|

Şeyh Mahmud Ustaosmanoğlu Kuddise Sırruhu “Kim Rahman’ın zikrinden boş kalırsa, biz ona şeytanı musallat ederiz. Şeytan onun için yakın arkadaştır. Muhakkak bu şeytanlar onları yoldan çıkarırlar. Onlar da kendilerinin hidayete erdiklerini sanırlar.” (Zuhruf sûresi, 36-37. âyet-i kerîmler.) Mevlâ buyuruyor: Bana yaklaşmakla memur ettim sizi, bana yakın olmazsan şeytana yakın olursun. “Şeytanla arkadaşı bizim huzurumuza geldikleri vakit, arkadaşı şeytana diyecek ki, ne olurdu seninle benim aramda şarkla garb kadar uzaklık olsaydı. Sen ne kötü arkadaşmışsın!” (Zuhruf sûresi, 38. âyet-i kerîme.) Dünyada yapıştılar birbirlerine şimdi “uzak olsaydım” diyor. Böyle demek size menfaat vermeyecek; “Siz azaba ortaksınız!” Ey insan! Yakınlık kazanmakla O’na kavuşucusun. Kul ile Mevlâ arasında 50.000 yıllık mesafe var. Mevlâ kula kuldan yakın ama, kul Allah’a uzak! Yürürsen ulaşırsın, yürümezsen kalırsın. Allah ne yapıyor? Emrini tutarsan kolundan tutup 50.000 yıllık mesafeyi geçiriyor. Efendi Babam derdi ki: - Oğlum Mahmud, sana müstehabı öğreteyim mi? - Öğret! - Sen bana 100 lira versen, bir ay sonra ödesem bu mu daha sevgili, yoksa sana borcum olmadığı hâlde çıkarıp 100 lira versem bu mu daha sevgili. Borcu zaten mecbursun vermeye. Hediyeyi ise borçlu olmadığın hâlde veriyorsun. O sevgiden ileri geldi. Sen bana hediyeyi sevginin nişanı olarak verdin, sen de benim sevgimi kazandın. Öğleyi kıldın, üzerine borçtu, mecburdun yapmaya. Ama işrak, kuşluk kıldın, borçlu olmadığın hâlde yaptın, sevgili oldun. Sevgili işi yapan sevgili olur. Sevilmeyen işi yapan sevilmekten çıkar. Dünya ve ahretini yakar, ocağını yıkar, garib garib bakar, cehenneme sel gibi akar. İbadetten firar edenler, Allah’dan firar ediyor. - İşrak, kuşluk kılınır mı hocaefendi, sanki Uludağ biniyor sırtıma. Ah seni! Şirk var içinde. Şirk eridikçe ibadete kolaylık geliyor. Şirk hep erirse insan ibadete doymaz. Allah bu şirkleri hepimizin içinden eritsin. Ağırlık o şirkten geliyor. İnsan on paralık dünyayı alıyor. Bu kadar büyük makamları terk ediyor. Bazı sofiler Mevlâ’nın 8 sıfatını ilminde vardır, hariçte yoktur diyorlar. Biz ise hem ilminde, hem hariçte vardır diyoruz. O sofiler bu eşyanın yaratılmasını hâlis zata isnad etmeyip Mevlâ’nın ilminde olan sıfatlar icad etti diyor. Hariçte mevcut olan eşyayı yaratmak için hariçte mevcut olan sıfatlar lâzımdır. Meselâ, bir insanın zihninin içindeki balta, hariçte olan ağacı keser mi? İlmin içindeki balta, ilmin içindeki ağacı keser. Hariçte olan ağacı kesmek için hariçte bir balta lâzımdır. Mevlâ’nın ilmindeki sıfatlar, hariçte var olanlara perde olabilir mi? Olamaz. Meselâ, şurada kuru ahşap bir ev var. Onu biri yaksa senin ilmindeki tanker onu söndürebilir mi? Söndüremez. Bu kadarını anladınız. Allah tamamını da ihsan eder. Bu âlem hariç olan, yani ne aynı ne gayrı olan sıfatların zıllarıdır. Şu var olan vücud, ne aynı ne gayrı olan zılların vücududur. Ey insan sendeki işitmek, görmek, bilmek vs. hepsi sıfatlar vasıtası ile Zâtı Pak-ı Sübhaniyye’den geliyor. Oradan gelen görmeyi sen nasıl Allah’ın sevmediği yerde kullanıyorsun? Ne büyük hıyanet!.. Siz anlayın İslâmiyet’in ne olduğunu. Görmek sana vasıtalarla Zâtı Pak-ı Sübhaniyye’den geliyor. Çok hoşuma gidiyor burası. Bu iman ne büyük şey, ölmeden anlaşılmaz. Çünkü kazandırdıkları ahirettedir. Ahirette öyle şeyler kazandırıyor ki dünyada misli yok. İnsan öldüğünde bu zindan olan dünyada, bu kadar nasıl durdum der. Öldüğün vakitte ve dünyanın nasıl olduğunu anladığın vakitte, bütün dünyayı sana verseler tekrar dünyaya gelmek istemezsin. Vaaz et millete, yalan katmadan. Yanlış demeden anlat. Cihad et. Bazı anneler babalar bu işe karşı çıkıyorlar. Ben kızımı, oğlumu kursa göndermem diyor. Çürük kütük olsa daha iyi böyle olmaktan. Kur’ân en büyük kitab! Mevlâ’nın hiç yokluğu olmamıştır. En ahir odur, onun sonu da yok. Bu orta yerde bizi yarattı, yaşatıyor ve imtihan ediyor. Allah, bu imtihanı kazandırsın. Mevlâ’nın ahir olduğunu bilmeyen kimse noksan biliyor. İsteyici O, istenen O, hak O’dur. Taleb edici O, taleb olunmuş O, hak O’dur. Niçin taleb edici O’dur? Sen var mıydın ki taleb edesin. Sevici O, sevilmiş O, hak O’dur. O ki kimse yok, sevicilik O’na kaldı. O ki sevilmiş yok, sevilmek de O’na kaldı. Ne güzel Mevlâ’dan bahsetmek. Zâhir ve bâtın olan O Allah’dır, hak O’dur. Mevlâ Teâlâ isimden, resimden ve sıfattan soyulmuştur. Bunları Allah için bilmek ne büyüktür. Kibir için, gurur için bilmek ne kötüdür. Şeytan da biliyordu. Ya Rabbi! Senin için bilicilerden, amel edicilerden, ihlas edicilerden senin için muhlas oluculardan eyle bizi! Furkan Dergisi, Ekim-Kasım 2011, s.41
|