|

"Bu yılın Allah’ın izniyle, Afganistan’daki İslâm Emirliği için başarılar, zaferler ve güçlenme yılı olacağını ve Amerikalılar için, Beyaz Saray’da Afganistan ve Pakistan’ı istediği ile ilgili stratejileri olan yeni suçlu Obama için bir yenilgi ve ardından da kayıplar yılı olacağını umuyoruz. "
EL-KÂİDE AFGANİSTAN EMİRİ ŞEYH MUSTAFA EBU’L YEZİD İLE EL-CEZİRE TV’NİN RÖPORTAJI (TAM METİN) Tercüme Şûle Koman
This e-mail address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it
Program sahibi: Ahmed Zeydan Konuk: Mustafa Ebu’l-Yezid, Afganistan’daki El-Kaide’nin Emiri Program Tarihi: 21 Haziran 2009 Konular: -El Kaide’nin Afganistan ve Pakistan’daki konumu ve Taliban ile ilişkileri - Örgütün strateji ve hedefleri ve farklı grublarla anlaşmaları - Sevgili izleyiciler, “Likâ el-Yevm(Günün Röportajı)” programına hoş geldiniz. Bugünkü konuğumuz Mustafa Ebu’l-Yezid, Afganistan’daki El Kaide örgütünün kumandanı. El Cezire televizyonundaki “Likâ el-Yevm” programına hoşgeldiniz. - Hoşbulduk El Kaide’nin Afganistan ve Pakistan’daki Konumu ve Taliban ile İlişkileri - Afganistan’daki durumla ilgili beklentileriniz nelerdir? Neler gerçekleşiyor? Afganistan’daki savaşta El Kaide’nin ne derece girişimi var? - Allah’a hamdolsun. Altı yedi yıl veya daha fazla zaman geçti. Eğer Amerika’nın geçmişteki büyümesini, güç ve tiranlığını, şu andaki askeri, ekonomik ve finansal sektörlerdeki arka arkaya yenilgileri ve bölünmeleri bağlamında karşı karşıya kaldıkları ile karşılaştırırsak, durumların tamamen değiştiğini görürüz. Bu yılın Allah’ın izniyle, Afganistan’daki İslâm Emirliği için başarılar, zaferler ve güçlenme yılı olacağını ve Amerikalılar için, Beyaz Saray’da Afganistan ve Pakistan’ı istediği ile ilgili stratejileri olan yeni suçlu Obama için bir yenilgi ve ardından da kayıplar yılı olacağını umuyoruz. Mücahidler bu yeni stratejiyi sadık inananların sözleri ile karşılıyor. Bu nedenle “yabancı kuvvetlerin sayısındaki artış”ı, “Afganistan’daki Amerikan kuvvetlerinin artışı” olarak duydular. Mücahidler inananların sözlerini söylemiştir, Allah’ın sözlerinde bahsettiği inananların: “Onlar (Allah ve Resûlü’ne bağlanmış öyle kimselerdi) ki, halk kendilerine: “(Düşmanlarınız olan) insanlar size karşı ordu topladılar, o halde onlardan korkun.” deyince, bu (söz) onların imanlarını artırdı da “Allah bize yeter, O ne güzel vekildir!” dediler (ve sefere çıktılar).” (Âl-i İmran sûresi, 173. âyet-i kerime.) Bu söylenen sözler inananların sözleridir ve bunlar da Allah’a şükür Afganistan’daki Mücahidlerdir. Moralleri yüksektir ve güçleri yüksektir, ve Allah’ın izniyle belirlenen zafer ve fethe kadar cihad etmeye devam etmek için güçlü ve kararlıdırlar. Afganistan’daki işlere ne derecede katıldığımıza gelince, Allah’a hamdolsun İslâm Emirliğindeki Mücahid kardeşlerimizle askeri operasyon alanında her açıdan katılım sağlıyoruz. Kardeşlerimizin çoğu Afganistan’da şehirlerde cephedeler ve İslâm Emirliğindeki kardeşleri ile yan yana savaşıyorlar. Bu durum Afganistan’daki Mücahidlerin moralini olumlu yönde etkiliyor, çünkü bu cihadın bütün Müslüman ümmetinin cihadı olduğunu hissediyorlar ve biliyorlar ki El Kaide dünyanın tüm ülkelerinden Mücahidleri içinde barındırıyor. Kâfir ülkelerden bile gelen Mücahidler ve gençler bizlere yardım etmek için savaş meydanlarına akın ediyor ve El Kaide’ye katılıyor. Düşmanların onları durdurma ve bu kapıyı kapama çabalarına rağmen... Allah’a şükür düşman hayal kırıklığına uğruyor. Askeri operasyonlara ve ayrıca askeri eğitimlere de katılım var, çünkü diğer ülkelerden gelen Mücahidlere ek olarak İslâm Emirliğinden gelen Mücahidleri eğittiğimiz bir çok açık üslerimiz var. Allah’a şükür, onları farklı silâhlar ve savaşma yöntemleri ile eğitiyoruz, ve onları iman bağlamında hem ideolojik hem de entellektüel olarak hazırlıyoruz. Bu Mücahidlerin çoğu el-Velâ ve’l-Bera ve düşmanların “El Kaide doktrini” dediğine ek olarak Tevhid ve Cihad doktrinini yüklenerek bu kamplardan mezun oldular. İslâm ve Müslümanlık ideolojileri vardır. Bu ideolojileri taşıyanlar mezun oldular ve Amerikalıları kızdıran şey de bu. Ama biz onların bu üzüntülerinden mutluluk duyuyoruz çünkü El Kaide ideolojisi Allah’ın izniyle yayılıyor ve Ümmetin tüm gençleri bizim sadece El Kaide ideolojisi değil, İslâm ideolojisi dediğimiz bu ideolojiyi benimsiyorlar. Medya alanında da katılım var. Al-Sahab medya kuruluşunun, yayınları, filmleri görsel-işitsel malzemeleri dağıtma gibi büyük bir rolü var. Taliban liderliğindeki, İslâm Emirliği liderliğindeki kardeşlerimizle danışmanlık alanında da katılım var. Her aşamada, tüm gelişmeleri ve uygulama adımlarını sürekli olarak oturup onlara danışıyoruz. Bu da katılım hacminin oldukça geniş olduğu anlamına geliyor ve Allah’ın izniyle sonuçlar çok güzel. İnşaallah yakında etkiyi göreceğiz. - Sayın Mustafa Ebu’l Yezid, bazı kişiler Taliban Hareketinde iki grub militanlar olduğunu ve ABD’nin ve birçok diğer ülkenin militanları yenilgiye uğratmak için aracılarla diyaloğa geçmek istediklerini söylüyor. Siz El Kaide’desiniz. Öncelikle, Taliban’da böyle bir bölünme görüyor musunuz? Ve ikinci olarak Amerika’nın bu çağrılarına nasıl bakıyorsunuz? - Evet. Bunlar hep Amerikan yönetiminin ve aynısını yapanların kafasındaki illüzyonlar. Bildiğimiz gibi, Mücahid kardeşlerimizi Taliban’dan tanıyoruz, ve onların söylediği gibi aracı veya militanlar yok. Bunların hepsi Yüce Yaradan’ın adıyla, talebeler ve Mücahid kardeşlerdir. Bunların arasında bir bölünme yoktur. Bize şöyle diyorlar: “Onlardan bazıları aracı, bazıları militan.” Aracı diyerek Amerika’nın Afganistan’ı işgalinden memnun olan ve başkanları onların ajanı olanlardan mı bahsedilmek isteniyor? Bunlar mı aracı? Bu insanlardan hangi Afgan insanı memnun? Bunlar dediğimiz gibi yalandır ve illüzyondur ve İslâm Emirliğinin kumandanı onlara zaten cevab vermiş, açıklama yapmıştır. Bunların başında gelen Müminlerin Emiri Molla Muhammed Ömer (Allah onu korusun) ve Molla Birader onlar dışında kimsenin karar verme hakkı olmadığını söylemişlerdir. Ve bu görüşmeler ile ilgili söylenenlerin hepsi yalandır, hiçbir gerçek içermez. Biz de soruyoruz? Görüşmeler ne ile ilgili? Biz zaten bu aşamada hiçbir müzakereye yer olmadığını görüyoruz, çünkü Amerikalılar tüm resimlerin bir kopyasını çıkarmak ve onlara bağımlı bir kukla devlet sahibi olmak istiyorlar. Aksine, Taliban ve biz, Amerikalılar Afganistan’dan çıkana kadar, İslâm Emirliği bir kez daha kurulana kadar ve bu Emirlik Allah’ın ve Elçisi Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in kitabı ile yönetilene kadar hiçbir müzakere olabileceğini öngörmüyoruz. Müzakereye yer yok ve biz Yüce Yaradan’ın sözlerini iyi biliyoruz: “Sen, onların milletlerine (dinlerine) uyuncaya kadar yahudi ve hıristiyanlar senden asla hoşnut olmayacaktır. (Resûlüm!) Onlara de ki: “Allah’ın hidayeti (olan İslâm) doğru yolun ta kendisidir.” Sana gelen bunca ilimden (Kur’an’dan) sonra eğer onların arzu ve heveslerine uyarsan, artık senin için Allah’dan yana ne bir dost ne de bir yardımcı vardır.” (Bakara sûresi, 120. âyet-i kerîme.) “(Ey Resûlüm!) Sana, haram olan (hürmet edilen) ayı ve o ayda savaşmanın hükmünü sorarlar. De ki: “Evet onda savaşmak büyük (bir günah)tır.” Fakat (insanları) Allah yolundan alıkoymak, O’nu inkâr etmek, Mescid-i Haram’ı (Kâbe’yi) ziyareti yasaklamak ve halkını oradan çıkarmak ise Allah nazarında daha büyük (bir günah)tır. (Şirki yayarak, toplumda anarşi çıkararak, din ve vicdan hürriyetine baskı ve zulüm yaparak) fitne çıkarmak ise, öldürmekten daha büyük (günah)tır. (Kâfirler) güçleri yetse, sizi dîninizden döndürünceye kadar sizinle savaşmaktan geri durmazlar. Sizden kim, dîninden döner ve kâfir olarak ölürse, işte onların bütün yaptıkları (iyi ameller) dünyada da âhirette de boşa gitmiştir. Onlar, ateş ehli (cehennemlik) olup, orada ebedî olarak kalacaklardır.” (Bakara sûresi, 12. âyet-i kerîme.) Bu konu ile ilgili müzakereye yer yoktur. - Afganistan’daki savaşa katılımınıza geri dönmek istiyoruz: Geçen yıllarda Afganistan’da El Kaide tarafından yürütülen geniş çaplı operasyonları tayin etme imkânımız var mı? - Geçen sene Host’da bir operasyon vardı ve medyada yer aldı. Host’daki hava alanında Amerikan liderliğinin makamına karşıydı. Bu operasyon Allah’a şükür, Taliban’dan kardeşlerimizin katılımıyla El Kaide tarafından yönetildi. Host’da, Kabul’da ve diğer bölgelerde yer alan en başarılı operasyonlardan biriydi. Kardeşlerimiz tarafından düzenlendi ve onlar da katıldılar. Afganistan’daki cihada katılmamızın kökeni içerden İslâm Emirliğinin altında oluşumuz ve onlara yardım etmemiz ve olduğu kadarıyla fikir ve görüşlerimizi onlarla paylaşmamızdır. Olan budur. - Afganistan’daki El Kaide üyeleri ve savaşçılarının sayısını nasıl hesablıyorsunuz? - Biz bu sayıyı hesablayamayız. El Kaide’ye tam olarak üye olmuş ve biat etmiş olanlar var, ayrıca yönetim altında çalışanlar da var. Bunlar da grubun içinde ama grubun genel anlayışı içinde, tam üyelik ve tam bir taahhüt içinde değil. Bunlar ve ayrıca diğerleri de var, grub olarak bizlere katılan ve Afganistan’da bizlerle savaşan Pakistan, Türkiye ve diğer ülkelerden de Mücahid grubları var. - Şimdi İslâmî Parti (Hikmetyar) veya Emirlik bayrağı altında olmayan diğer partilerle ilişkinize gelelim. Böyle bir ilişki var mı? - İslâmî Parti ile ilişkilerle ilgili, bize geldiler ve onlarla birlikte oturduk, onlara her zaman çabaları bir araya getirmenin, tek bir cephede birleşmenin ve İslâmî Emirlik altında olmanın gerektiğini söylüyoruz. Onlara tekrar tekrar söyledik, “Biz hâlâ İslâm Emirliğinin altındayız ve Afganistan’daki Mü’minlerin Emiri’nin, Afganistan’daki cihadda bizim Emirimiz olduğunu düşünüyoruz, siz de bizim gibi yapmalısınız ve İslâm Emirliği’nin altında olmalısınız. Herhangi birşeyin onları bunu yapmaktan alıkoymadığını söylüyorlar fakat öncelikle aramızda bazı şartların olmasını ve bir takım meseleler üzerinde anlaşmamızı istiyorlar. Sonra da bizi yasaklayan birşey yok... Fakat biz ve onlar arasındaki ilişkiye bakıldığında, iyi, güzel... - Swat’daki durum ve Veziristan’daki durumda da Taliban bir tehdid. Veziristan’daki durum bir tehdid, Pakistan ordusuna karşı operasyon başlatabilirler, siz; Öncelikle Taliban Pakistan’ı ile ilişkileriniz nasıl? İkinci olarak, bu operasyonları nasıl görüyorsunuz, Pakistan ordu operasyonlarını veya Swat ya da diğer bölgelerde Taliban tarafından bunlara verilen cevabı? - Taliban Pakistan’ındaki diğer kardeşlerimizle ilişkimiz Allah’a şükür iyi ve yakın bir ilişki. Afganistan’dan geldiğimizde bize evlerini ve yüreklerini açtılar ve aşiret alanlarındaki Müslümanlar, Allah onlara en iyisini nasib etsin, İslâm tarihine döndüler, Allah’ın Elçisi Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in zamanındaki Muhacirler ve Ensarlar gibi. Muhacirler bizlerdik ve Pakistan kuvvetleri bize saldırdığında bize yardım eden, bizi destekleyen bizi savunan destekçiler de onlardı, çünkü bizi desteklediler ve bizim yanımızda durdular. Bu nedenle Pakistan kuvvetleri onlara saldırdı ve onlar tüm güçleriyle ayakta kalıp bizi savundular ve biz de Allah’a şükür onların yanında durduk. Uzun savaşlardan sonra Pakistan ordusu geri çekildi ve biz de onların bu alanlarda güvenliğini garanti edecek anlaşmalar yaptık. Bu dönemde onlar ve bizim aramızda tartışmalar, tavsiye alıp vermeler, anlaşmalar fikir ve yorumlaşmalar oldu ve biz, onlar ve biz, Allah’a şükür tek bir kafa, tek bir yol olduk. Şimdi bizim inandığımız şeylere inanıyorlar, Tevhid ve Cihad ve Velâ ve Berâ doktrini ile ilgili düşündüklerimizi düşünüyorlar. Bu alanda elde edilen en büyük ganimet budur, elbette ki bizim yararımıza değil, İslâm ve Cihad yararına. Sadece Taliban ve Pakistan Taliban’ın yaptıkları değil aynı zamanda aşiretlerdeki sıradan Müslümanların yaptıkları da. Bundan sonra Afganistan’daki birçok yer bize açıldı ve biz özgürleştik, Afganistan’a girebilir hale geldik. Ve girdik de. Çünkü ilk amacımız Amerikalılara karşı cihad etmek ve onları Afganistan’ımızın dışına sürmekti. Böylece girdik, bazılarımız aşiret alanlarında kaldı ve onlar hâlâ bizi destekleyip bize yardım ediyorlardı, Allah onları mükâfatlandırsın. Oradaki Mücahidlerin kumandanları, Taliban kumandanları ve onlarla güçlü ve yakın bir ilişkimiz var. Onlarla sık sık görüşüyoruz, onlar bize geliyor veya biz onlara gidiyoruz. Bu görüşme ve tartışmaların sonucu olarak onları tek olmaya ve birlik olmaya zorladık ve Allah’a şükür bu birliktelik oluştu ve Mücahid Şura Birliği adını aldı. Bu birlik, bu aralar Veziristan bölgelerine saldırı yapmaya niyetlendiğini duyduğumuz acımasız Pakistan ordusuna seslenmede ve savunma yapmada çok güçlü bir etkiye sahib olacak. İnşaallah, Mücahidler tarafından büyük bir yenilgiye uğratılarak ayrılacaklar. Geçmişte, bir alanda Mücahidlerle savaşırken, diğer bir alanda huzuru sağlamaya çalıştılar. Ama şimdi Mücahidler tek vücut hâline geldiklerini ilân ettiler. Eğer cihad ederlerse, tüm bölgelerde cihad edecekler, eğer barış sağlanacaksa tüm bölgede sağlanacak. İnşallah onları geri çevirecekler. Ayrıca Swat’daki Mücahid kardeşlerimiz güçlü ayakları oluşturuyorlar ve Swat’ı koruyorlar ve biz de Pakistan ordusunun yenilip geri çekilmesini bekliyoruz. Yıllardan beri Swat’daki Mücahidlere karşı savaşma pratiği yapıyorlar ve hep başarısızlığa uğruyorlar. Pekiyi, Amerikalılar onlara para vermişken ve bu büyük hırsız Zerdari’ye büyük bir rüşvet vermişken neden bu kuvvetle giriyorlar? Daha sonra geldiler ve ne yaptılarsa yaptılar. İnşaallah yenilecekler ve yenilgiye uğramış insanlar olarak geri çekilecekler, bu da Allah’ın izniyle onların tüm Pakistan’daki sonu olacak. - Bazıları sizin Pakistan’ın yıkılmasına zorladığınızı söylüyor ve eğer Pakistan yıkılırsa, Pakistan’ın nükleer silâhları Amerikalılar tarafından ele geçirilecek veya Obama’nın dediği gibi, nükleer silâhları ele geçirmek için ihtimâl planları var. Swat ve Veziristan’daki Pakistan’a karşı gerçekleştirilen bu operasyonların Pakistan için ciddi sonuçlara sebebiyet verebileceğini düşünmüyor musunuz? - Veziristan’da ve diğer aşiret alanlarında, Swat, Bajaur ve Myhamnid ve diğerlerinde saldırıları başlatan Pakistan ordusudur. Meşru müdafaa durumundalar ve ordu buna zorladı. Pakistan’la savaşmaya onlar başlamadı, onların buradaki amacı, aşiret alanlarındaki işgalcileri Afganistan’dan dışarı atmaktı. Ama Pakistan ordusu onlara saldırmaya başladı ve onlar da bu saldırıyı geri püskürtmeye başladılar. Bizler ve onlar için Pakistan ordusu ve Pakistan hükümeti bizim ilk amacımız değildi, ama bize ve onlara karşı devamlı saldırılarıyla, Pakistan halkına ve Mücahidlere karşı işledikleri iğrenç suçlarla, Arap Mücahidler arasındaki mahkumların çoğuna yaptıkları ve onları Amerikalılara teslim etmesiyle, Lal Mescidi’nde yaptıkları ve İslâm Şeriat’ını diskalifiye edip ülkenin Müslümanlarına hükmetmek için İngiliz yasalarını getirmek için yaptıklarıyla, tüm bu suçlar ve diğerleri bu hükümet ve Pakistan ordusu tarafından işlenmiş büyük suçlardır. Bu da böyle bir savaşa yol açmıştır. İnşaallah nükleer silâhlar Amerikalıların eline geçmeyecektir. Allah’ın izniyle Müslümanlar tarafından ele geçirilip Amerikalılara karşı kullanılacaktır. - Dünyadaki geniş çaplı El Kaide operasyonlarının dışarıda azaldığı ve örgütün güçsüzleştiği ile ilgili genel bir kanı var, bu analize katılıyor musunuz? Eğer katılıyorsanız, bunun sebebi nedir? - El-Kaide’nin güçsüzleştiği ile ilgili olarak, Allah’a şükür El Kaide’nin yayılımı görülüyor ve duyuluyor, gücünün büyüklüğü ile Allah’a şükür birçok Müslüman ülkede birçok yeni şubeler açıyor. Asıl mesele önemli operasyonların azaldığıdır. Öncelikle bunun sebebi, birçok ülkede açık cephelerimiz var ve düşmana büyük hasar veren geniş çaplı operasyonların hedefi oralarda elde ediliyor. Amerikalılara ne olduğunu, Irak ve Afganistan’da ve diğer bölgelerde nasıl büyük bir zarara uğradığını herkes izledi ve gördü. Geniş çaplı operasyonların amaçlarının çoğuna bu açık cephelerde ulaşıldı. Ayrıca biz bu operasyonları bırakmadık ve bırakmayacağız ve bir kaç operasyon da hazırladık, böylece son aşamaya ulaştılar. Ama şartlar el vermediğinden bu operasyonlar gerçekleşmedi. Düşman bunu iyi bilir. Dediğimiz gibi biz bu tür operasyonlara devam edeceğiz ve Müslümanları memnun etmek ve kâfirleri kızdırmak için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz. Ve ayrıca El Kaide’nin tüm kollarının bunun gibi geniş çaplı operasyonlar üstlenmesini de bekliyoruz. - Bundan sonraki aşamada örgütün stratejisi ne olacak? - Bir sonraki aşamada grubun stratejisi daha önceki aşamada olduğu gibi Amerikalıların Tağut yılanını başından vurmaktır ve bize açılmış olan cephelerde çalışmaya devam ederek elde edilecektir ve ayrıca yeni uygun cepheler açarak çalışmalar sürdürülecektir. Böyle yaparak Müslümanların ve İslâm’ın çıkarına hizmet edilir. Ayrıca, askeri operasyonlarda çift katı bir artış düşmanı, ABD’yi ekonomik ve finansal olarak küçültür. Ve ayrıca Kudüs’e hareket... Şeyh Üsame yalnızca El Kaide’deki Mücahidler için değil, tüm Mücahidler için gerçekleştirebileceğimiz pratik adımlar belirledi. Müslüman Ümmeti bir ordu haline getirene kadar ve Allah’ın izniyle onlar cihadın liderlerinin, sadık alimlerin arkasında olana kadar teşvik etmeye devam edeceğiz. Kuruluşun Strateji ve Hedefleri ve Farklı Grublarla Anlaşmaları - Irak meselesine gelirsek, Şeyh Üsame ile ilgili olarak, kendisi Kudüs ve Filistin’e ilerlemenin Irak dışından olacağını söyledi. Irak’taki cihad gruplarının çoğunun Irak İslâm Devleti’ne karşı olması ışığında Irak İslâm Devleti’nin davranış ve uygulamalarını nasıl görüyorsunuz? - Irak ile ilgili olarak, Allah’a şükür İslâmi Cihad hedeflerinin bir çoğunu elde etmiştir ve bu düşman Amerika altı yıl sonra Irak’tan kaçmaya karar vermiştir. Afganistan ve Irak’taki Emirler ile ilgili olarak, öncelikle Emirlerin hepsi ve her biri onun bölgesindedir. Irak’taki Mü’minlerin Emiri ve Afganistan’daki Mü’minlerin Emiri böyle söylemiştir. Burada önemli olan eğer İslâmî bir halife varsa tek bir Emir olacaktır. Böylece inanan bir İmam ve bir halifeye sahib olacaktır. Ama âlimler bu mesele üzerine konuştular ve Müslümanlar için Müslüman ülkelerin ayrıldığı ve mü’minlerin tek bir İmam’a bağlı kalamadığı zamanların gelebileceğini gösterdiler. Bu gibi durumlarda Müslümanlar için birden fazla Emir olabileceği istisnasına izin veriyorlar fakat Müslümanların sürekli olarak tek bir Emirinin olması konusunda da çabalamaları gerekiyor. En önemli olanı budur. Irak İslâm Devleti için, biz onları destekledik ve hâlâ destekliyoruz ve devletin bir varlık, temel bir prensib olarak devamını görüyoruz ama isim, ismi değiştirmek mümkün. İsmi değiştirmekle ilgili çok büyük bir tartışma olmadı. İsimlere çok takılmayız fakat bu Irak’taki kardeşlerimiz için bir meseledir ve bunun değeri Irak’taki kardeşlerimiz için önemlidir. Buna karar verecekler sadece onlar değil. Neyin söylendiği ile ilgili olarak ve İslâmî Irak Devletinin eleştirisi, bu karşı çıkanların çoğu inanan değildirler ve Irak İslâmî Devletinin birşeyler yaptığını iddiaa ediyorlar. Aslında, onlar bu tür şeyleri yapmıyor. Cihadın ilerlemesinde bazı hatalar olabilir. Bu normaldir, Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem zamanında bile sahabelerden bazıları hatalar yapmıştır, örneğin bunlar arasında Halid bin Velid Radıyallahu Anh ve Üsame bin Zeyd vardır. Bu hatalar olmuştur ama bunlar kalıcı değildir ve bu bir yol değildir. Irak İslâmî devletini iyi olarak değerlendiriyoruz ve Allah’ın izniyle iyi bir yolu, sesi ve doğru bir doktrini olduğu kanısındayız. - Irak’taki militan grubları, buna Irak İslâm Devleti ve diğerleri de dahil, birleştirmek gibi bir fikriniz var mı? Ya da tüm militan grubların Irak İslâm Devleti’nin bayrağı altına girmesini mi istiyorsunuz? - Bunu daha önce konuştuk, dini liderlerden ve Şeyh Üsame’den (Allah onu korusun) gelen çağrılar bu konuda açık. Onlara bunun şer’î bir görev olduğunu ve herkesin bu örgüte dahil olması gerektiğini söyledi. İslâmî Irak Devleti’nin ilk olduğunu görüyoruz ama geri kalan grublar hâlâ var. Ama isim yüzünden bazı önemli engeller de çıktı. Böylece biz de Irak’taki tüm Mücahidleri birleştirmek için ismi değiştirmeyi mümkün görüyoruz. - Şimdi de Somali ve Genç Mücahidler Hareketi meselesine dönelim, siz ve onlar arasındaki ilişkinin doğası nedir? Onları Somali’de El Kaide’nin bir parçası olarak mı görüyorsunuz? - Somali’deki Genç Mücahidler Hareketi’ndeki kardeşlerimiz ile ilgili olarak, onlar bizim kardeşlerimizdir ve onları severiz. Bizim aramızda sadakat ve destek vardır. Allah’a şükür biz ve onlar aynı yolda, aynı ideolojideyiz. Bildiğiniz gibi geçmişte Somali’deki cihadda da bir rolümüz vardı ve Somali’deki cihada katılan kardeşlerimiz vardı ve orda kaldılar. Bunların arasında, orada kalan, kardeşlerimize yardım eden, onları eğiten ve bu zaman zarfında birçok kadroyu mezun eden bir grub kardeşimiz var. Biz 15 sene önce oradaydık ve kardeşlerimizden bazıları orada kaldı. Bunlardan biri El Kaide’nin liderlerinden biriydi. Ebu Talha el-Sudani (Allah rahmet eylesin), İslâmî mahkemelerde yer alan çatışmalarda bir yıl önce şehid edildi. Orada kalan ve Somali’nin birçok gencini eğiten kardeşlerimizden biriydi. Bu nedenle onlarla ilişkimiz bir sadakat ve destek ilişkisidir. Örgüte katılımları olmadı ama imani sadakat ve ideolojik sadakat örgüte sadakatten daha değerlidir, biz de onlara yardım ediyoruz ve destek veriyoruz, Somali’deki tüm imanlı Mücahidler gibi. Onları seviyoruz, yardım ediyor ve destekliyoruz. - Bazıları El Kaide’nin yalnızca kendi savaşçı ve Mücahidlerini övdüğünü diğer cihad hareketlerini övmediğini düşünüyor. Ayrıca Irak’da duyduğumuz kadarıyla El Kaide’den ayrılan birine öldürülme emri çıkarıldığına inananlar var. Buna nasıl cevab veriyorsunuz? - Bu apaçık bir yalan. Yayın ve anonslarımızdan görebilirsiniz ki biz tüm Mücahidleri yüceltiyor ve övüyoruz, Allah’a hamdolsun. Çeçenistan, Somali, Filistin ve Lübnan’daki Mücahidleri yücelttik. O yüzden bu doğru değil. Bu bariz bir yalan ve bunu söyleyen kişi özellikle Filistin’deki Mücahidleri ima etmiş. Daha önce de dediğimiz gibi diyoruz ki Filistin’deki tüm inanan Mücahidleri hatta Hamas Mücahidlerini bile destekliyoruz. Onları elimizden geldiğince destekliyoruz ve yardım ediyoruz, çünkü onlar bizim kardeşlerimiz, biz tek bir yol ve ideolojiye sahibiz. O yüzden bu doğru değil, bu, sadece kendimizi yüceltmemiz meselesi... Ama diğer bir mesele bu sorunun ikinci bölümü neydi? - Evet, ikinci bölüm, El Kaide’den ayrılan kişinin ölüm emrinin çıkarılması ile ilgili... - Bu da bir yalan, kesinlikle doğru değil. Biz kendimizi cihad grubları örgütü olarak görüyoruz, biz halife değiliz veya yüce İmam değiliz ki eğer grubu terk ederseniz, İslâmı da terkedersiniz diyelim. Biz bir cihad topluluğuyuz, Müslüman Ümmetinin bir parçası, eğer burayı terk eder bizden ayrılırsanız ve söyledikleri gibi bir cinayet yok. Bu bir yalandır ve yanlış bir iddiadır. Bize gelmelerine izin verelim ve bizi terk edenleri öldürelim. Biz geçerli bir bahanesi olmadan ayrılan kişinin günahkâr olduğunu düşünürüz, çünkü bizimle kalacağına ve cihadda bizimle devam edeceğine yemin etmiştir. Eğer geçerli bir bahanesi olmadan terk ederse, o bir günahkârdır ve bu bir günahtır, biz de Allah’tan onu bağışlamasını dileriz. Ama asla bizi terk etti diye onu öldürmeyiz. - Lübnan’daki Mücahidleri desteklediğinizi söylediniz, Lübnan’daki Mücahidlerden kastettiğiniz kimlerdir? Hizbullah mı demek istiyorsunuz? Hizbullah ile ilişkinizin doğası nedir? - Hizbullah, biz bunu İslâmî bir parti olarak görmüyoruz, çünkü bu reddedicilerin partisidir. Bildiğiniz gibi tam bir sadakat ile İran’a bağlıdır ve onlar ve bizim aramızda bir ilişki yoktur. Lübnan’daki Mücahidlerden kastımız Fethu’l-İslâm gibi Ehl-i Sünnet’ten Mücahidlerdir ve bizim önerdiklerimiz onlardır. İran Müslümanlarla Savaşıyor - El Kaide’nin İran’da yer aldığı, orada bazı liderlerinin bulunduğu ve Irak’ta İran ve El Kaide arasında planların olduğu ile ilgili söylenenler ve El Kaide tarafından Suriye ve Irak arasında kaçakçılık yapıldığı, bu nedenle de El Kaide’nin Suriye ve İran rejimleri hakkında sessiz kaldığı ile ilgili son zamanlarda söylenenler doğru mu? - Bu da El Kaide’ye atılan iftiralardan biri. İran ile ilgili olarak, biz İran’ın düzensizlik ve riyakârlık devleti olduğunu düşünüyoruz, bu devlet İslâmî bir devletmiş gibi yapıyor ve bir İslâm Devleti olduğunu iddia ediyor ama aslında Müslümanlarla savaşıyor. İran’da bile Ehl-i Sünnet ile savaşıyorlar ve bunun bir sürü kanıtı var. Irak’ta Ehl-i Sünnet ile savaşıyorlar ve arkalarında büyük bir destek var. Irak’taki Sünni Müslümanlara katliam yapanlar, Amerika’yı destekleyen ve Irak ve Afganistan’a girmelerine yardım eden ve bundan gurur duyanlar bunlar. Afganistan’dan gelen Mücahidleri hapseden ve hatta ailelerini ve çocuklarını da hapsedenler bunlar. Şeyh Muhammed İslâmboli de dahil hâlâ İran’da mahpus olan çok sayıda Mücahid var. Karısının hapiste bakımsızlıktan öldüğü ve hatta bazı çocuklarının da aynı sebebden öldüğü haberlerini aldık. Ama öyle oldu ki Mücahidleri ezdiler ve hor gördüler, Şeyh İslâmboli’nin kendisini bile... Halid el-İslâmboli’yi onurlandıran ve hatta onun adını Tahran’da bir caddeye veren bu insanlar-kardeşi Muhammed el-İslâmboli’ye bunu yaptılar. Allah’tan onun serbest kalmasını ve güvenli şekilde Mücahidlerin arasında geri dönmesini diliyoruz. Onlar ve bizim aramızda hiçbir ilişki yoktur, ve onlardan hoşnut değiliz. Aksine aramızda bir düşmanlık var Ehl-i Sünnet’e yaptıklarından dolayı. Ve aramızda hiç bir çıkar veya anlaşma yok. Onlara karşı operasyonların az olması ile ilgili de yapacak birşey yok, Allah’ın izniyle doğru zaman ve şartların oluşmasını bekleyeceğiz. - Evet. Birkaç gün önce Yemen’de El Kaide’nin, ayrılmayı, güneyin ayrılmasını desteklediği ile ilgili beyanatları yayınlandı. Bu beyanatlara baktınız mı? Bunları nasıl görüyorsunuz? - Bu yeni haberlere bakmadık ve kardeşlerimizin bunu desteklemediğini düşünüyoruz. Önemli olan Müslüman Ümmetinin birlik olmasıdır ve İslâm devletlerinin ve herşeyin Ümmeti mümkün olduğunca birleştirmesidir, çünkü bu İslâm ve Müslümanların çıkarınadır. Biz ayrılmayı desteklemiyoruz ve bu bizi pek ilgilendirmiyor, çünkü durum ortadadır, ama sonunda İslâmî yönetim gelecek ve bölünen bir ülkeyi değil birleşik bir ülkeyi yönetecektir. - Suudi Arabistan yarımadasında ve etrafındaki El Kaide konusuna dönelim. Örgütte önemli bir düşüş görüyor muyuz, yoksa ilerleme mi görüyorsunuz? Suudi Arabistan ve diğer bölgelerdeki Arap Yarımadası ile ilgili stratejiniz nedir? - Elbette ki Suudi Arabistan her Müslüman’ın kalbinde büyük bir yere sahibtir, biz Suudi Arabistan’da cihad ilân ettiğimizde hedeflerimiz Amerika’ya karşıydı. Şeyh Üsame (Allah onu korusun) bunu Haremayn topraklarında Müslümanlara yaptığı beyanatta açıkça belirtti. Hedef Amerikan haçlılarıdır; hedef, çaldıkları ve Müslümanları ve Filistin, Irak ve Afganistan’daki Mücahidleri vurmak için bir üs olarak kullandıkları petroldür. Bu bizim gündemimiz ve Arap Yarımadasındaki cihadımızdı. Şimdi isimlendiremeyeceğimiz birçok sebebten dolayı oradaki işlerde durgunluk oldu. Ama Allah’a şükür çabalar son zamanlarda birleşti ve kardeşlerimizden biri olan Ebu Basir Nasir Louhichi’nin tek bir Emir olması konusunda birleşildi. - El Kaide’nin ABD ile savaşı kesmek konusunda görüşme yapma olasılığı olduğunu düşünüyor musunuz? - Neden olmasın?! Bunu elde etmek için yapması gerekenleri yaparsa, o zaman bunu engellemek için bizim yapabileceğimiz birşey yoktur. Bizler Müslüman Ümmetin bir parçasıyız ve Müslüman Ümmeti tüm insanlığa gelen mühürlü bir mesajın topluluğudur. Bu mühürlü mesaj tüm insanlık için güvenlik, mutluluk, barış ve huzuru içerir yalnızca Müslümanlar için değil. İran prensi Rüstem sorduğunda büyük sahabi Rebii bin Âmir Radıallahu Anh’ın söylediği şeyin bir kanıtı da budur: “Neyin var?” Tüm cesareti ile cevab verir: “Yüce Yaradan bize Allah’a tapınmak için kölelere tapmak isteyenden ayrılmamızı ve amacını maddi dünya ile sınırlandıran ve İslâma eşdeğer yanlış dinlere değer verenlerden kaçınmamızı söylemiştir. Bizler bu mesajın sahibi olduğumuz için, mühürlenmiş dinin sahibleri olduğumuz için Yüce Yaradan dünyaya gönderdiği mesajları bitirmiştir.” Allah şöyle buyurmuştur: “Bugün dîninizi (hükümleriyle) kemâle erdirdim, size nimetimi tamamladım, sizin için din olarak (hayat tarzı olan) İslâm’ı beğenip seçtim.” (Mâide sûresi, 3. âyet-i kerîme.) Bu nedenle dinimiz tüm insanlık üzerinde üstün gelmiş ve tüm insanlığı yönetmektedir, çünkü tüm hizmetkârlar Allah’ın hizmetkârlarıdır ve bu dünya da Allah’ın dünyasıdır, bu nedenledir ki tüm insanların Yüce Yaradan’ın hükmü altında ve Allah’ın yasalarıyla var olması gerekir. Ve eğer Amerikalılar şartlarımızı kabul ederse, Müslüman ülkelerden çıkar Yahudilerin Filistin’i işgal etmesi ile ilgili desteğini çekerse, Müslüman ülkelerdeki yönetimi gasp eden kafir hükümetlerin arkasında durmaktan vazgeçerse, Müslümanlara karşı düşmanlığını durdurursa ve mahkumları hapishaneden serbest bırakırsa, o zaman biz ve onlar arasındaki savaş sona erecektir. Ama savaş konusunda böyle bir erteleme kalıcı değildir. Örneğin diyelim ki on yıl. Bu andan itibaren onları İslâm dinine girmeye çağırırız, çünkü eğer İslâm’a girerlerse biz ve onlar arasındaki savaş sonsuza dek bitecektir. Ama eğer İslâm’a girmezlerse o zaman İnşaallah İslâmî bir devlet kurmaya ve İslâmî bir halife seçmeye çabalayacağız. Daha sonra onları tekrar İslama çağıracağız ve onlar da Allah’a hamdolsun İslâm’a girecekler. Eğer girmezlerse, onların üzerinde İslâmî yasaların gerektirdiğini uygulayacağız ve cizye ödemelerini isteyeceğiz, eğer bunu kabul ederlerse aramızdaki savaş sona erecektir. Bunların hiçbirini kontrol etmediler, bu nedenle aramızdaki savaş devam edecektir. İşte bu Amerikalılar ve diğerleri ile İslâmî Barış Planıdır. Bunun kabul edeceklerini düşünmüyoruz ve Müslüman Ümmeti, Yüce Yaradan için kuvvetlerini hazırlamalı ve cihad yolunu almalıdır. - Somali’ye dönersek, Somali’deki intihallerle ilgili yaptığınız birşeyler var mı? Somali’deki intihali nasıl görüyorsunuz? - Somali’de yürütülen operasyonlarla ilgili, intihal, bununla ilgili yapacak birşey yok, ama bu tür hareketler kafirlere karşı ise ve Şeriat şartları ile kontrol ediliyorsa ve aldıkları para Allah’ın memnuniyeti ve dinin güçlenmesi için kullanılıyorsa o zaman bu tür operasyonların yasal olmadığını ama istendiğini düşünüyoruz. - Son sorum şu: Usame bin Ladin ve Zevahiri neredeler? Onlarla nasıl iletişim kuruyorsunuz? Molla Ömer ile nasıl iletişim kuruyorsunuz? - Allah’a hamdolsun, Şeyh Üsame, Şeyh Eymen el-Zevahiri, Allah onları korusun, güvenli yerdeler, düşman elinde değiller. Ama elbette ki şuradalar diyemeyiz ve biz de gerçekten nerede olduklarını bilmiyoruz. Ama aramızdaki iletişim devam ediyor, ama Afganistan ve bize ait olan cihad kollarındaki cihad ile ilgili herşeyden haberdarlar. Ve Allah’a şükür Cihadın tüm alanlarından haberdarlar, Müslümanların yaşadıkları şartlardan haberdarlar. As-Sahab’dan gelen konuşmalar bunu çok iyi gösteriyor. Onlar ve bizim aramızdaki iletişim sağlam ve ayrıca Müminlerin Emiri Molla Muhammed Ömer ile de iletişimimiz var. Mesajlar ve tavsiyeler iletiliyor. Son olarak Müslüman Ümmetine Afganistan’ı unutmamalarını söylemek istiyoruz ve Müslüman Ümmetinden Afganistan’daki Mücahid kardeşleri için maddî ve mânevî desteklerini arttırmalarını istiyoruz. Çünkü bu Ümmetin meselesidir, Cihad tüm Ümmet içindir ve Afganistan’daki cihada destek olmaları gerekir. - Cihadı destekleme hakkında konuştunuz, sizce El Kaide, ekonomik blokaj ışığında ve Avrupa, Arap ve İslâmî ülkelerde elde edilen varlıkların dondurulması ışığında işlerine devam etmek için çok büyük paralara ihtiyaç duyuyor mu? El Kaide kendisini nasıl finanse ediyor? - Biz Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in söylediğine inanırız: “Ben hayatımı süngümün gölgesi altında kazandım”. Ne kadar çok çalışırsak, o kadar çok yaşam kapısı bize açılır, Allah’a şükür. Bize gelen fonlar operasyonlarda kullanılıyor, bu paranın daha fazlasına ihtiyacımız var böylece Allah’ın düşmanlarına daha büyük zararlar verebiliriz. Allah’a hamdolsun destek bize birçok yoldan geliyor. İnsanlar ve Müslümanlar El-Kaide’yi seviyorlar ve El Kaide içerisinde cihad etmeyi seviyorlar, para veya kendileri yoluyla. Böylece birşeyler ilerliyor ama biz Müslüman Ümmetimizden daha fazlasını bekliyoruz. - Ve bu konuşmanın sonunda değerli izleyiciler, Mustafa Ebu’l Yezid’e teşekkür ediyoruz. Afganistan’daki El Kaide Emiri Komutan Mustafa Ebu’l Yezid, teşekkürler. Furkan Dergisi, s. 34, Temmuz-Ağustos 2009 Bu röportajı Türkçe altyazılı olarak http://medya.taifetulmansura.com/medyaizle.php?haber_id=256 adresinden izleyebilirsiniz. |