22 Mayis 2012 Sali - 12:31:05
Habis Ervaha طباعة إرسال إلى صديق
الثلاثاء, 22 نوفمبر 2011 17:02


 

 

(Pis Kirlenmiş Ruhlar)

 

 

Emre Bolat

 

       Pis ve kirlenmiş ruhlar daima faaliyet hâlindeler... Hâdiseleri kamufle ederek yürümek sûretiyle kendilerini fâş olmaktan çoğu zaman kurtuluyorlar. Zaman zaman açık verdikleri de oluyor tabiî. Ama halkın mevzuyla alâkalı bilgi alt yapısı yeterli olmadığından bu açıkları, daha büyük darbe almadan kurtulmalarına sebeb oluyor.

 

Bahsettiğimiz mevzu ne?..

 

4 Temmuz 2006 tarihli Vatan Gazetesi’nde bir röportaj ilişti gözümüze. “Metal Fırtına” kitabının yazarı Orkun Uçar’la yapılmış bu röportaj. Söyledikleri şimdilik avamî bilgilerle anlaşılır şeyler değil. Hele de “Habis Ervaha”, bu mevzularla alâkalı halkın kafasını büsbütün karıştırmışken.

 

Biz yinede bu röportajdan bazı bölümleri okuyucularımızın anlayışına tevdî etmek istiyoruz. Bu meselelere ruhî alt yapıya, hiç değilse biraz âşina olmadan yaklaşmak doğruyu tesbit etmemizi engeller ama yine de dikkatli okuyucularımızın nazarına değecek çok şey olduğuna inanıyoruz.

 

Peki, Vatan Gazetesi okuyucuları bu işlere âşina oldukları için mi bu röportaj orada  yayınlanmış? Ne gezer. Hatta şunu bile söyleyebiliriz, kendisiyle röportaj yapılmış olan Orkun Uçar bile bu işin künhüne vâkıf değildir.

 

Mevzu şöyle takdim edilmiş:

 

“Turgut Özal’ın beyni mi yıkandı? Genelkurmay metafizik çalışmalar yapıyor mu? MOSSAD, kara büyü ile mi çalışıyor? Hz. M.......  Türk müydü? Metal Fırtına’nın yazarı Orkun Uçar bu kez Hakan Yılmaz Cebi ile birlikte yazdığı Kara Divan adlı yeni kitabında akıl almaz sorulara yanıt arıyor.

 

─ (...) Yeni kitab neyi anlatıyor?

 

─ Gelecekte bir kaos görünüyor ve geçmişte bunun izleri, nedenleri var. Yani soğuk savaş  bitti ve dengeler hâlâ oturmadı. Bu kaosu aydınlatmak için geçmişi iyi algılamak lâzım. Bu kitab, resmi tarihin yanlışlarına karşı bir giriş kitabı aslında.

 

─ Hakan Yılmaz, kitabta bolca geçen “metafizik” için “istihbarattan bir bilim dalıdır” diye söz ediyor. Sizin için de böyle mi?

 

─ Biz ne kadar bazı konuları bu metafiziktir, faldır, büyüdür diye aşağılasak da ülkelerin gizli teşkilatları bunlara o kadar önem veriyor ki...  Meselâ nükleer bombaların rotalarının değiştirilmesi üzerine çalışan medyum grubları var. Veya kitabta açıkladığımız gibi medyumlar arası çok ilginç metafizik savaşlar var.

 

(...) Türk istihbarat içinde de böyle çalışan grublar var.

 

─ Türk istihbaratı derken Emniyet ya da MİT’ten mi söz ediyorsunuz?

 

─ Tam olarak ona mı bağlı bilmiyorum ama böyle bir durum söz konusu.

 

(Bolu F Tipi cezaevinde hâlihazırda kendisine Zihin Kontrolü metodları uygulanan Salih Mirzabeyoğlu bu Habis Ervaha ile ölümüne cedelleşmektedir ve Türkiye’de ilk defa bu habis kadronun ipini pazara çıkaran kendisidir. EB)

 

─ Metal Fırtına bir kurguydu. Bu kitab farklı... Meselâ MOSSAD’ın büyü ve metafizik istihbaratla dünyayı yönetmeye çalıştığına dair iddialar var?

 

─ Bunlar İsrail’in  kültürel kökeninde dışlanmış şeyler değil ki zaten. Onlar peygamber olarak bildiğimiz Hazret-i Süleyman’ı bir büyücü olarak sunuyorlar. Bu anlamda ben metafizik olgulara da inanıyorum.

 

─ Peki  Genelkurmay’da böyle bir çalışma var mı?

 

─ Ben olduğuna inanıyorum. Saygın Ersin’in “Zülfikârın Hükmü” ve “Erbain Fırtınası” kitapları, Genelkurmay’ın içinde bulunan  ve metafizik olaylarla ilgilenen bir 12’nci daireden bahseder.

 

(...)

 

Soğuk savaş bitince bu sefer dinlerarası çatışmayı ortaya  attılar. Amerika ve İngiltere, müslüman Türk dünyası adına konuşacak halife çıkarmaya çalışıyor.

 

(Burada Amerika’da bir nevi mahsur kalmış ve bu ideal için hazır bekletilen Fettullah Gülen’i hatırlayın, oyun tutarsa Gülen bu iş için hazır figürandır. EB)

 

─ (...) geçen gün Aytunç Altındal’ın televizyonda bir konuşmasına şahid oldum. Ben bile korktum.1970’li yıllarda Mason grublar şöyle bir karar almışlar. Demişler ki, “Bir önceki yüzyıl meteryal dünyasıydı, şimdi o gerçeklerin gerçek olmadığını açıklamalı.” Yani 90’larda şu tür  kitablar çıkacak, medya böyle olacak, şimdiye kadar bildiğimiz her şey yanlıştı desinler. “Ben düşünüyorum da acaba o kaynaktan mı yönlendirildik. Meselâ biz Metal Fırtına’yı “Amerika ile Türkiye ilişkileri gergin” diye kendimiz düşünerek mi yazdık yoksa metafizik yöntemlerle yönlendirildik mi? Şaka bir yana, bundan bile şübheleniyorum.

 

─ Nedir metafizik istihbarat?

 

─ Özellikle Tasavvuf bilgilerine dayalı bir bilim dalı.

 

(Şimdi hatırlatalım; Kâinatın Efendisi buyuruyorlar: «Müminin ferasetinden korkun o Allah’ın nuruyla bakar.» Allah’ın nuruyla bakmanın kemâlat noktasına varmış Allah Dostları’dır ki, mânâ iklimlerinden devşirdikleri bilgilerle bu istihbaratın öncüsü durumundadırlar. Burada yazar; “Özellikle tasavvuf bilgilerine dayalı bir bilim dalı” derken aslında meseleyi anlıyor değil. O sadece işin zâhir boyutunda hissettiği bazı bilgileri terkib hâline getirip sunma aşamasında. Yoksa, bildik mânâda Tasavvuf ehlinin nelere güç yettireceğini (Allah’ın izniyle) nereden bilsin. Bu mânâdan olmak üzere şunu söylemeden geçmeyelim, ulaştığımız bazı istihbâri bilgilerin teminine şaşıranlar sadece bu işlerden anlamadıklarını ifade etmiş oluyorlar. Onlara kolay gelsin! EB)

 

─ Casusluk alanında da (metafizik bilgiler) kullanılıyor mu?

 

─ Sadece biz değil, Dünyanın bütün ciddi istihbarat merkezleri bundan yararlanıyor. İsrail devletinin oluşmasında büyü ve metafizik istihbarat verileri vardır. İsrailoğulları, Kral Süleyman zamanından sonra yeryüzünü büyüyle, metafizik istihbarat kaynaklarıyla yönetti.

 

─ Şimdi MOSSAD da böyle mi çalışıyor?

 

─ Aynen öyle  çalışıyor. Metafizik istihbaratçılar özel gün ve ayda doğan çocuklardan seçilir. Bu negatif metafizik savaşçılara “Habis Ervaha” denir. Yani pis, kirlenmiş ruhlar. Kara büyü ve teknolojik imkânları da kullanarak dünya liderlerinin çoğunun beyin frekanslarına giriyorlar.

 

─ Bizim liderlerin de beyin frekansına giriyorlar mı? Tayyip Erdoğan’ın  Deniz Baykal’ın falan...

 

─ Turgut Özal döneminde bir ara Genelkurmay Başkanlığı, Çankaya köşkünün etrafında  adlandırılmayan dalgalar buldu. Özal hemen Çankaya’dan çıkartıldı, zihin frekansları kontrol altına alındı .

 

─ Yoksa beyninde o dalgalar mı gitti rahmetli?

 

─ Rahmetli kontr güçler tarafından desteklendi, zihni kurtuldu. Harp akademilerinde kullanılıyor bu yöntemler.”

 

Bu mevzuyu şimdilik sadece bir işaret fişeği bâbında sunduk. Bu konuyla alâkalı meselenin mücerret yönüne vâkıf olmak isteyenler Salih Mirzabeyoğlu’nun “TELEGRAM” isimli kitabına başvurabilirler. Halka hurafe diye yutturulan şeylerin düşman tarafından nasıl kullanıldığını bilmek ve tedbir almak her müminin görevidir.

 

Mümin kâfir arasında cereyan eden bu metafizik savaşın yegane ilacı mâneviyattır. Bu bilindikten sonra nice mânevî derinliklere inebilmenin gayreti içine girmek elde edilen ilmî ve ruhî keyfiyetle düşmana saldırmanın hesabını yapmak mükellefiyeti altındayız. Öylesine söylenmiş sözlerle meseleyi geçiştirmeye çalışan budala taifesine ise söyleyecek sözümüz yok. Onlar kumda oynamaya devam edebilirler.

 

3 Temmuz 2006 tarihli Vatan Gazetesi’nde röportajı yayınlanan Yeni Şafak Gazetesi yazarlarından İbrahim Karagül’ün şu ibret dolu satırlarına bakalım:

 

“(...) on onbeş yıl önce radikal İslâmcı diye görünenler şimdi iş adamı oldu. O ideolojik söylem zemin kaybetti, insanlar zenginleşiyor güç kazanıyor, başka yönlere dağılıyor. Eski düşüncelerini, tezlerini savunmak bir tarafa hatırlamak bile istemeyen insanlar var. Adalet arayışından ziyade, iktidar arayışı ön plana çıkmış durumda.”

 

Evet... Adalet arayışından  ziyade, iktidar arayışı ön planda... Kuvvetli olayım da, varsın adalet yerin dibine gitsin, anlayışı... Bu sümüklü taifeye zihin kontrolü mü tatbik ettiler dersiniz?.. Yok yok, bunlar zâten budala tiplerdi, umumî mânâda tatbik edilen kültürel kuşatmaya dayanacak ne fikirleri ne de mecalleri vardı. Dolayısıyla yıkılıp gittiler. İktidar onlara adaleti unutturdu. Rezil oldular, ama rezilliklerinin farkında değiller (Tabiî şimdilik).

 

Müslüman; dikkatli ve dakik ol. Her günün muhasebesini doğru yap. Sağına soluna dikkat et. Kafa gözüyle seyrettiğin hâdiseleri bir de kalbî nazarla temaşa etmeye çalış. Oynanan oyunları başka türlü farketmen mümkün değil. “Bana ne!” deme. Nemelâzımcı olma. Her işinde yüzün âhirete dönük olsun. Her işini rızaya uygun yapma gayreti içinde ol. “Yâ Rabbi! Eşyanın hakikatini bana olduğu gibi göster” diye dua eden Kâinatın Efendisine dikkat kesil. Ne demek eşyanın hakikati? Eşyanın hakikatini olduğu gibi görmek ne demek? Bu sorularla gireceğin yolculuğun hayırlı sonuçları için acele et.

 

Son söz Salih Mirzabeyoğlu’nun “Telegram” isimli kitabının 77. sayfasından: “Nefes aldığımız her saniyede, cümlesinin bütün uzantısı köpekleriyle canına okumaya yeminliyiz.”

 

Furkan Dergisi, s. 6, Ağustos 2006 

 
English (United Kingdom)Turkish (Turkiye)Arabic(السعودية)

Üstad Diyor ki:

Üstad Necip Fazıl Rahmetullahi Aleyh buyuruyor: Namaz kılanlar, kendileri de işin içinde, namazın sathında kalanlara acısın. Kılmayanlar da, o satha bile tutunamadan derinliklere girmek palavrasından haya etsin!..
O ve Ben sf/168 -

Kullanıcı Girişi

  • سجل الآن
    *
    *
    *
    *
    *
    (*) Isaretli alanlarin doldurulmasi zorunludur
  • Kimler Sitede

    يوجد حالياً 65 زائر و 1 عضو متصل