Kelimelerin dev’leştiği anlar vardır… Marifet ehli’nin ifadesiyle; “Kelamın bir cemali vardır ki, Allah onu inayet ettiklerine gösterir.” Hikmeti mucibince tecelli eder kelimelerin dev’leşmesi…
Eşref saatidir, aşk ân’ına denk gelmiştir, ilahi cezbenin tecellisi sözkonusudur veya kelama gelmez bir hâlin gereğidir. Bu hâl gereği kelam öylesine çarpar ki insanı, bin kez duyulmuş olan’ın şimdi bir başka elbiseye bürünmüş olarak bizi kendine çekmesi, cezbesi, aşk’a düşürmesi, lutufların beklide en arzu edilenidir zira, oradan hakikatlere yol açılır, güzelliklere ulaşılır, kalbe inşirah, sadr’a genişlik gelir…
Şimdimiz bu eşref saatine denk geliyor mu?.. Bilemeyiz; herkes kendine sormalı… Yazanda da bu hâl kemaliyle mevcud değil…
Ama…
Lutufları gözleyici olmak bakımından bir hamle yapmanın ne zararı olabilir ki?.. Yapalım!
Kelimeler, acziyetimize binaen bizim lisanımızda devleşemiyeceğine göre, lisanlarında kelimelerin daima dev’leştiği Erenler taifesine kulak kabartalım… Hatta, onların lisanlarında “dev” kelimesinin bile hakikatte “cüce” olduğu itikadı içinde nazar edelim cümlelerine…
Nazar, Mevlana Celaleddin-i Rumî Hazretleri’nin şu ifadelerine:
«RUH’UN MEBDEİ (BAŞLANGICI), ALLAH’IN ARŞI’NIN NURUNDANDIR. YERİN TOPRAĞI İSE, CİSMİN ASLI VE YATANIDIR.
RUH GURBETTEDİR, CİSİM(beden) VATANINDADIR. O HALDE (Yâ Râb) GARİB, MAHSUZ VE VATANINDAN UZAK OLAN RUH’A MERHAMET ET!»
Eşref saatinize denk gelmesiyse o saati gözetleyici olununuz; tekrar okumak için…
Zira, Ehlullah kelamı iksir’dir… Düğümleri çözücü,hastalıkları şifa’ya erdiricidir… Kelamın cemâline muttali olmak duamızla…











