EBCED HESABI
-MAHİYETİ VE YERİ-
خواجكان;Hâcegân...Hocalar, yüzbaşı rütbesinde sivil memur;681 Sefine-i belâgat; سفينهء بلاغت…1628…Belâgat gemisi 1470…Tîğ-i zeban; dil kılıcı, kılıca benzeyen dil...تيغ زبان Askerin başı, kumandan; Sâlâr-ı sıpah.. سالار سپه ..359 راه نجات…Râh-ı necât…660;kurtuluş yolu… 69;Yeşillik…سبز... Sebz |
HASAN DÜZENLİ
GİRİŞ
1.BÖLÜM
İSLAM ANLAYIŞINDA EBCED
Ebced
Ebced Hesabı
Ebced Tablosu
EBCED ÇEŞİTLERİ
1- Asıl-Küçük Ebced Hesabı
2- En Küçük Ebced Hesabı
3- Büyük Ebced Hesabı
4- En Büyük Ebced Hesabı
5- Nokralı Ebced Hesabı
6- Noktasız Ebced Hesabı
EBCED HESABININ KULLANILDIĞI YERLER
Günlük İhtiyaçlarda
İsim Sembolü Olarak
Çocuğa İsim Verilirken
Kitap Ve Makalalerde
Resmi Devlet Kayıtlarında
İlimlerde
Cifr İlminde
Tasavvuf Ve Din İlimlerinde
Tarih Düşürmede
Vuku Bulmuş Ve Bulacak Hadiselerde
Esmâ-ül Hüsnâ
GİRİŞ
“Ebced hesabı”nı, insan hayatındaki mesele ve hadiselerin tabir veya tevil edebilmesi ve bir yönüyle de “harfler-kelimeler üzerinden manalar kavrama işi” olarak vesileler arasında sayabiliriz.
Ebced hesabı uygulanacak olan kelimenin yapısında dikkat edilecek hususlardan olarak; kelimenin delalet ettiği şeyi bilmek, kelimenin doğru yazılış ve okunuşu, hangi dil ve coğrafyada kullanıldığı vesaire gibi şartlar kelime veya harfin kendi ifadesini kavrama da göz ardı edilemeyecek hususlardır.
Ebced hesabını bütünün bir parçası olarak değerlendirdiğimizde, insanı, üzerinde bulunduğu işin iç yüzüne ulaştıran tedai, ilham, tevil ve tabir edecek istidattan da mahrum olmamasını gerekli kılar. Bütünde yerini alamayan bir hesap tekniğinin ise kıymet hükmü verilemez ve vasıtalık görevini yerine getiremez.
İnsanın ayaklarının yere bastığı gibi ruhunun latifliği içinde dimdik duruşu sayesinde ve nefsinin kendine pay çıkartıcı eda ve tavırlardan uzak olması sayesinde kalbe düşen ilhamlarla tedailere uzanır veya tedailerden ilham damlaları süzülür. Bu bağlılık içerisinde kişinin önüne çıkan kapıları usta bir çilingir gibi yoklaması ve içeri girebilmesi istidata kalmış bir merhaledir. İnsanın ruh kuvveti kazanması ve hesab tekniğini bilmesi, bir vesile ile ‘ne aradığı’nın keşfi ortaya çıkmasa bile sermaye olarak kişiye belli bir istidat kazancı sağlamış olacaktır.
“Kelâmın bir cemâli vardır ki, Hak onu inayet ettiklerine gösterir” hikmeti, bize bir manada üzerinde bulunduğumuz işin hakkını verici, üzerinde yoğun tefekkür edici, o iş içinde yanıcı ve eriyici hassalarımızı canlı tutarak işin üzerine eğilmek ve cümlelerin-kelimelerin iç ve dışını kendi bütünlüğü olarak hissetmenin yollarını arayabilmek.
İnsan kendisine vesileler arayabilir yada karşısına çıkan vesilelere uzanabilir ki, ayet ve hadislerin iş’ari manasına, beyit, günlük yaşantısı içerinde dikkate şayan kelime-cümle okuması yada duyması üzerine veya rüyasında bir şey belirmesini- işitmesini manevi bir işaret olarak sayar ve o kelimenin ebcedini çıkarır ve çıkan manayı kavrar veya kavramanın yollarını arar. Yine insan kendi uğraştığı, matematik, fizik, kimya vs. alanında mananın maddeye olan tahakkümünden gelen ilhamlar doğrultusunda işaretler aramaya girişir ve kendine yol arar. Bu manada ilhamlarımız bizi kapıya götüren yol gibidir, yoldaki engelleri aşmak için diğer materyallerin de bünyemizde mevcut olması gereklidir.
Ebced hesabı üzerinde durulması gereken iki husus; ihlas-samimiyet ve nasibtir. Kişi samimiyeti doğrultusunda ilerlerken takdir olunan nasibidir. Bize düşen dilemek, istemektir.
“Dua’yı icra da arayın” hadis-i şerif’inde buyurulduğu üzere her işin kendi gereken hakkını yerine getirmeye gayret gösterirken, Allah’a niyaz ederek kalb berraklığı ve sukuneti, akla düşen hatarât’lardan kurtulma kuvveti, kemal yolunda ilerlemenin gereken tüm hassalarını bünyemizde toplama adına dua’ya sarılmalı ve günlük yaşantıdan etkilenen kalbin kararmasına mahal verilmemelidir.
İslam dini içerisinde her meselenin kendi esas ve usulleri içerisinde ele alındığını görmekteyiz.
Allah Resulü bir hadisinde buyurmuştur: “Allah’ın ahlakiyle ahlaklanın”.
İmam-ı Rabbani Hazretleri;
-“İslam, Şeriat ve tasavvufun bütünüdür.”
-“Efendimiz, alemlerin Rabbinin Sevgilisidir. İyi ve güzel olan her şey o Sevgili içindir. Onun içindir ki, Hak, Kitabında, Sevgilisine büyük ve eşsiz bir yaradılış ve ahlakla vücud verdiğini haber verdi. Cihanın Efendisinde iç ve dış alemler kemal halindeydi ve birbirlerine asla aykırı bulunmuyordu. Bu bakımdan gerçek marifet ve eriş, zahirle batının birbirinin tamamlayıcı halinde, birbiriyle ahenk belirtmesi ve hiçbir aykırı ifadeye imkan bırakmamasıdır. Mesela: Yalanı ağza almamak şeriattır. Kalbe giren yalanı nefyetmekse tarikat… Kalbe giren yalanı cehd sarfederek nefyetmek tarikat iken, cehdsiz ve emeksiz atmak da hakikattir…
…Sevgilinin ahlak ve şekli bulunan her nesne yine Sevgiliye olan bağlılığiyle sevgili olur. Alemlerin Efendisine uymakta gayret ve hassasiyet, sevgililik makamına götürür. Her akıllı, zahir ve batın yoluyla beşeriyetin Fahrine uymaktaki sırrı anlayabildiği nisbette aklı bulur.* ” Buyurmaktadır.
Bu manada İslam alimleri, tasavvufun ka’l değil hal olduğunu, tasavvufi eserlerin ise kişileri manevi atmosfere kılavuz teşkil etmesi bakımından ve ruhi keyfiyeti disipline etmede yardımcı olabilmek için olanca güçleriyle manayı kağıda dökerek bizlere sunmuşlardır.
İnsanın ruhi yaşantısını disipline edebilmesi için bilinenlerden yola çıkarak iç huzura kavuşabilmesi, böylece eşya ve hadiseler de tasarruf hakkına malik birer fert olmasını murad etmişlerdir.
Kişi, nefsini ruhunun tahakkümü altında tuttuğu müddetçe içindeki ruh ızdırabının sukunete ermesiyle, manevi yolda kalbe düşen ilhamların “dindeki gizli olgunluklar olduğunu bilir, bu esrar ve ince bilgileri” zahir plana çıkararak hakikate yakın bir şekilde tabir veya tevil eder.
Bu minvalde gerek kendi yaşantısı içerisindeki meseleler veya hayatın akışı içindeki hadiseleri hakikate yakın bir şekilde yorumlayıp, olan bitenlerin tesiri altında kalmadan etkisi altına almış olur.
Bizim de dileğimiz iç ve dış alemimizin kuvvet kazanarak hakikat yolunda yürümenin vasıflarına ermek..
İslam Anlayışının bir parçasını oluşturan “ebced” hesabı üzerine yazılan eserlerin yoğunluk arzetmemesi ve mevcut çalışmaların da sırrına dair verilerin keyfiyete bırakılmış olması hasebiyle çalışmamız da bir hayli zorlanıldığını söyleyebilirim.
Ebced hesabı isimli çalışmamızın kaynakları arasında Prof. Dr. İsmail Yakıt’ın ‘Türk İslam Kültüründe Ebced Hesabı ve Tarih Düşürme’ isimli kitabından, Ebced’in uygulanışı ve tarihi süreç içerisindeki işleyişinden istifade etmiş bulunmaktayız.
“Ledün İlmi” içerisinde ifadesini bulan “ebced hesabı”nın önem kazanan yanı, Muhyiddin-i Arabi Hazretleri’nin tesbitlerinin yer aldığı ve ‘harflerin keyfiyeti ve mertebeleri’ bahsini, derin idrak ve ruh kuvvetine sahib olan çağımızın mütefekkiri Salih Mirzabeyoğlu’nun külliyatı içine serpiştirdiği konu ile ilgili kitapları bütünü yansıtması bakımından; Ebced hesabının mahiyeti ve yerini tesbit etmede esas kaynak teşkil etmiştir.
Ebced hesabı ile iştikak ilmi arasındaki yakın ilişkiyi belirtmek ve ebced hesabının uygulanışını misallendirmek adına uygulamalı göstereceğimiz “Salih-Rüya” üzerine yapılan çalışmayı da sunuyoruz.
Allah Resulü’nün hayatını takip ettiğimizde görmekteyiz ki, Hz. Peygamber; Zeyd bin Sabit’i İbranice ve Süryanice öğrenmekle görevlendirmiştir. Bu emir, toplumlar arası iletişim ve diplomatik ilişkilerin yürütülmesi vasfını taşımakla birlikte, Hz. Zeyd’in, Allah kelamının metinlerini ilk kitab (Mushaf) adı altında toplama saadetine kavuşturacaktır. Nitekim, Hz. Peygamberin vefatından sonra çıkan savaşlarda bir çok sahabenin vefat etmesi üzerine Kur’an ayetlerinin kaybolması korkusu Hz. Ömer’i endişelendirmiş ve Halife Hz. Ebu Bekir’e giderek ayetlerin toplu hale getirilmesini istemiştir. Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer’in bu teklifini uzun istişareler neticesinde kabul etmiş ve Zeyd bin Sabit’i görevlendirmiştir. Böylece ashabda bulunan bütün yazılı metinler hicretin 12. yılında Mushaf adı altında toplanmıştır. Zeyd bin Sabit, Hz. Osman döneminde Kur’an’ın çoğaltılması için oluşturulan komisyonda görevli bulunmakla ayrı bir saadete daha kavuşmuştur.
İmam-ı Gazali Hazretleri, Kur’an’ın anlaşılmasının yolu, (kullandığı) dilin vaz’ının önceden biliniyor olmasına dikkat çeker. Kur’an da ‘dağ’ anlamına gelen ‘tûr’ kelimesi kullanılmakta ve o günün Araplarınca da Süryanice kelimeleri anlayanların bulunması, kişilerin alt yapısının olduğu ve inşa edilmek üzere verilen bilgilerin işlenebilmesinin denge usulünü de göstermektedir.
“Allah’ın Sevgilisi buyurdular ki: Süryanice öğrenin!”
Süryanice olarak telif edilen Celcelutiye: “Allah Resulü’nün derslerine istinaden, aslı cifir ve ebced hesabı ile alakalı olarak Hazret-i Ali tarafından telif edilen Süryanice bir kasidedir… Esas manası ‘bedi’ demektir.”**
İslam Anlayışı içerisinde ebced hesabının yerini ve mahiyetini gönlümüzün gördüğü surette ve ruh kuvvetimiz kadar şekillendirmeye çalışacağımızı bildirerek hayatımızı hakikate yakın çizgide sürdürebilmek adına “Ebced Hesabı -Mahiyeti ve Yeri-” isimli çalışmayı vesile kılarım.
17-05-08/C.tesi
1.BÖLÜM
İSLAM ANLAYIŞINDA EBCED
Ebced Hesabının tarihi sürecini incelediğimizde, İslam düşünürleri ve hassasiyetini bu yönde kullananlar tarafından çeşitli sahalarda kullanıldığını görmekteyiz. İslam tarihinde oldukça geniş yelpazesi bulunan ebced’in uygulanışını da konu alan “Türk-İslam Kültüründe Ebced Hesabı ve Tarih Düşürme” adlı kitaptan, ebced hesabının uygulanışı ve kullanım alanlarını sunmayı uygun bulduk. Prof. Dr. İsmail Yakıt’ın bu eseri, uygulanış ve kullanım alanlarının tesbitinde yeterli seviyededir. Bölümde sadece ebced hesabının uygulanışının daha iyi irdelenmesi için pratik üzerinden verdik. Bu bölüm, bir manada bize suretin çizgilerinden başlayarak bir kalıp çizimi gerçekleştirecek. Umuyoruz ki, “Ebced Hesabı” hakkında müşahhaslardan mülhem bir zemin oluşması ve ruha destek kabilinden alt yapının kurulması.
EBCED(1)
Ebced ve sözcüklerinden her harf bir rakama tekabül eder. Bu rakamlar vasıtasıyla çeşitli işlemler meydana getirilmesine “ebced hesabı” yada “hisab-ı cümel” denir.
Arabça Eski Sâmi alfabesindeki harf sırasının sayı değerine göre tertiplenmesinden meydana gelen birinci kelimenin adıdır. Ebced tertibi İbrâni ve Süryâni Alfabesindeki harfleri içine alır. Toplam sekiz kelimeden oluşur. Bunlar;
Ebced, Hevvez, Hutti, Kelemen, Sa'fes, Karaşet, Sehaz ve Zaziğ'dir.
Bu sekiz kelime bütün huruf-u heca denilen yirmisekiz harfi içine almış ve sırasıyla elif'ten gayn harfine kadar her harfe sayı değerleri verilmiştir.
Osmanlıca'da olup Arapça'da olmayan harfler için de benzer harflerin sayı değerleri kabul edilmiştir. Osmanlıca olup, Arapça'da olmayan; Pe,Çim, Je, Gef(Nazal n) harfleridir.
İslam düşüncesi, rakamlar ve harfler metafiziğini söyle açıklar;
Varlığın meydana gelişi Allah’ın kün (ol) emriyle olmuştur. “Kün” ilahi bir emir ve kelamdır. Yani bir sözdür. Harfler ise sözlerin ve seslerin sembolik işaretleridir. Dolayısıyla harfler varlığın ilk mahiyetini oluşturmaktadır ve ilahidir. Bütün sesler 28 harften ibaret olduğuna gore varlıklar ile harfler arası koleratif bir ilişki mevcuttur. Her varlığın adı birer kelimedir ve harflerden müteşekkildir. Harfler rakamlara tekabül ettirilirse, rakamlarda varlıklarla koleratif anlamda bir ilişkinin mevcudiyetini ortaya koyar. Öte yandan İslam tasavvufunda, insan, mikrokozmik bir varlık olarak telakki edildiğinden, varlığın özüdür, çekirdeğidir. Allah’ın kainata yani makrokozmik aleme tüm tecellisi aynen onun ve çekirdeği olan insana da olmaktadır. Kainatın ruhu gibi insanın da ruhu ilahi bir mahiyet ve cevher arzederken, bedeni de maddi alemden bir cüz oluşturmaktadır. Maddi alem “anâsır-ı erba’a” (dört unsur) denilen toprak, su, hava ve ateşin muayyyen terkiplerinin gelişimiyle meydana gelmiştir. Varlığın esasını meydana getiren 28 harf dengeli bir dağılımla bu unsurlarda yer alır ve “ilm-i huruf”, “kitabü’l- huruf” gibi eserlerde yorumlanır.
EBCED HESABI
Ebced’in en büyük özelliği “Ebced hesabı” adı verilen bir işlemde kullanılmasıdır. Buna göre, ebced ifadesindeki her harfin bir sayı değeri vardır ve bu değerlerden istifadeyle bir çok konuda pek çok işlemler yapılmıştır. İşte bunların her birine bu hesabın adı verilir. Ebced alfabe düzeninin harfleri 1’den 9’a, 10’dan 90’a, 100’den 1000’e doğru numaralandırılır.
Ayrıca bu alfabede gözükmeyen “pe” harfi “be ”, “çe” harfi “cim”, “je” harfi “ze”, “gef”(nazal n) harfi de “kef” gibi kabul edilerek onların sayı değerlerini alır.
Eskilerin “hisâb el-cümel” dedikleri, ebced hesabının 4 çeşidi vardır:
“Büyük”, “en büyük”, “küçük” ve “en küçük” ebced hesabı.
Eskiden büyük ebced (cümel-i kebîr) olarak ele alınmış, ama
bugün küçük ebced (cümelsağir) olarak değerlendirilmektedir.
Kullanıldıgı yerler bakımından Ebced alfabe düzeninde her bir harfin bir rakama tekâbül etmesi keyfiyeti, Türk-İslâm kültüründe, hemen hemen her sahaya yayılan bir kullanımı ortaya koymuştur. Rakamla ifâde edilecek şeyler yazıyla, yazıyla ifâde edilecek şeyler de rakamla sembolize edilir olmuştur.
EBCED TABLOSU
EBCED ÇEŞİTLERİ
1-Asıl Ebced; Küçük Ebced Hesabı (Cümel –i Sağir)
Ebced düzeninin ilk dokuz harfi 1’den 9 ‘a kadar, ikinci dokuz harfi 10’dan 90’a kadar, üçüncü dokuz harfi 100’den 900’e kadar sayı değerlerini alırken,son olarak ‘ğayn’ harfi ise 1000 rakamını göstermektedir.
Harflerin Ebced değerleri toplanır.
Misal: Cemil kelimesini oluşturan harfler: Cim, mim, ye, lam'dır. Cim: 3, mim:40, ye:10, lam:30.
Toplam = 3 + 40 + 10 + 30 = 83. Cemil kelimesinin asıl (küçük) Ebced değeri 83'dür.
2-En Küçük Ebced Hesabı (Cümel-i Asğar)
Harflerin (asıl) küçük Ebced değeri 12'ye bölünür. Bölme işleminde bölünmeden kalan değer harfin en küçük Ebced değeridir. Kef harfi ve sonrasındakiler için geçerli olan bu işlem de Sin ve Hı harfleri bu işleme tabi tutulmazlar.
Misal: Mim harfinin Ebced değeri 40'tır. 40'ı 12'ye böldüğümüzde kalan 4'tür. Lam harfinin Ebced değeri olan 30'u 12'ye böldüğümüzde kalan 6'dır.
Cemil kelimesinin en küçük Ebced değeri: 3 + 4 + 10 + 6 = 23'dür.
3-Büyük Ebced Hesabı (Cümel-i Kebir)
Harflerin adlarının sayı değerine göre hesaplanır. Bu işlem küçük Ebced hesabındaki sayılar, nazarı itibara alınarak yapılır.
Misal: Cim harfi cim, ye, mim olarak yazılır. Bunun toplamı: 3 + 10 + 40 = 53'tür.
Cemil kelimesinin büyük Ebced değeri: 53 + 90 + 11 + 71 = 225
4-En Büyük Ebced Hesabı (Cümel –i Ekber)
Asıl (küçük) Ebceddeki harflerin sayı değerlerinin Arapça adlarının toplamıyla yapılan hesaptır.
Misal: He harfinin değeri 5'dir. Arapça 5 Hamse'dir. Bu da 600 + 40 + 60 + 5 = 705'dir.
Cemil kelimesinin en büyük Ebced değeri: 1035 + 333 + 575 + 1090 = 3033'dür.
5-Noktalı Ebced Hesabı
Noktalı harflerin Ebced değerleri toplanarak yapılan bir hesaptır. Noktasız harfler, hesaba katılmaz.
Misal: Cemil kelimesindeki noktalı harfler: Cim ve Ye'dir. Bu harflerin toplamı: 3 + 10 = 13'dür.
Cemil kelimesinin noktalı Ebced değeri 13'dür.
6-Noktasız Ebced Hesabı
Noktasız harflerin Ebced değerleri toplanarak yapılan bir hesaptır. Bu hesapta da noktalı harfler nazarı itibara alınmaz.
Misal: Cemil kelimesindeki noktasız harfler: Mim ve Lam'dır. Bu harflerin toplamı:
40 + 70 = 110'dur. Cemil kelimesinin noktasız Ebced değeri 110'dur.
EBCED HESABININ KULLANILDIĞI YERLER
Günlük ihtiyaçlarda:
Özel notlar ve ticarî ilişkilerde kullanılmıştır.
Meselâ: 100 akçe alacağı olan birisi alacaklı olduğu kişiye bir kağıt üzerinde bir ‘kaf’ harfı yazıp gönderince hem alacağını istemiş, hem de konuyu aracıdan saklamış oluyordu.
İsim sembolü olarak:
İki veya daha fazla kelimenin sayı değerlerinin
aynı olmasından istifadeyle birini söylemekle diğeri kastedilmiş kabul
edilerek halk arasında kullanılagelmiştir.
Meselâ: “Muhammed” kelimesi 92′dir. “Aman’ kelimesi de 92′dir.
“Mevlevî” kelimesi de 92′ ettiğinden bu kavramlar arasında bir alaka
kurulmuştur. En meşhurlarından biri şudur:
”Aman lafzı senin ism-i şerîfinle müsavidir
Anınçin “aşıkın zikri “aman”dır ya Resulullah”
Keza bu konuda ilim = amel = sa’y kelimelerinin sayı değeri 140′dır.
Hem sayı değeri itibariyle hem de anlamca aralarında bir irtibat vardır.
Hilâl, lâle ve Allah lafzı da sayı değeri bakımından 66 etmektedir.
Bu husustan dolayı kültürümüzde hilâl ve lâleye daha özel bir yer verilmiştir
Çocuğa isim verilirken:
Doğum tarihinin bir kelime veya bir, iki
isimle belirlenmesidir. Hangi isimler çocuğun doğduğu seneyi ebced
hesabıyla verirse, o isimlerden biri çocuğa verilmiştir. Meselâ: H. 1311′de
doğan çocuğa “Mahmud Bahtiyar”, “Süleyman Hurşid”, “Yusuf Mazhari’, “Ömer
Rıza” ve “Recep Servet” gibi isimlerden biri verilebilir. Çünkü bunların her
biri 1311 etmektedir.
Kitap ve Makalelerde:
Eskiden kitapların önsöz, giriş, takdim sayfaları ile numa-
ra almayan sayfalar hep ebced alfabesine göre numaralandırılmıştır.
Kitapların ay ve sene kayıtları, yazı bölümleri ve madde başlıkları hep ebced düzenine göre tanzim edilmiştir.
Resmi devlet kayıtlarında:
Devlet arşivlerinde yer alan birçok resmî
belgeler, tutanaklar, fezleke ve mazbatalar, tarihler başta olmak üzere
vak’anüvis kayıtları, vakıf kayıtları ile sayım ve envanter hesapları
hep bu hesaba göre tanzim edilmiştir.
İlimlerde:
Fizik, matematik, geometri ve astronomide sıkça kullanılmıştır.
“Sa’fas” kelimesinin harfleri kullanılmıştır. Astronomide buyük rakamlar “ğayn” harfinin birkaç tekrarı ile de sağlanabilmiştir.
Ebced hesabı, musikide de kullanılmıştır. Buna göre sesler ve perdeleri ebced alfabe düzeninden istifade edilerek oluşturulan bir “ebced notası” ile belirlenmiştir.
Bu hesabın en çok kullanıldığı yerlerden biri hiç şüphesi mimarlıktır. Özellikle Mimar Sinan, eserlerinde, boyutların modüler düzeninde çok sık kullanılmıştır. Temel lslâmî kavramlardan oluşan bu hususa birkaç misal verelim:
Süleymaniye’de zeminden kubbe üzengi seviyesi 45, kubbe alemi 66 arşın yüksekliktedir. Ebced’e göre “Âdem’ 45, “Allah” lafzı da 66 etmektedir. Yine Selimiye’de de kubbeyi taşıyan 8 ayağın merkezlerinden geçen dairenin çapı 45 arşındır. Kubbe kenarı zeminden 45, minare alemi buradan itibaren 66 arşındır. Süleymaniye ve Selimiye’nin görünen silüetleri 92 arşındır ki, bu da “Muhammed” kelimesinin karşılığıdır.
Cifr İlminde :
Cifr; Harflere verilen sayı değeri ile, geleceğe veya geçen hadiselere, ibarelerden tarih veya isme dair işaretler çıkarmak ilmidir. Buna göre sembolik şekiller ve harflerin ebced sayı karşılıkları üzerinde yapılan yorumlar, bu sahayla meşgul olan kimselerin başvurdukları yollardan biridir.
Ebced yöntemiyle, Kuran’da geçen bazı ayetlerin, anlamlarına uygun olarak birtakım tarihlere denk geldiğini görürüz. Ve bu ayetlerde bahsedilen olayların, ebced hesaplarıyla elde edilen tarihlerde gerçekleştiğini gördüğümüzde ise, söz konusu ayetlerde olaya ilişkin gizli bir işaret bulunduğunu görmekteyiz. Kur’an ayetlerinin çok yönlülüğünü dikkate aldığımızda, bu ilmi bütünün bir parçası nev’inden kabul edebiliriz (Doğrusunu en iyi Allah bilir).
Tasavvuf ve Din ilimlerinde :
Ebced hesabının tasavvuf ve din ilimlerinde kullanıldığına şahit olmaktayız.
Özellikle “Kelime-i Tevhid” veya “Esmâ-i Hüsna”dan bir ismin kaç aded zikr edileceği ebced tablosuna göre tayin edilir. Kur’an tefsirlerinde ve hatta Kadir gecesinin tayininde de ebcedin kullanıldığını bilmekteyiz.
Tarih düşürmede :
Ebced hesabının en fazla kullanıldığı yer hiç şüphesiz tarih düşürmedir. Bunun için o olayın tarihini verecek ustalıklı bir kelime veya mısra söylenir ki, hesaplandığında o olayın tarihi ortaya çıkar. işte “tarih düşürme sanatı” adı verilen bu sanat divan edebiyatı boyunca kullanılmış ve bütün kültür varlıklarımızın kitabelerinde yer almıştır.
Vuku Bulmuş ve Bulacak Hadiseleri İncelemede:
Özellikle Kuran-ı Kerim ve hadislerden geçmiş ve gelecek olaylara dikkat çekilmesi adına örnekler vardır. İstanbulun Fethinin “beldetun tayyibetun…” cümlesine, ‘fetih tarihine’ işaret etmesi gibi.
Muhyiddin-i Arabi Hazretleri ve Said Nursi hazretleri’nin de çeşitli işaretleri mevcuttur.
Maide Suresi, 56. ayeti; “Muhakkak ki Allah’ın taraftarları galib gelecektir” ve ayette geçen, “fe” harfinin de dahil edilmesiyle “1429” hicri yılına tekabül ettiği bildirilmektedir.
ESMÂ-ÜL HÜSNÂ
Esmâ-ül Hüsnâ’nın(harf-i ta’rifsiz) Ebced Sayı Değeri
*Necip Fazıl Kısakürek, Mektubat.
*Salih Mirzabeyoğlu, Kökler.
– İsmail Yakıt, Türk-İslam Kültüründe Ebced Hesabı ve Tarih Düşürme.








Google
Facebook
Twitter
Myspace
Yahoo
del.icio.us
Blogger
Rain Concert




