|
Müslüman Ailenin İnşasına Değerli Bir Katkı: EDEBÜ’L-İSLÂM Fİ NİZÂMİ’L-ÜSRE Osman AKYILDIZ
هذا البريد الإلكتروني محمي من المتطفلين و spambots, تحتاج إلى تفعيل جافا سكريبت لتتمكن من مشاهدته
Giriş İslâm’da kadın, kadının şahitliği, kadının örtüsü, kadının işte çalışması… Bu başlıklarla başlayan pek çok yazıda modernist söylemin hâkim olduğunu görüyoruz. Kadın meselesini dinin bize dedikleriyle değil de, bizim dinden anladıklarımızla yorumlamamız gerektiğini ve bu yorumlarda modernizm ağırlığının kaçınılmaz olduğunu önceleyen bu söylem, ilim ve fikir yönlerinden mahkûm edilmesi gereken bir söylemdir. Aslında kadın konusunda belirtilen görüşlerde düşülen en büyük yanlış mevzûyu bir dünya görüşü perspektifine bağlamadan İslâm’ın hâkim olmadığı bir düzende yorumlamak ve konuyu kendi içersinde bütünlükle ele almak için İslâm’ın hâkim olması gerektiğini gözden kaçırmaktır. Nasıl ki faiz meselesini İslâm’ın hâkim olmadığı bir yerde kendi içinde tutarlı bir şekilde yorumlayamayacağımız gibi kadın meselesini de İslâm’ın hâkim olmadığı bir yerde sağlıklı bir şekilde yorumlayamayız. Çeşitli konularda çok sayıda eser kaleme almış olan merhûm es-Seyyid Muhammed bin Alevî el-Mâlikî el-Hasenî Hazretleri Türkçe’ye “Aile Düzeninde İslâm Edebi” adıyla çevrilibilecek “Edebü’l-İslâm fî Nizâmi’l-Üsre”(1) isimli eserinde müslüman bir ailede müslümanca bir hayat sürdürmenin düsturlarını bize öğretiyor. Sadece dar planda aile içersindeki konuları değil, sosyal plânda ifadesini bulan kadının örtüsü, karma eğitim, kadının çalışması gibi konuları da ele alıyor ve sahih sünnet ışığında mevzûları izah ediyor. Merhûm Üstâd yaşadığı ülke olan Suudi Arabistan’da hâkim olan zihniyetle zaman zaman sıkıntılar yaşadığından akidevî ve tasavvufî eserlerini genelde S. Arabistan dışında Kahire, Beyrut ve Şam’da bastırır, daha sonra da ilim talebelerine ücretsiz olarak dağıtırdı. Bu eser ise Mekke-i Mükerreme’de basılmış ve Kral Fahd Millî Kütüphanesi tarafından onaylanarak yayınlanmış. Bu da ülke yönetiminin Üstâd’ın dile getirdiği hususlara bîgane kalmadığını gösteriyor. Eserin Yazılış Amacı Eser ebeveynin birbirlerine, çocuklarına, akrabalarına ve genel olarak topluma karşı olan sorumluluklarını açıklamasının yanı sıra özelikle kadınlara İslâm’ın kendileriyle ilgili genel ve özel hükümlerini hatırlatmak, yanlış bilinen konuları açılığa kavuşturmak için yazılmıştır. Bu yönüyle eserden hanım kardeşlerimiz daha çok istifade edeceklerdir. Çünkü eser ağırlıklı olarak kadınlarla ilgili hususları ihtiva etmektedir. Müellif eserinin “Önsöz”ünde şöyle demektedir: “Bu eser aileyle ilgili etüt ve yazılardan oluşan bir derlemedir. Biz bu kitapta bazı sorunları çözmeye ve bazı yanlış anlaşılan sosyal kavramları düzeltmeye çalıştık.”(2) Biz önce eserde yer alan günümüzde en çok tartışılan konuların tanıtımını yapacak, daha sonra da genel olarak eserin içeriğinden bahsedeceğiz. Müslüman Kadının Kalesi: Hicab Müellif günümüzde çokça konuşulan kadının örtüsü meselesini modern zamanların kafa karışıklığına maruz kalmış Müslümanların anlamdırmakta güçlük çekeceği, ancak hakikatta anlaşılması çok kolay bir şekilde sahih sünnetin ışığında izah ediyor. “Hicâb İslam’ın şiarıdır” başlığı altında Müslüman kadının örtüsünden şöyle bahsediyor: “Müslüman kadının hicâbı (örtüsü) İslam’ın şiarı, takva elbisesi, ihtiram ve şeref kalkanı, hayâ ve utanma alametidir.”(3) Hicâbın tam tersi olan açıklığın zararlarını ise şöyle belirtiyor: “Açıklık; kötü son, büyük acı, ciddi bir tehlike, çok utanç verici bir durumdur.”(4) İslâm’ın müslüman kadına kendisini tepeden tırnağa kadar örtecek “tam bir örtü” ile örtmesini tavsiye ettiğini belirten(5) müellif, hicâbın niteliğini şu şekilde açıklıyor: “Bu husuta İslam’ın edebi Hicâb konusunda bahsedildiği gibi tam örtüdür. O da işlerini yürütme hususunda zorlanmıyorsa iki avucunun içi ve yüz de dâhil olmak üzere bedenin hepsinin örtülmesidir. Alışverişte şahid olmak yahutta kendisine şahit olunulsun diye yüzü açmak caizdir.”(6) Burada merhum müellifin tarif ettiği tesettür şekline ‘İslam’ın edebi’ vurgusunu yapmasına dikkat edilmelidir. Çünkü yüzün ve ellerin örtülmesiyle ilgili ihtilafın varlığı fıkıh ilmiyle az çok iştigal eden herkesin mâlumudur. Ancak murâd-ı ilâhiyi anlama gayreti müellifimize modern zamanların değer yargılarıyla değil, takvânın belirtisi olan Sünnet hassasiyetiyle konulara yaklaşmayı sağlamıştır. Özlediğimiz, hasretini çektiğimiz ulema prototipi böyle olmalıdır. Modern zamanların değer yargılarıyla dinin gereklilikleri çatıştığında “Ne de olsa sünnet, atabiliriz” anlayışına karşın, murâd-ı ilâhiyi önceleyen, ilmi Allah rızası için elde etmiş, alnı secdeli, yaptığı işin mes’uliyetini yüreğinin derinliklerinde hisseden ulemâ prototipini oluşturmak… Medrese misyonunu sırtlanmış her medreselinin bu konuyu iyice anlamış olması gereklidir. İslâm düşmanlarının hicâbı müslümanların geri kalmasının sebebi olarak görmelerini ilim ve tarih önünde hesaba çeken müellif, bu iddiaların bir kere tarihi bakımdan saçma olduğunu, tam tersine Müslüman hanımların hicâbı kuşandıkları devirlerde üç kıtaya hükmetmemize rağmen, pek çok İslâm ülkesinde hanımların açıldığı günümüzde zillet içinde olduğumuzu(7) hatırlatıyor. Kadının Eğitimi Kadınların şer’î çerçevede eğitim yapmalarının önemine değinen müellif, kadınları ilimden uzaklaştırmanın çok büyük bir hata olduğunu, hanım sahabiler başta olmak üzere tarih boyunca Müslüman hanımların çok önemli hizmetleri yerine getirdiğini, çok sayıda ilim ehli hanımın yetiştiğini vurguluyor.(8) Kadının Sesi Avret midir? Müellif kadının sesinin salt olarak avret olmadığını, bunun delilinin sahabe hanımlarının erkeklerden hadis, şiir ve Arap edebiyatıyla ilgili hususları dinledikleri ve hadis rivayet ettikleri olduğunu işaretliyor. Ancak erkeklerin yanında kadınların seslerini çok yükseltmemeleri gerektiğini belirten müellif, kadınların erkeklere karşı şarkı söylemelerinin haram olduğunu, fakat içerisinde haram sözleri barındırmamak şartıyla kadınlara karşı söyleyebileceklerini vurguluyor.(9) Karma Eğitim Müellif karma eğitimin zararlarını tek tek açıklıyor ve ilkokullarda kız-erkek karışık eğitim isteyenlerin, çocuklarımızı kendi ‘hınzır’ ahlâklarına alıştırmak istediklerini, davalarının batıl olduğunu vurguluyor.(10) Bu satırları okurken insanın aklına bırakın ilkokulu, lise ve üniversitelerde bile karma eğitim yapan, dahası başörtülü olarak okullara dahî sokulmayan bir eğitim sistem(sizliğ)inin olduğu Türkiye’nin içler acısı hali geliyor. Bazı Fitneler Müellif, Müslümanlar arasında çok fazla yayılan bazı fitnelerin zararlarından bahsederek evlerde erkek hizmetçilerin olmasını(11), genç kız ve erkeklerin batıdan etkilenerek evliliği geciktirmelerini(12), kadınların erkek doktorların yanına mahremi olmadan girmelerini(13) bu fitnelere örnek gösteriyor. Diğer Konular Eserinin hemen girişinde İslâm’dan önce aile yapılarını inceleyen müellif, İslâm’ın kadına haklarını tam ve mükemmel bir şekilde verdiğini vurguluyor.(14) İslâm’ın kadınlara yönelik hükümlerini tek tek zikrederken(15), karı-koca arasındaki edepleri(16), ev ortamındaki edepleri(17), anne-babaya iyi davranmanın gerekliliğini(18), kocanın hanımlarına karşı yapması gereken muameleleri(19), akrabayı ziyaretin önemi(20), zinanın ferdî ve toplumsal zararlarını(21), boşanmak zorunda kalan bir müslümanın boşanmada gözeteceği esasları(22) izah ediyor. Kadın-erkek karışık oturmamak gerektiğini, Müslümanların bu hususa çok dikkat etmeleri gerektiğini belirtiyor.(23) İlerleyen bölümlerde kadınların namazda, namaz dışında, kadınların yanında ve mahremlerinin yanındaki tesettür ölçülerine değinen(24) müellif kadının süslenmesi konusundaki ölçüleri(25), kadının belli şartlar altında çalışabileceği ve erkekler gibi iş hayatına atılmalarının sosyolojik zararlarını(26), çok evliliğin şartlarını ve sınırlarını(27), nüfus planlaması yoluyla neslin sınırlandırılması ve anne karnında oluşum haline gelmiş çocuğu öldürülmesinin haramlığını(28), hayz ve hükümlerini(29) ele alıyor. Son olarak Şia mezhebinin helal olduğunu iddia ettiği Mut’a nikahının haramlığını Sünnet, icmâ ve sahabe kavilleriyle ortaya koymasının yanısıra özelikle Hz. Ali Radıyallâhu Anh ve ehl-i beyt imamlarından yaptığı nakillere yer veriyor.(30) Sonuç Tanıtımını yapmaya çalıştığımız bu değerli eserin Türkçe’ye kazandırılması gerektiğini bir kez daha hatırlatır, Allah-u Teâlâ’dan eserde bahsedilen konularda bütün okuyucularımıza muvaffakiyetler niyaz ederiz. Bu satırların yazarı, merhûm Üstâd’ın eserlerinin tanınmasında köprü vazifesi yapabilirse kendisini bahtiyar hissedecektir. Dipnotlar 1) Edebü’l İslâm fî Nizâmi’l-Üsre, Kral Fahd Millî Kütüphanesi, Mekke-i Mükerreme 1423 hicrî, 176 sayfa. 2) a.g.e., s. 5. 3) a.g.e., s. 94. 4) a.g.e., s. 94. 5) a.g.e., s. 97. 6) a.g.e., s. 123. 7) a.g.e., s. 101-103. 8) a.g.e., s. 127-131. 9) a.g.e., s. 125-126. 10) a.g.e., s. 99-100. 11) a.g.e., s. 104-105. 12) a.g.e., s. 108. 13) a.g.e., s. 109-111. 14) a.g.e., s. 7-8. 15) a.g.e., s. 11-20. 16) a.g.e., s. 21-24. 17) a.g.e., s. 24-32. 18) a.g.e., s. 33-43. 19) a.g.e., s. 43-60. 20) a.g.e., s. 79-83. 21) a.g.e., s. 84-88. 22) a.g.e., s. 89-93. 23) a.g.e., s. 112-116. 24) a.g.e., s. 122-126. 25) a.g.e., s. 132-134. 26) a.g.e., s. 135-141. 27) a.g.e., s. 142-147. 28) a.g.e., s. 160-165. 29) a.g.e., s. 166-169. 30) a.g.e., s. 170-174. Furkan Dergisi, s. 9
|