Çöküşün Hikâyesi! Sunday, 07 March 2010 "Bu siyasi keşmekeşin sorumlusu kim? Sizsiniz" diyor Jacob Wisberg. (Newsweek Türkiye, 07.03.10) Biraz hırçın hâliyle yazdığı anlaşılan... Read more...
Mustafa Kemal'e Dair ve Şarlatan Cübbeli Saturday, 06 March 2010 Kemalistlerin 5816 no'lu kanun çerçevesinde milletin elini kolunu bağlaması, hâliyle M. Kemal hakkında bir takım yalanların da rahatlıkla... Read more...
Kürt Hamas'ı Geliyor Friday, 05 March 2010 Terörle mücadele dairesinde uzun yıllar görev yapmış, şimdilerde ise Taraf Gazetesi'nde köşe yazarı olan Dr. Emrullah Uslu.28 Şubat 2010... Read more...
Masoncuk-Tosuncuk Friday, 05 March 2010 Bir mason tosuncuk asker babasını anlatıyor...Asker baba yerin altında şimdi. Bir zamanların rakı kahramanı diyeceğimiz kabadayı, 28 Şubat... Read more...
Aczmendilerin Ahim Zaferi Wednesday, 03 March 2010 28 Şubat hâdiselerinde nelerin olduğu mâlum. Yahudî güdümlü bu hareket, İslâm adına olan her şeyi silip süpürmeyi vadediyordu... Read more...
İBDA-C Terör Örgütü Lideri olduğu iddiasıyla 1998’de gözaltına alınarak yargılandı ve müebbet hapis cezasıyla cezalandırıldı. 56 tane kitabı bulunan Salih Mirzabeyoğlu’nun avukatı Ali Rıza Yaman, müvekkilinin yıllardır insanlık dışı bir işkenceye maruz bırakıldığını söylüyor. Engin Çeber’e yapılan işkenceyi gündeme getirenlerin ve özellikle İslamcı çevrelerin Mirzabeyoğlu’na yapılan işkenceler karşısında suskun kalışlarına anlam veremiyor. Salih Mirzabeyoğlu’nun tutuklanma ve yargılanma süreci dahil, kendisine yapıldığı iddia edilen işkenceleri avukatı Ali Rıza Yaman ile konuştuk.
Furkan Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Saadeddin Ustaosmanoğlu, CNN Türk'te Rıdvan Akar'ın Gündemin Rengi adlı programına katıldı. Programın bant kaydını buradan izleyebilirsiniz.
İsmailağa Cemaati'nin önde gelen isimlerinden Sadettin Ustaosmanoğlu Erzincan olayları hakkında ilk kez konuştu
TÜRKİYE, bir haftadır Erzincan'da yürütülen "İsmailağa cemaati"ne yönelik soruşturma sonrası yaşanan tarihi gelişmeleri konuşuyor. Soruşturmayı yürüten Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner'in tutuklanması, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun (HSYK) tutuklamayı gerçekleştiren savcıların yetkilerini alması da işte bu "el yakan" soruşturma yüzünden. Yargı ve siyaset görüşlerini açıklarken, soruşturmanın hedefi olan İsmailağa Cemaati'ne gelişmeler nasıl yansıyor? Onlar ne düşünüyorlar? Cemaatin lideri 79 yaşındaki Nakşibendi Şeyhi Mahmud Ustaosmanoğlu, gelişmeleri hasta yatağında izliyor. Sadettin Ustaosmanoğlu, Şeyh Ustaosmanoğlu'nun yeğeni. Cemaat'in önde gelen isimlerinden. 51 yaşında. İBDA-C davasından 6 yıl cezaevinde yatmış. Furkan dergisinin genel yayın yönetmenliğini yürütüyor. Ustaosmanoğlu ile hem Erzincan'da, hem de cemaatleri içinde yaşanan gelişmeleri konuştuk:
SAADEDDİN USTAOSMANOĞLU, CÜBBELİ AHMET, İSMAİL MÜFTÜOĞLU VE ERGENEKON...
Röportaj: Enes Mollaoğlu
This e-mail address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it
18 Şubat 2010 tarihli Millî Gazete ve Vakit Gazetesi’nde Efendi Hazretleriyle (Mahmud Ustaosmanoğlu) ilgili bir duyuru yayınlandı. Bu duyuruyu gazetelere verenler kendilerine bağlı Haber 7 internet sitesinde de olayın ‘mâhiyetini’ açıklama yeltenişlerinde bulunmuşlar ki, Kıpti merdi hesabı sirkatlerini söylemişler.
Biz de furkandergisi.com sitesi olarak, Furkan Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Saadeddin Ustaosmanoğlu’na meselenin ne ve nasılını sorduk.
08.02.2010 tarihinde Taraf Gazetesi muhabiri Fırat Alkaç tarafından dergimizin genel yayın yönetmeni Saadeddin Ustaosmanoğlu ile yapılan röportaj, gazetede haber şeklinde yer almıştır. Okuyucularımızdan gelen taleb üzerine röportajın tam metnini yayımlıyoruz.
- Suikast olayını anlatır mısınız?
- Sabaha karşı 5'de kapı zili çaldı. Israrla basmasına rağmen kapıyı açmayınca diğer zillere bastı. Diğer zillere basınca otomatiğe bastım. Daire kapımın önündeki ışık bozuk olduğundan şahsı net göremedim. Cübbeli, elinde sigara olan birisi. Yukarıya doğru, kardeşim dairesine doğru çıktı. Yukarıdan sesler geliyor. Bağıra bağıra diyor ki, “Ben sizin ekmeğinizi yedim; kafam sıkarım size sıkmam.” Aynen ifade bu ve ağlıyor. Sesi tanıdım ve bir kriz hâli olduğunu hissettim. Israrla söylediği şu, “Saadeddin nerde?” Beni arıyor.
Çok da şaşırmadık. Bu kaçıncı hamle. Yaşadıklarımız sebebiyle bu tür işlere şerbetliyiz. Bu seferki hamleyi okuyucularımızla paylaşalım istedik. Olur ya, bir gün sitemle karşılaşabiliriz. Okuyucumuz bilsin istedik.
Amam aman işler değil bunlar. Zira biz kadere iman etmiş olarak yola revân olduk. Tabiî ki kervan kesicilerin varlığını bilerek çıktık yola… Hangi başarı çilesiz güzel görüntü verebilir ki?
21 Ocak 2010 Perşembe’yi Cuma’ya bağlayan gece. Saat sabahın 5’i. Yayın yönetmenimizin zili çalıyor. Israrla çalan zile cevab alamayan şahıs, diğer zilleri çalıyor. Yayın yönetmeniz Ustaosmanoğlu otomatiğe basıp dış kapıyı açıyor. Yukarı çıkan şahsı, koridor lambası yanmadığından tanıyamıyor.
Üst kata, yayın yönetmenimizin kardeşi Bahaddin Ustaosmanoğlu’nun evine çıkan şahıs, eski bitirimlerden, dönüş yapıp tarikata giren (!) şalvarlı cübbeli “E” veya kullandığı diğer ismi itibarıyla “O”.
Bahaddin Hoca “E”yi alıp aşağıya iniyor. Koridorda kriz havasında olduğu sezilen “E”, “S.A. kim? Kim bu S.A.?” diye bağırıyor ve ağlıyor. Sonra da, “Bana Saadeddin’i çağır, hemen buraya gelsin!”
Bahaddin Hoca, “Ağabeyim uyuyor, gerek yok, ne oldu anlat” vb. sözlerle şahsı teskine çalışıyor. Koridordaki konuşmalarda “E”, “Size sıkacağıma kafama sıkarım, ben sizin ekmeğinizi yedim, ben sizi tanıyorum” diyor. Bahaddin Hoca “E”yi dışarı çıkarıp biraz yürütüyor.
Bir saat sonra Bahaddin Hoca geriye döndüğünde olayı şöyle anlatıyor:
«İçkiliydi. Sabahçı kahvesine götürdüm, orada sokak ortasına işedi. Belindeki silâhı göstererek, “9 mermi var içinde, size sıkacağıma kafama sıkarım” diye bağırıyordu.
Ne olduğunu sordum, anlattı; Beşiktaş Spor Kulubü’nün kongresi öncesi başkan adaylarından Murat Aksu’nun düzenlediği toplantıya çağrılmış. Orada tanıdıklarının masasına oturmuş. Arkadaşlarından biri kuyumcu … Bardağına içki koymuşlar. “Ne bu” dediğinde “Bu kadardan bir şey olmaz” demişler. Masada bulunan iki sivil polis, “Sen İsmailağa cemaatinden misin?” diye sormuş. “Evet” deyince mevzuu Furkan Dergisi’ne gelmiş. Polisler, “Derginin ilk sahibi S.A. Ergenekoncu’dur. O dergiyi Mahmud Hoca’nın yeğenlerine verdi, onlar da Ergenekoncu’dur” demişler. “E” de bu söz üzerine çıldırdığını ve onlara “Gidip soracağım” dediğini ve geldiğini söyledi. »
Bahaddin Hoca “E”ye, evine gidip dinlenmesini, ayık kafayla bu meseleyi konuşabileceklerini söylüyor. “E”, “Ben İsmailağa’ya namaza gideceğim” diyor ve ayrılıyor.
Aradan geçen 5 günde “E”den haber yok. Sonra muhitte görünüyor. Furkan Dergisi yetkilileri “E”ye meseleyi konuşmaya gidiyor. Ayık kafayla konuşurken bazı şeyleri hatırlamadığını söylerken bazı şeyleri de gizliyor.
Ergenekon Terör Örgütü konusundaki tavrı belli olan Furkan Dergisi’nin Genel Yayın Yönetmenine böylesine basit bir meseleden dolayı saldırmak inandırıcı değil tabiî… “E” asıl meseleyi gizliyor. Aldığımız istihbarî bilgiler, kendisini yönlendirenlerin çok zeki olduklarını gösteriyor. “E”nin onların gözündeki durumu da palyaço misaliymiş! Psikolojik sorunları olan, ekonomik olarak fevkalade kötü durumlar yaşayan “E”yi sarhoş ederek (hap da verdiler mi, bilemiyoruz) kışkırtanlar, anladığımız kadarıyla profesyonelce bir hazırlığı da ihmâl etmemişler. “E” ile Bahaddin Hoca konuşarak yürürlerken iki takım elbiseli şahıs dikkatle onları izliyor; muhtemelen, “E”nin yanındaki Saadeddin Ustaosmanoğlu mu değil mi, dikkati.
Her zaman söyleriz, servisler temiz(!) iş yaparlar. Yüzlerce kişinin içinde Bayram Hoca’yı İsmailağa Camiî içerisinde öldürtüp, sonra da öldürenin linç edilmesini sağlarlar, ondan sonra sen sağ ben selamet yollarına devam ederler. Sonra?
Hızır Hoca camide öldürüldü, katili psikolojik hasta! Bayram Hoca camide öldürüldü, katili psikolojisi bozuk biri… Genel Yayın Yönetmenimiz de bir sarhoşun kurşunlarına hedef olsaydı, hem sarhoş hem psikolojisi bozuk biri tarafından öldürülmüş olacaktı. Temiz(!) iş…
Takdim: Zihin kontrolü var mı, mümkün mü? Hâlen tartışılan ve pek de gündeme getirilmeyen bir mevzuu. Tartışmalar devam ede dursun, biz, yaklaşık 20 sene önce İsveç’te zihin kontrolü işkencesine maruz kalmış ve Türkiye’de olmasına rağmen hâlen kendisine zihin kontrolü saldırısının devam ettiğini söyleyen K.K. ile konuştuk. Çocuğunun, yaşadıklarından haberdar olmaması için isminin ve resminin yayınlanmasını istemiyor. K.K., daha önce bir haftalık dergiye ve bu mevzuda kitab yazan bir yazara bu şartlarda verdiği röportajlar, isminin açıkça yazılması ve resminin basılmasıyla yayımlanınca bir daha medyaya konuşmama kararı almış. Geçmişe dayanan tanışıklığın verdiği güvenle K.K., medyaya konuşmama kararını Furkan Dergisi için bozdu. Biz de kendisine söz verdik ve sözümüzü tuttuk; ismini yazmıyor (baş harflerini de değiştirdik), fotoğrafını basmıyoruz!
"DOZA "DIVÊ MESELEYA KURDAN ÇAWA BİBE" MIN ELAQEDAR DIKE"
Pêşkêş: Em ê ji hevpeyvîna ku Ajansa ZendPrresê di 1992an de bi Mutefekkir Salih Mirzabeyoğlu re li ser “Pirsgirêka Kurd” kiriye beşeke neqandî, di vê dema ku ji her serîkî dengek derdikeve de ji bo navnîşanek rast û weke pusûlake ku şaş nabe pêşkêşî we bikin. Sernivîs aîdî me ye. Hûn dikarin temamê tekstê ji berhema bi navê “Adimlar” ya Mîrzabeyoğlu an jî di malpera www.furkandergisi.com de bixwînin.
Mîmarê Îbdayê Salih Mirzabeyoğlu: "DOZA "DIVÊ MESELEYA KURDAN ÇAWA BİBE" MIN ELAQEDAR DIKE"
"Bi dîtina min, ji suala “pirsgirêka kurd çi ye?” bêtir “ divê pirsgirêka kurd çawa be” ev doz min elaqedar dike… Kifş e ku li pirsgirêkê li gorî rêje û nêrîna dinyayê, bi mijareke bizav temaşe dikim… Ji xwe nêrîna wiha, hem heqîqeta tegihîştina mehellî muraqebe dike û hem jî li dora “pirsgirêka kurd çi ye?” vekirina bi rê ve dibe."
(Bana gelince, beni "Kürt'ün meselesi nedir?" suâlinden çok, "Kürt'ün meselesi ne olmalıdır?" davası ilgilendiriyor... Meseleye bir dünya görüşüne nisbetle ve bir aksiyon mevzuu ve imkânı diye baktığım belli... Zaten böyle bir bakış, hem mahalli idrakın hakikatini murakabe edicidir, hem de "Kürt'ün meselesi nedir?" suâli etrafındaki açılımlarda yürüyücüdür.")
İbda Mimarı Salih Mirzabeyoğlu'nun "Kürt Meselesi" üzerine düşünceleri Türkçe ve Kürtçe Furkan Dergisi'nin 35. sayısında!
ABD İç Güvenlik Bakanı Chertoff, “Beni en çok biyolojik bir saldırı endişelendiriyor. Teknik bilgi üretimi çok hızlandı” diyerek dünya jandarmasının yeni korkusunu gösterdi. Son 18 ayda en azından yarım düzine Amerikalı...
Yüzyılın en büyük deneyinin gerçekleştirileceği CERN'de Büyük Hadron Çarpıştırıcısı (LHC)'nın içine ekmek parçası kaçtığı için, bazı bölümlerinin aşırı ısınma sonucu bozulduğu açıklandı. Büyük Hadron Çarpıştırıcısı (LHC), bir kuşun düşürdüğü ekmek...
ABD'nin Teksas eyaletindeki Fort Hood askeri üssüne dün düzenlenen silahlı saldırıda ölenlerin sayısı 13'e yükseldi. Daha önce yapılan açıklama, 12 kişinin öldüğü ve 31 kişinin yaralandığını bildirilmişti.Amerikalı yetkililer, Fort Hood'a...
Bir ihtilal olmuştu. Rahmetli Menderes hapiste. Kimse yerinden kıpırdamıyor. İhtilal havası hakim her yerde. Gelip beni aldılar evden. Ortada hiçbirşey yok aslında.Hakkı Morgül`ün yakın dostları, mahkeme safhasını anlatıyor. Önce, dört...
Üstad Necip Fazıl Rahmetullahi Aleyh buyuruyor: Namaz kılanlar, kendileri de işin içinde, namazın sathında kalanlara acısın. Kılmayanlar da, o satha bile tutunamadan derinliklere girmek palavrasından haya etsin!..
O ve Ben sf/168
-