19 Mayis 2012 Cumartesi - 05:17:12
Kemalistler Tunus'ta Tuş! طباعة إرسال إلى صديق
الخميس, 20 يناير 2011 21:41

 

Evet,

 

Kemalistler Tunus’ta tuş oldular…

 

Darısı bizimkilerin başına diyeceğiz ama, bizimkiler hiç oralı olmuyorlar. Başları havada ıslık çalmaya devam.

 

Biz onlara bazı hatırlatmalarda bulunalım da, illâ da burnumuzun doğrultusunda gitmeye devam edeceğiz inadından biraz uzaklaşsınlar.

 

Biraz diyoruz, zîra tümüyle vazgeçmeleri mümkün değil. Çünkü, nefsin emrinde hazzın keyfini çıkaranlar, ancak bir sarsılma ile kendilerine gelebilirler. Bunun aksine bugüne kadar hiç rastlanmadı.

 

Tunus’un 23 yıllık diktatörü Zeynel Abidin Bin Ali ne de güzel idame ettiriyordu hayatını. Her şey yerli yerinde idi, ufukta bir fırtına alâmeti de yoktu.

 

Hatta, gazetelerde çıkan haberlere göre, global ekonomik krizden bile pek etkilenmemişlerdi. 2002-2008 döneminde yüzde 4,8 büyümüşlerdi. Küresel krizin tahribatı Tunus’ta Türkiye’den daha az hissedilmiş vs. vs…

 

Sonra?..

 

Birdenbire her şey alt üst oluverdi. 23 senelik cendere 23 günde minare yüksekliğinden kuyu derinliğine düşüverdi… Düştü, çünkü minare yüksekliğinin aydınlığı değil, kuyu derinliğinin karanlığını temsil ediyordu bu cendere. Ama zincirsiz mahpuslara aldatıcı renklerle yapılan bu illüzyon ilelebet gidemezdi, gitmedi. Hiçbir yerde de gitmeyecek.

 

Bu ve benzeri hadiselerin gerçekleşmesi aslında bundan beş on sene öncesine denk gelmeliydi, diye düşünüyoruz. Yani, geç kalmış isyanlardır bunlar. Ve nerede bir diktatörlük varsa, şimdi bu tür isyanların korkusu içinde kâbus geçirmeye başladı… İşte Mısır, işte Cezayir, işte Libya vs.

 

İşte bir gazete haberi:

 

“Muhafazakâr Jam-ı Cem gazetesinde dün Hüsnü Mübarek yönetimine muhalefetiyle tanınan Dünya Atom Enerjisi Kurumu eski Başkanı Baradey’in, “Mübarek’i de Bin Ali’nin sonu bekliyor” şeklindeki açıklamasına yer verildi. Gazete de yer alan bir yorumda, Tunus’taki olayların bütün Arap ülkelerine yayılma ihtimalinin yüksek olduğu vurgulanıyor” (19 Ocak 2011, Taraf Gazetesi)

 

Aynı tarihli Sabah Gazetesinde yazılanlar:

 

ARAB DÜNYASINDAKİ HUZURSUZLUKLAR ARTIYOR

 

“MISIR: Başkent Kahire’den sonra bu kez İskenderiye kentinde bir kişi kendisini yaktı. Zihinsel engelli olduğu belirtilen 25 yaşındaki işsiz genç, (genele böyle olur, isyancıya akıl isnad edilmez ki, başkaları da bu tür eyleme meyletmesin de tehlike artmasın) hastaneye kaldırılmasına rağmen kurtarılamadı. Ülkede, önceki gün bir avukat, ondan önce de kötü yaşam koşullarını protesto eden bir kişi, parlamento yakınında üzerine benzin dökerek kendini ateşe vermişti.

 

CEZAYİR: Cezayir’de Tunus sınırı yakınlarında El Ued bölgesinde, 36 yaşında 6 çocuk babası bir işsiz kendini ateşe verdi.”

 

Libya’nın diktatörünün rahat olduğunu kim söyleyebilir. Ürdün kralı kim bilir hangi kâbuslarla uyanıyordur uykusundan. Fas’ın diktatörü, burnunun dibindeki yangından kendini kurtaracağına dair ne kadar bir inanca sahibtir?

 

Hülâsa, yaprak dökümü veya domino etkisi başladı diyebiliriz. Mazlum milletlerin zalim diktatörleri için geri sayım başladı.

 

Bu etkiyi kırmak için kalem sallayanlara da aldırış etmeyin. Onlar, karanlıktan korkup ıslık çalanlardır ki, her mahkûm psikolojiye sahib kişi ve toplumların tabiî hâlidir… Gidiyorlar.

 

Bin Ali kaçtı. Fakat, geride kalanlarda bir ümit kırıntısı var ki, onu kullanma telâşındalar. Bu sebeble, Bin Ali kırıntıları bir hükümet kurdu, ömrü bir gün oldu… Eylem kararı alan muhalifler şöyle diyor: “Diktatörden olduğu gibi diktatörlükten de kurtulana kadar meydanlardayız”… İşte bu kadar.

 

Bir sefer şuur uyanmasın, isyan başlamasın. Artık onu durduracak güç yoktur. Varsa da, kısa zamanda yenileceğini anlar. Bir, iki,üç derken zalim güç yenileceğini anlar  ve kaçar; tarihin çöplüğüne…

 

Londra’da sürgünde yaşayan Müslümanların lideri Rasud Gannuşi şöyle diyor: “GEÇMİŞTEN TOPYEKÜN BİR KOPUŞ ŞART.”

 

Bu kopuş, onur ve haysiyetin geri gelmesi için şart. “Katık olarak mutlaka sofranıza da biraz da onur olsun ister insanlar” diyen Hüsnü Mahalli 18 Ocak 2011 tarihli Akşam Gazetesi’ndeki köşesinde şöyle diyor:

 

“Tunus halkının bu zaferi mutlaka diğer Arab ve Müslüman ülkeleri etkileyecektir. Şimdiden bazı Arab iktidarlar halklarının gönlünü almak amacıyla çok önemli ekonomik ve sosyal kararlar almaya başladı. Başkaları da korkudan kendi faşist iktidarlarını korumak amacıyla daha da gaddarlaşabilir.

 

Yoksa Batı işbirlikçisi Suudi Arabistan yönetimi Batılıların vize vermediği Bin Ali’ye ‘Havada kalma gel bizde kal” dermiydi.

 

Aynı Suudi yönetimi durduk yerde ABD ve Fransızların oyununa gelerek Lübnan’ı karıştırmalarına yeşil ışık yakar destek verir miydi?

 

Bunlar  ‘zengin köle’ olmanın özellikleridir.

 

Ama gün gelecek bu coğrafyada herkes zenginliğin de işe yaramadığını anlayacak.

 

Bin Ali de çok zengindi. İran şahı ise çok çok zengindi. Bu zenginlik ABD vizeleri almalarına bile yetmedi.

 

Çünkü onları iktidara getiren, koruyan ve onlarca yıl köle gibi kullananlar hep şunu unutuyor:

 

Tunuslu ünlü şair Ebu El-Kasım El-Şabi’nin dediği gibi “Eğer halk bir gün yaşamayı seçerse kendi kaderi bile onun bu isteğine mutlaka yanıt verecektir.”

 

Çünkü insanlar sadece ekmekle yaşayamaz.

 

Katık olarak mutlaka sofralarında biraz da onur olsun isterler. Onur ise Washington, Paris, Londra, Berlin ve benzeri Batılı kentlerin caddelerinde hiç bulunmaz.”

 

Mahalli Ortadoğu’yu iyi bilen bir gazeteci, söyledikleri yabana atılmamalı. Kaldı ki, bu gidişattan sonuç çıkarmak artık hiçbir aydın için zor olmasa gerek… Görünen köy hesabı…

 

Şah döneminin İran genelkurmay başkanı Türkiye’ye geldiğinde ne demişti?

 

Bizimkiler soruyor; seksen yaşındaki bir ihtiyar bu işi nasıl yaptı, hissedemediniz mi devrimin gelişini?

 

Cevab: Hissedemiyorsunuz gül gibi açıveriyor birden!

 

Evet.

 

Herkes bu açılışı ciddi olarak İslâm âleminin her köşesinde hesaba katmalı artık. Zira, devran değişti. Başka bir dünya doğuyor. Bu doğumu hiçbir kuvvet engelleyemez.

 

Kemalistler anlamalı. Zorla güzellik olmuyor. Ya gidecekler, ya gidecekler.
 
English (United Kingdom)Turkish (Turkiye)Arabic(السعودية)

Üstad Diyor ki:

Üstad Necip Fazıl Rahmetullahi Aleyh buyuruyor: Namaz kılanlar, kendileri de işin içinde, namazın sathında kalanlara acısın. Kılmayanlar da, o satha bile tutunamadan derinliklere girmek palavrasından haya etsin!..
O ve Ben sf/168 -

Kullanıcı Girişi

  • سجل الآن
    *
    *
    *
    *
    *
    (*) Isaretli alanlarin doldurulmasi zorunludur
  • Kimler Sitede

    يوجد حالياً 172 زائر و 1 عضو متصل