|
Her başarının ve her kazancın başı ihlâstır… Niyetin doğru olmamasından kaynaklanan zararı, ancak nefsimizin isteklerine boyun eğdiğimiz için çekeriz… Basit ama kazanılması nefsin atraksiyonları sayesinde zor olan şeylere, hâlis niyetle basitlik kazandırmak zor değildir… İhlâs her işin başında kuşanılması gereken kılıç… Aksi takdirde nefs kalkanı’nı aşmak, parçalamak mümkün değil… Denilmiştir ki, önemli olan seferdir, zaferse Allah’ın takdir etmesiyledir… Rıza-ı Bâri için niyet edilen sefer peşin zafer mânâsınadır… Hâlbuki ihlâssız yürüyüş hasbelkader zafer getirse de, imtihana mebnî olarak felâket habercisi olabilir… O hâlde işin az’ı çok’u değil önemli olan, niyeti ve Allah rızasına nisbeti önemli… Bu temin edilince, peşin zaferin zevkiyle hedeflenen iş de zaferle neticelenir… Ama… İç âlem düzenindeki dengeyi kurabilmek için terbiye edilmesi gereken nefsin ve parlatılması gereken letâiflerin hakkı verilmediği takdirde, görünüşte zafer gibi görünen başarılar(!) bile yenilgi habercisi… Bu noktada aldaşınımız sonsuz… Feraset menbaı ulu kişiler bu zararların telâfi yollarını göstermişler; takip etmeli!.. Hacc sûresi’nin 37. âyet-i kerîmesi şöyledir: “Allahu Teâlâ’ya, kurbanların etleri ve kanları değil, yalnız Allah rızasını gözetmeniz ve takvanız varır.” “Bir iş yaptık elimiz boş kaldı” dememek için bu Allah Kelâmı’nı kalbimize ve kafamıza nakşetmeli değil miyiz?.. Yapabilsek, başarabilsek dünya bereketi, sonunda da ahiret nimeti bize uzak değil… Başarmayı lutfu bol Mevlâ’dan istemeliyiz!
|