Ali Tavşanlı
This e-mail address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it
• Acaba, tongaya düşmek de denilebilir mi buna?.. Zîra, Gazze olayı 31 Mayıs’ta yaşandı, Aksiyon’un meseleye değindiği sayı 7-13 Haziran sayısı… Gülen de ikinci meşhur açıklamasını (ihanet çapındaki otoriteye itaat açıklaması) birinci açıklamadan birkaç gün sonra yaptığına göre, Aksiyon, yazıları bu açıklamadan önce basıma hazırlamış olabilir mi?
• Hangisi olursa olsun, fark etmez… Şâyet açıklamadan önceki beyanları ise, selîm akla düşenin ne olduğu belli demektir. Sonra ise, hocalarını onlar da iplemedi mânâsına gelir ki, bu da enteresan bir gelişmenin habercisi.
• Aksiyon’un editörü Bülent Korucu “Akla Çağrı” başlıklı yazısında bakın neler yazmış:
“Batı’nın başıboş şımarık çocuğu İsrail ilk defa ve belki de en az kan döktüğü olayda yargılanıyor. Bugüne kadar destek bulduğu, en kötü ihtimalle görmezden gelindiği için, bu kadarcık sorgulama karşısında şaşırıp kaldı. Kriz boyunca duyguların coşkunluğundan kuvvet almakla birlikte aklın rehberliğinde yürüyenler kazandı. Ortak akıl ve müşterek vicdanla alay edercesine davrananlar mağlub oldu.”
• Ortak akıl ve müşterek vicdanla dalga geçen Gülen’e müridandan okkalı şamar… Korucu, yazdıklarından rucû eder mi bilemeyiz, ama her şeye rağmen, sehven de olsa, müşterek vicdanla dalga geçen hocasına şamarı basmış… İşte bu kadar, aklınızı başınıza devşirin diyeceğiz, fakat üzerlerinde öyle bir efsun var ki, bir türlü çözülemiyor… Zonbiler dünyasında garîb ilişkiler?..
• Gülen’i ters köşeye yatıran şu satırlar da Korucu’dan:
“Doğrunun yanında konumlanacak güçlü medyanın var olma zarureti ise ikinci önemli tesbit. Devasa İsrail propaganda makinesinin mağlub edilebilirliği ortaya çıktı. Bunu, gücünü gerçeklerden alan bir grub gazeteci başardı. Hayatları pahasına o gemide bulunan ve dünyaya canlı yayın yapabilen haberciler olmasaydı, şimdi bambaşka şeyleri konuşuyor olacaktık. İsrail, küresel medyadaki ağırlığına rağmen sivil yardım gönüllülerinin ‘terörist’ olduğuna uluslar arası camiayı ikna edemedi.
Sivil toplum, İsrail’e savaş gemilerinin verebileceğinden daha büyük zarar verdi.”
• Bu yazdıklarına nisbetle Korucu’ya, Hocaefendiniz Otoriteye karşı gelinmemeli diyor, diye sorub cevabını almak isterdik doğrusu. Bir avuç sivil toplumcunun İsrail’i rezil kepaze etmesi karşısında, Hocaefendisi’nin bu başarıyı baltalayıcı sözleri için ne düşündüğünü öğrenmek isterdik.
• Biz de, Korucu’nun yazı başlığındaki “Akla çağrı” çağrısına binâen Hocaefendilerine sesleniyoruz; İsrail’e hizmetten vazgeç, akıllı ol! Ümmet şaha kalkmışken hiç değilse susmayı bil ki kriminâl planların alt üst olmasın… Yâni, bu kadar açık bir yenilgiye kurban etmesin nefsin seni!
•Aksiyon yazarı Mesut Çevikalp’ten:
“Gelinen noktada bölgede Soğuk Savaş refleksleriyle hareket edip komşularına terör saçan İsrail’in yalnızlaştığı, Obama yönetimindeki ABD’nin bile (Neoconlar sayılmazsa) Tel Aviv’i kollamada pek istekli olmadığı hissediliyor.”
• Çevikalp’e yanıldığını söyleyelim; terör saçan İsrail henüz yalnızlaşmış değil, Hocaefendiniz kapı gibi arkasında! Sizin meseleniz de bu engeli devirmek olsun… Ki, Ümmet biraz daha nefeslensin. Ölen İsrail’li çocuk için hüngür hüngür ağlayan hocanızı, insanlık bir kere bile Filistinli çocuklar için ağlarken görmedi… Bu ne tezad Yâ Rabbi.
• Kaytan bıyıklılar bu tezatları çözmeli… Çözebilmeli… Aksi takdirde; “EY İMAN EDENLER İMAN EDİN” İlahî hükmünce çok tehlikeli bir badireye doğru sürüklenecekler… Şimdi îman kurtarma devri derken “KÜFRE RIZA KÜFÜRDÜR” hükmüne toslayacaklar. Şer’i devlette bile Allah’a itaat etmeyene itaat yasaklanmışken, Müslümanları Siyonist Yahudilerin otoritesine çağıran Hocaefendilerine isyan etmezlerse, durumları iyi sonuç vermeyecek kaytan bıyıklıların…
• Allah şu veya bu sebeble nurunu tamamlayacak, buna inanıyorsa kaytan bıyıklılar ‘zırvada tevil olmaz’ hesabı, Hocaefendilerine diş gösterebilmeliler… ‘İnce düşünüyordur’ şeytanî tesellîleri de kurtarmaz kaytan bıyıklıları… Hâdise en sarih şekliyle ortadadır ve gizlenecek hiçbir yönü kalmamıştır.
• Çevikalp’ten devam:
«‘Rotamız Filistin, yükümüz insani yardım’ sloganıyla yola çıkan gemilere düzenlenen saldırının ardından Arab dünyası da ayağa kalktı. Arabların gözünde Filistin’e ‘kurban veren’ Türkiye, artık bölgenin ‘sözcüsü’ konumunda. Zîra yarım asrı aşkın bir süredir Arablar, Türkiye’nin İsrail ile ilişkilerini anlamlandırmada sorun yaşıyordu. Artık ‘ezeli düşmanları’ İsrail ile Türkiye’nin aynı noktada durmadığı netleşti. Bu durum Türkiye üzerindeki güveni bir kat daha artırıyor haliyle. Yüzleşme orta ve uzun vadede sadece Türkiye’ye değil, Orta Doğu halklarına da olumlu yansıyacak.»
• Çevikel doğru söylüyor, ama bir eksikle… Evet, Arab dünyası ayağa kalktı, orta ve uzun vadede bu mesele onlara da olumlu yansıyacak, ama…
Ne yazık ki Hocaefendisi de ayağa kalktı… Müridan’ın sahib olduğu ferasetten bile (yoksun mu diyelim) âzâde Hocaefendileri öyle bir ayaklandı ki, Siyonist İsrail şâd oldu… Ümmet bunca garâbeti bir arada yaşıyor; tabiî şaşıyor… Lavrens’leri hatırlayanlar şaşmaz.
• Selim Savaş Genç’ten:
“Uluslararası sularda uluslararası hukuku çiğneyen İsrail, öngörülemez eylemleri ile uluslar arası sistemi tehdit etmeye devam etmektir. Bu tehdit, devlet terörü ile gerçekleştirilen kanlı eylemlerin ötesinde, dünya barışını tartışılır hâle getirmiştir. Uluslararası hukuku tanımayan İsrail, başta BM olmak üzere kapılarını norm oluşturmaya çalışan tüm yapılara kapamaktadır. İsrail’in cezalandırıl(a)mamasının bölgede önü alınamayan şiddetin temel kaynağı olduğu bir kere daha ortaya çıkmıştır.”
Savaş Genç, Hocaefendisinin otorite dediği İsrail’i cezalandırmaktan bahsediyor… Dünya barışını tartışılır hâle getiren İsrail’in, Hocaefendisi tarafından otorite îlân edildiğini bilmiyor mu acep? Yoksa kazan mı kaldırıyor?..
• Genç daha çok şeyler yazmış, numunelik alıp geçiyoruz.
• Bir numunelik de Fatih Üniversitesi (Hocaefendinin okulu) Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Berdal Aral’dan:
«―İsrail’in açık denizde insani yardım taşıyan sivil gemilere yaptığı operasyonun uluslar arası hukuktaki tanımı nedir? Korsanlık mı, işgal mi?
―Uluslar arası hukuk penceresinden baktığımızda bu eylemi ‘insanlığa karşı suç’ diye adlandırabiliriz. ‘Devlet terörü’, ‘korsanlık’ ve ‘yasa dışı silahlı mücadele’ tanımlarıyla da ifade edilebilir.»
• Hocaefendi duymasın; ayıp!