23 Mayis 2012 Çarsamba - 03:35:13
Mümkün Aynası Print E-mail
Monday, 18 July 2011 07:06

 

 

Mahmud Ustaosmanoğlu Kuddise Sırruhu

 

 

Müslümanın hâli bambaşkadır. Allah  Celle Celâluhu bize İslâmiyet’i becerttirsin. Tefsir, hadis, akaid, fıkıh okudun mu selâmet bulursun.

 

Büyüklerin sözünü tutmadın. Ne dediler büyükler; tefsir, hadis, ilm-i kelâm, fıkıh öğren, yoksa ateş yağar sana gökten. Çok yanlışlıklar, sapıklıklar var ama yine ümidi kesmeyelim. Eğer düşman saldırırsa ölen şehid kalan gazi olur. Bizi iyi yolu tutarsak ölen şehid, öldürmezseler gazi oluruz. İki kâr var. Mevlâ ne yazdı ise o olur. O bizim Mevlâ’mız, bize kötülük yazar mı?

 

Ehl-i bid’atle görüşme. bir adam sünneti terk ediyor mu, kaç! Hastalık birbirinden geçer. Bid’at adamı seni berbat eder. Bid’at adamı seni dalalet rüzgârının üzerine kor, o seni uçurunca, sen de seni bulamazsın, arayanlar da bulamaz. Bid’at adamı, cehennem çukurlarına uçurur seni. Hangi köşesinde olduğun belli olmaz.

 

Şeriat, İslâm’dır. Hepsi bir demektir. Şeriat nelerden ibarettir? Evvela iman, sonra İslâm’ın şartlarını bilmek, haramlardan sakınmak, mekruhlardan sakınmak, şübhelilerden sakınmak. Farz, vacib, sünnetleri, edebleri inanarak yapmaktır. Din de böyledir, İslâm da böyledir.

 

Millet zannediyor ki şeriat yalnız kol kesmekten, kısas yapmaktan ibarettir. Bir belaya tutuldu bu millet. “Bu zamanda şeriat olur mu” diyorlar. Niye olmasın. Ebu Cehil zamanında oldu da şimdi niye olmasın. Cenâb-ı Hakk’ın kime sormaya ihtiyacı var.

 

 

Beyit:

 

Sultan odur ki her ne şey isterse o olur

 

Bütün âlemi bir an içinde ıssızlandırır.

 

 

 

Şimdiye kadar kendini beğenenlerden kimler kaldı? “İnanmıyorum” diyenler, yiğitlik satanlar, “Sakal bırakmam” diyenler, “Çarşaf giymem” diyenlerin hepsi gitti. Ses, seda, kımıldanmak yok. İnsan budur; akılsız olmasın. İnsanın hakikati nefsi natıka, nefsi natıkanın hakikati ademdir. Adem yokluk demek. Mevlâ bir şeyi yaratmak istediği vakit, ademden alıyor, vücuddan da zılliyet tarikıyla aksediyor. Buna mümkün deniyor. Atılan temelde hayat, ilim, semi, basar, irade vs. yok. Vücud sıfatından zılliyet tarıkıyla bir vücuda geldi ve bütün tabileri ile bu varlığımız oldu.

 

Zavallı nefsi natıka. Vücud sıfatının zılliyet tarikiyle kendisine in’ikas eden hayat, ilim vs. verildi. O ise “Ben kendi başıma diriyim, kendi başıma varım, kendi başıma kadirim” diyor. Hâlbuki bunların hepsi vücud sıfatından in’ikas tarikıyla geldi. Zavallı nefis kendine mal ediyor. “Bu sıfatlar benle kaim, ben hayırlıyım” diyor. Hep bütün insanlar bu hastalığa mübteladır.

 

Mektubatı okursan, ehl-i zikirden sen anlarsın, yoksa bu inceliği anlamazsın. Bir mürşidin yardımı ile, ona Allah’ın Celle Celâluhu yardımı ulaşınca anlar ki, bu kemalât benden değil, Allah’dan geldi bana der. O zaman yelkenlerini indirir. İnsanlık kokusu onda başlar. Bu cehaletten Allah bizi kurtarsın. Amin.

 

Görmek bizim kafamızdan mı doğuyor, kafamızda görmek dinamosu mu var? Hepsi Mevlâ’dan geliyor, bir düğmeye bassa bitti.

 

Hayır, kemal, hüsün, cemal nerede olursa olsun vücud sıfatının eseridir. Milletin yüzünde gördüğünüz güzellik vücuddan geldi. Fakat bu millet öyle anlamıyor. Sen o güzelliği ne ile yaptın? Çekiçle mi, mala ile mi, çiviyle, boyayla mı yaptın? O hâlis güzellik bulaştı ama kim anlar? Allah’ın büyük dostu haber veriyor da anlıyorsunuz.

 

Mümkün aynasında müşahede edilen bu güzellik, şerden, çirkinlikten, noksanlıktan, zevalden bir nasib aldı. Halis güzellik vücud sıfatından adem aynasına aksedince, insan Hüsni suri’den lezzet alıyor. Hüsni hakiki’den alamıyor. Bir bardak duru su, bir kova bulanık suya düşse o da bulanık olur. Onun için hakiki güzellikten lezzet alamıyor.

 

Ne gibi, çöpçü gibi, pis kokuların içinde dura dura o kokuya alıştı. Bir gün, gülyağı satanların yanından geçerken, düştü bayıldı. Millet toplandı başına. Ayıltmaya çalışıyorlar ayılmıyor. Öteden beri büyüklerden biri geldi, “Ne yapıyorsunuz” diye sordu? Onlar da anlattı. “Bunun mesleği nedir” diye sordu? “Çöpçüdür” dediler. “At fışkısından getirin biraz” dedi, getirdiler. Tuttular burnuna, “Ohhh…” dedi koyuldu yola. İşte biz o çöpçüyüz. Zibillikte dura dura o kokuya alıştık. Güzel kokuya alışamadığımızdan nefret ediyoruz. Allah kurtarsın bizi. Ne yapmamız lâzım? Evvela o çöpçülükten istifa edeceğiz. Rabıta, zikir, murakabeye devam ede ede güzel kokuya alışacağız.

 

Müslümanlık kolay mıdır zannettiniz? Boşuna mı o büyükler çilehaneler yaptılar, kuyu dibine indiler?  

 

Furkan Dergisi, Temmuz 2011, 40.sayı

 

 
English (United Kingdom)Turkish (Turkiye)Arabic(السعودية)

Üstad Diyor ki:

Üstad Necip Fazıl Rahmetullahi Aleyh buyuruyor: Namaz kılanlar, kendileri de işin içinde, namazın sathında kalanlara acısın. Kılmayanlar da, o satha bile tutunamadan derinliklere girmek palavrasından haya etsin!..
O ve Ben sf/168 -

Kullanıcı Girişi

  • Create an account
    *
    *
    *
    *
    *
    (*) Isaretli alanlarin doldurulmasi zorunludur
  • Kimler Sitede

    We have 74 guests online