Nefs insana nasıl taklalar attırır… İşine geleni anlamakta mahir, gelmeyene sağır olmakta maharetlidir.
Hayatımızın akışı içinde ya onu memnun edeceğiz ki, şeytan’ın sevinmesi manasına gelir, yada ruh kutbunun hoşnutluğunu temin edeceğiz ki, Mevla’mızın memnuniyeti demektir.
Mevla’mızın memnuniyeti, idrak seviyemizin yüksekliği nisbetinde gerçekleşir. En başta da acziyetimizi idrak… Biliyorum tavrının getireceği mahcubiyet önceden düşünülmeli, adımlar ona göre atılmalıdır.
Şimdi…
Şu Ehlullah ifadesini, acziyetimizi idrak etmiş olmasak da, niyetimizin hâlisiyetini muhafaza ederek bir okuyalım. Okumaya geçmeden önce, karşılaşacağımız şeyin zahirinden hiçbir tad alamayacağımızı bilelim.
Zâhiri mananın kısırlığından korunma niyetimizi Mevla’ya hulûsi kalb’le bildirip, Ehlullah kelamı’nın cemâline nüfuz etmeye çalışalım. Olmadı, bir daha, bir daha okuyalım. Yine olmadı, eşref saatimize denk getirip yine okuyalım… Israr Allah sevgisini cezb eder.
Risale-i Kudsiye’de Efendi Hazretleri(Mahmud Ustaosmanoğlu) buyuruyor ki:
«Tarikat ehlinin illa edepli olması lazım. Büyük Şeyh Efendi(Kuddise Sırruh) Hazretleri, Tarikat ehline edep öğretmek üzere buyuruyor ki:
“Uluvvü’l Hikmet ol kalma füturda”
“Yüksek himmetli ol gevşeklikte kalma”
Fütur: Gevşeklik demektir.
Büyük Şeyh Efendi “Yüksek himmetli ol” diyor. Yüksek şeyi seversen;yüksek himmetlisin, orta şeyi seversen; orta himmetlisin, alçak şeyi seversen; alçak himmetlisin. Eğer derdimiz Mevla Teâlâ ise en yüksek himmetliyiz.
Ne mutlu bize. Devam edelim… Eğer derdimiz âhiret ise, orta himmetteyiz, bu biraz daha aşağı olmuş oluyor. Eğer derdimiz dünya ise himmetimiz aşağı, kendimiz de aşağıyız.
Yazıklar olsun… Hem de çok yazık. Himmetlerimize bakalım, hangi yolda yükselmek istiyoruz? Eğer himmetimiz Mevla Teâlâ’nın Rıza-ı Şerifi ve Cemâli, Allah’ı sevmek ve bu yolda yükselmek ise; devam et… Yapış.
Eğer derdin bu değilse, değiştir. Bir daha dünyaya gelecek değilsin. Dünya da bizimle gelecek değil. Dünya bizi yollar, kendi durur. Sonra da insan pişmanlığından kafasını kayaya vurur. Eğer biz Allah’a hizmet edersek, dünya bize hizmet eder.
“EY DÜNYA BANA HİZMET EDENE HİZMET ET”. » -cilt 1 sf/582-
Deniz yürüyerek geçilir mi diye sorulan Allah dostu; evlâdım, denizi yürüyerek geçmek kolay, ona inanmak zordur; inan sen de geçersin şeklinde cevaplıyor soruyu…
Bu bab’dan olmak üzere nefsimize ikaz; “ey dünya bana hizmet edene hizmet et” demek kolay. Ama, ona inanmak zor.
Emir dinleyip himmetimizi yüksek tutma şuuru içinde O’na İNANIYORUM ey nefsim, bunu sana mutlaka kabul ettireceğim, diyebilmenin iman kaviliğini bizlere ancak tahkiki imanla iman ettiğimiz Rabbimiz bahşeder.
İstiyoruz Allahım… Ümmetin kurtuluşu için yüksek himmetli olmayı istiyoruz. Nefsimize, şeytana, münafığa ve kâfire karşı üstün olmak için istiyoruz Yâ Rabbi.
Dünya’nın bize hizmet etmesi, ayağımıza serilmesi, onun üzerinde bulunan her şey üzerindeki tasarrufumuzun artması için acziyetimize binâen sonsuz kuvvetine sığınarak istiyoruz Mevlamız. Katın da hâtırlı olan kişiler hürmetine bahşet. ÂMİN











