin insanı savurduğunu anlamak zor değil ama, bunca emekten sonra; "28 Şubatçılara laf söylemeyelim ordu küser!" hükmünün hükmü ne ola ki?.. Anlamak mümkün değil.
Bu taifeden avukat beyler politik manevralarını engelleyecek bilgi ve belgeleri de anı anına ve de düşman tavırlar içinde Karar Mercii’ne taşıyorlar ki, lekenin ciğerde görünür hâle gelmesini sağladıklarının bile farkında değiller... Oraya buraya seğirteceklerine direk muhatablarıyla muhatab olsalar daha faydalı olmaz mı aceb? Karar Mercii’ne her şeyi taşımış olsalar mesele yok tabiî… İşlerine gelen evrakları hevesle taşıdıkları gibi, kardeş olma duygularına hevesle sarılsalardı, hem fitneye sebeb olmazlar, hem de kalblerindeki sıkıntıdan kurtulup inşirah durumuna geçerlerdi… Yapamıyorlar…
Böyle olmakla birlikte bunlardan uzak diyarlarda yaşayan (!) biri bakın ne yazmış kendi kurduğu sitesinde:"İsmailağa cemaati bu resti görmüştür: “Allah yolunda ölmek aslında ölümü yenmek, ölümsüzlüğe kavuşmaktır. Kurşunlarınız bize vız gelir...” demiştir.
Bu tehdidi sökmeyen “düşman”, bu defa daha sinsi bir yöntem geliştirmiştir: Cemaat içinden “ikna edilecek zaaflar”la malûl olanları ayartıp, ayarlayarak... Cemaati içten çökertmek...
Mahmud Hoca’nın açıklamasından da anlaşılacağı üzere bu zayıf karakterli kişiler bulunmuş ve “cemaat içinde fitne çıkarma operasyonu” için düğmeye basılmıştır...
Bu zayıf karakterli kişilere, AB-D yandaşı medyanın bütün ekran-sayfa-internet siteleri cömertçe açılmış ve “fitne tohumlarını" buralardan da atmalarına imkân ve fırsat verilmiştir..."
Ne âlâ!..
Uzak diyarlarda yaşayan kafadan darbeli bu DARBEHAN, Türkiye'de bir ay kalır da neden bilmeden b.. atmaya çalıştığı insanlarla tanışma bâbında da olsa bu işleri konuşma tenezzülünde bulunmaz... Hadi bu darbeliyi uzak diyarlarda olmaktan kaynaklanan eksikliklerle malül kabul ederek mazur görelim, ya buradaki avukat beylerin bu tür fitne fucur yazıları Karar Merciine ulaştırmama ameliyelerine ne demeli?
Yani şunun için söylüyoruz bunları; evrak yetiştirmeye meraklılar ya... Ayıb!Her kesimin anladığı ve şiddetle ihtiyaç duyduğu şeye bunlar sırt dönmeye devam ederek yol alacaklarını zannediyorlar. O şey AHLÂK'tır ve bakın Abdullah Öcalan bile hâdiseyi hangi zâviyeden ve nasıl kritik ediyor:
"Sol metafizik konusunda da biraz daha esnek olmalıdır. Bununla bağlantılı olarak halkın toplumsal yaşamdaki rölünün ne kadar önemli olduğu ortadadır. Bu anlamda metafizik alan sadece milliyetçi ve muhafazakâr kesimin tekeline bırakılamayacak kadar önemli bir konudur."
Düşünceleri Libya lideri Kaddafi'nin "Sosyalist İslâm Cemahiriyesi" şeklinde ifâdesini bulan bu romantik devrimcilere hatırlatalım:
İNANDIRICILIĞINIZIN DÜŞÜK YOĞUNLUKTA SEYRETMESİ AHLÂKEN TEREDDİNİZE SEBEBİYET VERİYOR Kİ, ŞAHSINIZ ADINA OLMASA BİLE DAVAMIZ ADINA ÜZÜNTÜ VERİCİ.
Darbeci Darbeli yazısının bir yerinde şöyle demiş:
"Ben bu açıklamanın "Ustaosmanoğlu olan soyadımızı kullanarak, menfaat temin etmeye çalışanları her şeyden evvel Allah'a havale ediyorum" diyen kısmıyla ilgili değilim...
Çünkü bir “Allah Dostu”nun bu kadar ağır bedduasına muhatap olan kişilerin böyle bir vebalin akıbetinden endişe edecek bir vicdanları olup olmadığını bilmiyorum...
Varsa, tövbekâr olup aman dilemeye koşarlar...
Yoksa akıbetlerini ömrü olan görür..
İşin orası Allah’la Allah Dostu arasındaki bir sırdır ki, kurcalamak benim boyumu aşar.."
Bu zavallı çocuk birde cemaatin içinden sıhhatli (!) bilgiler alan Ahmet Takan isminde, verdiği bilgilerden kalitesi ve karakteri belli olan bir gazeteci sayesinde taa İsveçler'den İsmailağa Cemaati'nin içine uzanarak cemaati "Millî Kuvvetler" safında hizaya sokmuş... Vatanseverler ve Millî Kuvvetler... Oldum olası sevemediğimiz bu kelimeler, gençliğimizde okuduğumuz Teksas Tommiks gibi kitabları hatırlatıyor bize. Orada Kırmızı Urbalar olurdu, Kızılderililerle savaşan Vatanperverler olurdu vs... Millî Kuvvetler daima haksız (!) Kızılderilileri yener, topraklarını evlerini, mülklerini talan ederlerdi.
Tarih ve tekerrür... Kemalistler, Ulusalcılar da bu memleketin zencilerine, Kızılderililer'ine aynı şeyleri yaptılar ki, tıynetleri gereği haklılar! E peki celladına âşık olan bizimkilere ne demeli?
Yine mi; siz bu işlerden anlamazsınız düşüncesi doğuyor kafalarında acaba?.. İyi de, şunu da görmüyorlar; Doğu Perinçek'inden Tuncay Özkan'ına kadar Ulusalcılar bile bir müddet ordu ihtilâl yapıp bizi zindanlardan kurtaracak diye bekledikten sonra, ümitlerini kaybederek kaderlerine razı pozisyona geçtiler. Onlar geçti ama bizim romantik devrimcilerden biri hâlâ:
"Paşa!
Taş-maş basmıyoruz! TAM BASIYORUZ! Hedef belli; herkes silâh başına." diyerek Kemalist orduyu göreve (!) çağırdıktan sonra hızını alamayıp: "AYAĞA KALK SAKARYA!" dedikten sonra müthiş finali gerçekleştiriyor:
"Elzem olan yeniye yol açmak için yapılacak bir TAM BASMA DARBESİ'nin dünyada hiçbir darbenin olmadığı kadar meşruiyeti olacaktır! Eşi ve benzeri olmayacaktır."
Meselelere vukûfiyetimiz olmasa neyse... Belki az da olsa gaza gelebilirdik. Hâlbuki biz bu zihniyettekilerin Gönüldaşlarının ailelerini bile taciz edecek kadar terbiyesiz olduklarını biliyoruz. (Avukatları bu konuyu Karar Mercii'ne taşıdı mı dersiniz? Hani işlerine gelen meseleler için seğirtiyorlar ya!)
Darbeli Darbeci'nin yazdıklarından alıntıladığımız en doğru cümlesini (ki, yazısının bütünü devenin boynu hesabı bir yazıdır) hatırlatalım: "İşin orası Allahla Allah Dostu arasındaki bir sırdır ki, kurcalamak benim boyumu aşar..."
Hah işte... Doğru söz budur... Ne zaman ki Allah'la Allah Dostu arasındaki sırları kıyından bucağından da olsa kurcalama yetilerin harekete geçer, o zaman boyundan büyük işlere burnunu sokarsın. Şimdilik kenarda duruver. Bu işler sana göre değil. İsmailağa Cemaati de senin zannettiğin veya seni kandırdıkları gibi "Millî Kuvvetler" safında değildir. İnternet üzerinden bir şeyleri biraz algılaman mümkün ama, nisbetinin Bâtın alâkası zayıfsa tasavvufî cemaatlerin işlerine burnunu sokma! Tavsiyemiz olsun.
Darbeci'nin yazısının başlığı da şöyle: "MAHMUD HOCA'NIN SON AÇIKLAMASININ SİYASİ ANLAMI ÜZERİNE."Bu siyasî anlam üzerine öyle döktürmüş ki, Genel Yayın Yönetmenimiz Saadeddin Ustaosmanoğlu'nun ne fitneciliği kalmış ne de antiemperyalistliği... Vatansevmez emperyalist güçlerin güdümünde bir oyuncak Ustaosmanoğlu!
Darbeli, Millî Gazete'de yayınlanan haberin kim tarafından ve ne kadar acemice yazıldığını bilmiyor mu? Veya 'Vatansever' arkadaşları kendisine bu konuda bilgi vermediler mi?
Toparlayın artık kendinizi... Bu kadarı fazla!
Âhir kelâm:
"İngiliz tarihçi Arnold Toynbee'den bir kesit: ... Kendi akrabalarından bir "Zealot" ile çarpışan "Herodian"ın ona bir Batılıdan daha insafsız davrandığını unutmamak gerekiyor. Batılılar İslâmcı "Zeolat"a kamçılarla işkence ederken, İslâmcı "Herodian" ona akreplerle işkence ediyordu. 1924'te Kral Amânullah'ın Pathan ayaklanışını ve Mustafa Kemal Atatürk'ün 1925'deki Kürt isyanını bastırışının korkunçluğu...(...)Hep birlikte "Mısırlı fellahtan ve İstanbullu hamaldan geleceğin medeniyetine yaratıcı bir katkı beklenebilir mi hiç?" diye söylenen, Batılı sömürge yöneticilerinden Lord Cromer veya General Lyautey ile anlaşan Mustafa Kemal gibi ünlü "Herodian"lar.."
Herodian; Cellat... Ve; celladın karşısında insanları esas duruşa zorlayan romantik devrimciler veya Millî Kuvvetler veya Vatanseverler... Kırmızı Urbalar geliyor kaçın veya Mücahid Perinçek'in Kırmızı Urbalar ülkesi İngiltere menşeli Mason kimliği... Vs... Vs... Vs...Not: Avukatlar bu yazıyı nereye götürecek?
Not: Avukatlar bu yazıyı nereye götürecek?











