Ruhu’l Beyan Tefsiri’nin 111. sayfası... Bursevî Hazretleri şu başlığı atmış; Fatiha Sûresi’nin Fazilet, Esrar ve Havassı.
Bu bab’da yazılanları okuyarak kendimizi sınayalım istedik... Okuduk sınandık, sonuç; menfi... Birde sizlere takdim edelim istedik bu satırları, sizler de sınayın kendinizi istedik... Bakın bakalım sonuç nasıl tecelli edecek!
Bursevî Hazretleri’nden:
«Rivayet edildiğine göre, Şam’da Ebû Cehil’e, üzerinde büyük bir mal ve deve yükleri geldi. Yedi sürü idi. Resulullah ve Ashâbı ona bakıyorlardı. Sahabelerin çoğu açtı ve çıplaktılar (doğru dürüst bir giyecekleri yoktu). Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hazretleri’nin mübarek kalbine, Ashabı’nın ihtiyacı için bir şeyler geldi. Ve; o zaman şu âyet nazil oldu: “Celâlim hakkı için, sana Seb’a Mesani’yi (Fatihâ-i Şerifeyi) ve Kur’ân-ı Azîm’i verdik.” (el-Hicr sûresi, 87. âyet-i kerîme.)
Yâni, Ebû Cehil’in yedi kafilesininin yerine, sana (yedi âyet olan) Fâtiha sûresini verdik. Sana vermiş olduğum bu büyük hediyenin yanında Ebû Cehil’in (değersiz) kafilelerine bakılmaz. Ona dünya olarak vermiş olduklarıma bakma.
Cenâb-ı Allah, Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hazretleri’nin temennisinin, kendi nefsi için değil de, Ashab’ı için olduğunu bildiğinden şöyle buyurdu: “(Habibim!) Onlara (Ashabının geçim sıkıntısına) karşı mahzun olma, (müşriklerin) kurmakta oldukları tuzaklardan ötürü de sıkıntı duyma!” (el-Neml sûresi, 70. âyet-i kerîme.)
Cenâb-ı Allah, Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hazretleri’ne, maldan daha ziyâde faydalı bir şeyle Ashabına faydalı olayı emretti. Ve şöyle buyurdu: “Sakın o kâfirlerden bir takımlarını (dünya ile) zevklendirdiğimiz şeylere göz atma ve onlara karşı mahzun olma da müminlere kanadını indir.” (el-Hicr sûresi, 88. âyet-i kerîme.)»
Nefsinizi yoklayın bakalım; nefsiniz (Hâşâ) “Fatiha karın doyurmuyor, bize bizim istediklerimizi ver” mi diyor, yoksa mağlub edilmiş nefs karşısında Ruh’un zaferi mi parıldıyor... Hangisi?
Bursevî Hazretleri’nin naklettiği şu Hadis-i şerif’in muhteşemliği de hevesinizi (varsa şâyet) artırıcı olsun:
“Eğer Fatiha sûresi Tevrat’ta olsaydı, Musa Aleyhisselâm’ın kavmi yahudîleşmezdi. Ve eğer Fatiha sûresi İncil’de olsaydı, İsâ Aleyhisselâm’ın kavmi elbette ona yardım ederdi. Ve eğer Fatiha sûresi Zebur’da olsaydı, Dâvûd Aleyhisselâm’ın kavmi mesh olmazdı (hınzır ve maymuna dönüşmezdi). Herhangi bir Müslüman, Fatiha sûresini okursa, Cenâb-ı Allah ona sanki Kur’ân-ı Kerîm’in hepsini okumuş, bütün erkek ve müminlere tasadduk etmiş gibi onlara verir.”
“İnan da istersen bir oduna inan” diyerek mücerret inanmanın kıymetini ifâde eden Veli’nin (Abdülhakim Arvâsî Hazretleri) bu sözüne nisbetle, inanmanın hakikatine tâlib olmayı ve başarılı olmayı umud edelim. “EY İMAN EDENLER, İMAN EDİN” ilâhî hitabının künhüne (özüne) vâkıf olma temennisiyle...





Google
Facebook
Twitter
Myspace
Yahoo
del.icio.us
Blogger
Rain Concert




