|
Enes Mollaoğlu
هذا البريد الإلكتروني محمي من المتطفلين و spambots, تحتاج إلى تفعيل جافا سكريبت لتتمكن من مشاهدته
Bu cihan ne er’ler görmüştür… Resûller ve Nebiler ordusu… Velî’ler ve Şehid’ler ordusu. İnsanlık başladığı an’dan îtibaren, hem ışığa, hem de karanlığa meyyal beşer hareketleri mevcudiyetini devam ettirmekte. Karanlığa meyyal’leri bir kenara bırakarak, aydınlığı da parlatacak mikyasta nur sahiblerinden bir kahramana dikelim gözlerimizi. Tabiî onları tüm ihtişamlarıyla anlatabilmek için, ya onların gözbebeklerinden onlara bakabilmeli, veya gönüllerindeki nur dolu dehlizlerde seyr-i sülûk edebilmeliyiz.
Mümkün olmayan bu iki şartın dışında bize kalan nedir?.. Onları anlatırken mümkün mertebe İHLÂSLI OLABİLMEK… Bunu başarabilmekte fevkaladelik arzeder. Her okuyucunun ihlasına güven duygusu içinde nakledeceğimiz satırlar, Üstad Necip Fazıl Rahmetullahi Alleyh’in Hazret-i Ali eserinden: «Bir günde, Ali’nin dört dirhem parası var… Birini gizli, öbürünü açık, daha öbürünü gündüz, sonuncusunu da gece sadaka ediyor. Hadiseyi haber alan Peygamberler Peygamberi, bu dört veriş tarzının sebebini soruyor. Ali cevap veriyor: ―Birinden biri kabul edilir ümidiyle… Ve âyet iniyor: ―Onlar ki, mallarını, gece ve gündüz, gizli ve açık, Allah için harcarlar… Onlara Rableri katında ecr vardır; ve korkuyla hüzün yoktur.» Zamana ve zaman içinde işleyeceği amele bu hâkimiyet tavrıdır ki, onları Kâinatın Efendisine DOST etmiştir. Her şey, ama her şey o ER’lerin elinde hakîkat hizmetçisi olmaktan kurtulamaz. Eşya ve Hadise, Zaman, Mekân; onların tasarruf sınırları dâhilinde. Bu sebebden değil mi ki, Kâinatın Efendisinin etrafında halkalanmış olarak, kısa bir zaman diliminde, dünyayı karanlıktan aydınlığa intikal ettirdiler. Bizlere ise, bu hakîkatleri anlamak bile ne kadar meşakkatli ve uzak görünüyor. Allah dilediklerine verir. Bizlerde İlâhî lütufları dilenenlerden olalım. Zira O, “Duanız olmasaydı neye yarardınız” buyuruyor. Bu İlâhî hitabı unutanlar kaybettiklerine dikkat etsinler. |