FURKAN dergisi

Saturday
Jul 31st
Text size
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
Anasayfa Arşiv

Warning: imagejpeg() [function.imagejpeg]: Unable to open '/var/www/vhosts/furkandergisi.com/httpdocs/images/resized/images/stories/kapak/34_kapak_416_600.jpg' for writing: No such file or directory in /var/www/vhosts/furkandergisi.com/httpdocs/modules/mod_janews/helper.php on line 121

Şeyh İsmail Çetin Hazretleri

Şeyh İsmail Çetin Hazretleri
 

Necip Fazıl Mirzabeyoğlu Özel Sayısı

Necip Fazıl Mirzabeyoğlu Özel Sayısı

 

 

Nisan Sayısı; Sapkınların Köküne-Kökenine Doğru

Nisan Sayısı; Sapkınların Köküne-Kökenine Doğru

 

Nisan Sayımızda M. İslâmoğlu'nun Sapkınlıklarının 32 Tekmili Birden...

Bu sayımızda, uzun zamandır sizlerden gelen talebler doğrultusunda, Ehl-i Sünnet mensublarına ağır hakaret eden sapkın Mustafa İslâmoğlu’nu kapağa taşıdık. İslâmoğlu’nun sapkın fikirlerinin köküne yönelik yaptığımız kapsamlı sondaj çalışmamız...

 

 

DERGİMİZ IRAK İSLÂMî DİRENİŞ CEPHESİ (CAMİ)’NİN RESMİ SİTESİNDE

DERGİMİZ IRAK İSLÂMî DİRENİŞ CEPHESİ (CAMİ)’NİN RESMİ SİTESİNDE

 Irak’ın en güçlü direniş gruplarından olan Irak İslâmi Direniş Cephesi (CAMİ) lideri Sayın Dr. Seyfeddin Mahmud ile dergimizin Ağustos 2008 tarihli 27. Sayısında uzunca bir röportaj yapmıştık. Grup resmi sitesinde bu röportajı hem Arapça olarak, hem de Furkan’da neşredildiği şekliyle yayınladı ve ilgili sayımızın kapağını da sitesinde neşretti.

اقرأ المزيد...

“SANAL ÂLİMLER, SANAL MÜCAHİDLER”

Ahmet FAZIL Sanalite; içinde bulunulan tabiî çevre, eşya ve hadise dışında genelde bilgisayar ortamında var olduğu kabul edilen ancak varlığı ve yokluğu üzerine tartışmalı fikirler serdedilen ortam. Sanal âlim ve sanal mücahid ise, herhangi bir “game”de klavye veya Mouse başına çömelmiş oyuncu… “Counter” oyunundaki asil kahraman, “Jack”daki romantik kurtarıcı, “Piri Reis”teki coğrafya düşkünü gezgin. İnternet, sanaliteyi tetikleyen son moda! teknoloji destekli iletişim aracı. Binlerce faydasının yanında, şahsiyet kaybına sebebiyet verecek derecede de tehlike arz eden bilgi aktarım dili. Forumlar, Web sayfaları, Elektronik Postalar, çevrimiçi görüşmeler vs. hep bu dilin irtibat noktaları. Yaptığı işe ve yaşadığı hayata nispeten her zaman bu irtibat dilini kullananlar zarar etmiş olmaz ki çoğu zaman faydalı işler zuhur etmekte. Ancak korkak, kaypak, deşarj olmak isteyen, bir şeyler yapma ihtiyacını veya gerçek hayatta sakladığı ve doğru bildiği ancak söyleyemediği hakikatleri sanal ortamda, sanal bir kişilik olarak yansıtmak, dile getirmek isteyen zavallı tipler, başlığımızla işaret edilen kesimdir. Ayrıca yine laik-kemalist kesimi temsil eden batıcı medyanın yer yer mevcut olmayan üniformalı, üniformasız kişilere söylettiği sözler ve bununla oluşturmak, yaygınlaştırmak istediği korku ve endişede yine bu çerçeve dâhilinde değerlendirilmelidir.Her şeyi bilir bunlar, sitelerden topladığı bilgileri “Paste” ederek, ya da bildiği doğruları aslanlar gibi! haykırarak sanal dostlarına ne kadar mücahid, ne kadar âlim olduğunu ispat etmeye çalışırlar. Gerçek hayata taşınmayan bu iman cehdi, iç çatışmalar boyunca iki kişilikli bir zatın gelişmesine sebebiyet verir ve bir zaman sonra psikolojik sorunlar başlar. Kişinin tedbir gereği kendini saklaması, ifade ettiği şeye nispeten güvenlik önlemini artırması gerçek hayatta da mevcut zaten. Burada eleştirdiğimiz şey, gerçek hayatları ile sanal hayatları birbirine zıt olan kişiliklerin yapıp etmeleri, yoksa Sanalite dediğimiz bu alanı gerçek hayatının bir parçası, bir irtibat aracı olarak kullananlar değil. Bu yüzden “Maske” düzeninde, etkileme ve etkilenmenin getirdiği varoluş süreci kimi için bir nasip şeklinde cereyan ederken, bir başkasında ego tatmininden öteye geçmez. Bildikleri! sadece söyledikleri değildir, meslekleridir, cinsiyetleridir, ülkeleridir, şehirleridir, görevleridir, cemaatleridir, siyasi görüşleridir vs. İnandırıcı hiçbir şey yoktur bu kişilikte. “Hakikati öğren söyleyeni sonra öğrenirsin” hikmeti vesilesiyle hakikatin zuhuru nispetinde “İlim Müslüman’ın yitik malıdır” ölçüsünden hareketle sahiplendiğimiz hakikatler bir tarafa, bu kişiliklerden alınacak bir şey yoktur. Çünkü samimiyet yoktur, ahlâkına dair şahitliğimiz yoktur, insan tanıma hesabından elle tutulacak bir şahsiyet tipi yoktur. Tehlikeli tarafı muhatabın kim olduğu meçhul olduğundan ondan neşet edecek aksiyonun veya fikrin güvenliği de, sanal âlemin diğer üyelerini gerçek hayatta büyük sıkıntılara, belalara sokabilmektedir.Sanal tüccar, sanal İslâmcı, sanal asker, sanal hocaefendi, sanal korku, sanal devrim, sanal ezan, sanal hatim, sanal mevlid vs. daha uzatabiliriz. Artık Sanalite o kadar tabiî bir durum ki, meşruiyet zemini bile bulmuş ve nasıl ki ezan okuma ibadetini “merkezi ezan okuma sistemi” adı altında sanallaştırdıysak ve herkese mahsus bir ibadeti bir kişiye mahsus hale getirdiysek, ya da açıp Cd’den saatlerce Kur’an dinledikten sonra sanki bir cemaatte canlı dinlemiş gibi sevap ummayı düşündüysek, tıpkı bunun gibi sanal kişilik olarak asli hayatımızla uyuşmayan -asli hayatımızda olmayan davranışları bilgisayar- internet ortamında göstermekte, zaafiyet ve çaktırmadan “Amel Kaçkınlığı”ndan başka bir şey değildir. Bir kurgu, bir oyun, roller ne ise o. Bir peygamber, bir sahabe, bir âlim, bir aşık, bir asker, bir aşçı rolü hiç fark etmez aslı astarı olmayan özellikler ile sahte bir varlık âleminde, sahte bir varlık olarak yer alıp, orada gerçekleştirdiği her şeyin orada kalacağını zanneden ahmak durumu. Rol ne ise o. O’na nisbeten Allah’ın hesabı. Allah her şeyi bilen, gören ve işitendir. Öyleyse her yapıp etme, yalan, aldatma, zina, teşvik, fikir hırsızlığı, ölüme teşvik vs. gerçek hayat gibi muhasebe ve muhakemeye tabi. Sanalite sadece insanların birbirlerini aldatmasına yönelik; Allah’ı asla. Bir nick’le veya bir maille belirişten bahsetmek değil mevzuumuz ve gayemiz. Kişilik çatışmalarını kendi iç dünyasında çıkmaza sokan, riya kıskacından kıvrananı, korku ve endişe içerisinde yaşamın laik cephesinde sürüngenleşen ama dini bırakmaya niyeti olmayan, ya da ihanet içerisinde hain bir zümre olmasına rağmen, güya aynı görüşü paylaşıyormuş gibi karşı görüşe sızma, görüşü iğdiş etmeye çalışma, kişileri yanlış yönlendirme, yanlış ve eksik bilgilendirme, sempatizanları soğutma falan gibi işlere girmek isteyenler daha çok hedefimiz ve bunları zihinleri ifsad edenler olarak işaretlememizde birazda bu yüzden. Bedel ödemek, söylenilen ve yapılan işin çilesini çekmek, kerizlemesine ve ulu orta kendini teşhirden bahsetmiyoruz, tedbir-tescil ve güven ortamı sağlandıktan sonra varlık âleminde fikir ve aksiyon adamı olarak belirmek ve bunun iş yükünü, amel ızdırabını, ilahi mükâfatını beklemek, hak etmek. Bu olduktan sonra tamamlık şartları boyunca varoluş “Ben varım” mücadelesi vermek. Kimi zaman kaybolmak, kimi zaman meydan yerinde bir bayrak direğinde zuhur etmek, kimi zaman bir sabah namazında, en kuytu köşede görünmez bir adam gibi namaza icabet etmek, kimi zaman internet ortamında üzerine düşen görev ve yapması gereken ne ise onu yapmak. Sanaliteyi ikinci kişilik olarak değil aynı kişiliğin aynı ifade ve görünüşleri boyunca farklı bir ortamda zuhur edişi olarak görmek.            “Müslümanın özel hayatı olamaz” ya da “Müslüman; Allah’ın kendi için takdir ettiği yaşam tarzına bağlandıkça hayat bulandır” misalleri çerçevesinde, ruhi mânâda varoluşunu yaşadığı, rüya âlemi de dâhil olmak üzere her âlemde Allah’ın ahlâkıyla ahlâklanmayı vazife bilir ve böyle görünmeyi kıymetli görürler. İbdacılar, görüşlerini ve amaçlarını gizlemeyi küçüklük sayar, küfür karşısında ezilip-büzülmeyi, ağlanıp sızlanmayı zaafiyet kabul ederler. Bu yüzden İbdacılar hedeflerine varmak için, kurumlaşmış küfür yaşam tarzını değiştirmeyi her çeşit necis soydan pisliği reddetmeyi, ahlâksızlık ve domuzluk üzere kurulmuş maddeci batı medeniyetini yıkmayı açık açık ilan ederler ve bu yolda tek kaybedecekleri şeyin şehadet nimetinden kaçınmak olacağını ve bu nimeti elden kaçırmamak için sabırsızlandıklarını, dost düşman herkese bildirirler. Muhakkak ki bu bedelin karşılığının takdiri Allah’tadır. “Sanalite gerçek hayatın parçasıdır” şuurunda Allah’a hesap verici bir ruh fırtınası yaşayarak her alanda ve makamda İslâm’ın sesini yaşayarak duyurmak.                       Yazımızı bir fıkrayla nihayete erdirecek olursak; “Gencin biri, bir kıza bayağı tutulmuş, günlerce aylarca peşini takip etmiş uzaktan gözlemiş. Bir arkadaşı bunu duyunca biraz da üzülerek; ‘Ya sen bu kızı seviyorsun madem gidip söyledin mi. Hani derler ya aşkını ilan ettin mi.’ ‘Yok’ der bizimkisi. Diğeri devam eder ‘peki’ der ‘kızın senin onu çok sevdiğinden haberi var mı?’ Bizimkisi pişkin pişkin ‘Yok be abi. Çaktırır mıyım hiç’ der” Çaktırmadan mücahid, çaktırmadan âlim, çaktırmadan İslâmcı, çaktırmadan Müslüman, çaktırmadan sofi vs.

Allah’ın isimlerinden, Sem’i ve Basir; İman sahibine kâfi…

Furkan Dergisi, s. 20
الصفحة 1 من 3
English (United Kingdom)Turkish (Turkiye)Arabic(السعودية)

Dosyalar

Kullanıcı Girişi

  • تسجيل دخول
  • سجل الآن
    Registration
    *
    *
    *
    *
    *
    Fields marked with an asterisk (*) are required.
  • Furkan (Kapak)

    Üstad Diyor ki:

    Üstad Necip Fazıl Rahmetullahi Aleyh buyuruyor: Namaz kılanlar, kendileri de işin içinde, namazın sathında kalanlara acısın. Kılmayanlar da, o satha bile tutunamadan derinliklere girmek palavrasından haya etsin!..
    O ve Ben sf/168 -

    Site İçi Arama

  • Search
  • Kimler Sitede

    يوجد حالياً 64 زائر متصل
    Guraba
    Guraba mecmuasının 13.sayısı çıktı..
    Reklam
    İNSAN 'Erkek ve Kadın'
    Salih Mirzabeyoğlu'nun 53. Eseri İNSAN 'Erkek ve Kadın'
    Reklam
    Rihle Dergisi
    Rıhle Dergisinin 9.Sayısı..
    Reklam