Önce sözü dinlenir kişileri bulmak gerek... Sonra, onlardan hata sâdır olsa bile evhâma kapılıp, Yâ hu nu bu nasıl iş, bu kişi bu hatayı nasıl yapar dememeli...
Düşünmeli ki, benim hata zannettiğim bu şey, bir maslahata binâen böyle yapılmıştır veya, Peygamberler hariç hiçbir insan İsmet vasfına sahib değildir, yâni günahlardan korunmuş değildir, dolayısıyla hata ve kusur ve de günah her insan için bir ârazdır...
Hakikatlere ârazlardan gidildiğine göre, her menfî işe de hikmet gözüyle bakmanın yolları aranmalı... Tabiî olarak bu, Şeriat’a mugayir işlerde ısrar ve inad edenler için değildir... Peygamberlerde zelle, velilerde ısrarı mümkün olmayan şekilde günah, ulemada ise, her alanda avâmî olmayan hatalar günahlar vücud bulabilir.
Bu hakikatler göz önünde bulundurulduğunda, bir kulun söz dinlemesi gereken mercii tesbit etmesi kolaydır. Dinlemeyenlerin ise sıkıntıdan başka kazançları yoktur.
Misâlini Kâinatın Efendisi’nden vererek noktalayalım:
Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem Taifi kuşattı, fakat almak mümkün olmadı. Zayiat verilmemesi için görüş sahibleriyle istişare ettikten sonra Ashab’a şöyle buyurdu:
-İnşaallah yarın Medine’ye dönüyoruz.
Bu söz Ashab-ı Kiram’a ağır geldi ve “Fetih yapmadan mı ayrılacağız” dediler. Hazret-i Peygamber ikinci defa olarak:
-İnşaallah yarın Medine’ye dönüyoruz, buyurdu.
Ashab yine aynı tepkiyi gösterdi. Bunun üzerine Hazret-i Peygamber:
-Haydin (kalenin fethi için) çarpışınız, buyurdu.
Savaş başladı. Fakat Taif’i fethetmek mümkün olmadı. Çok kişi de yaralandı. Bunun üzerine Kâinatın Efendisi tekrar:
-İnşaallah yarın Medine’ye dönüyoruz, buyurdular. Bu söz bütün Ashab’ın hoşuna gidince, Kâinatın Efendisi güldüler veya tebessüm ettiler...
Söz dinleyen sıkıntı çekmez!..





Google
Facebook
Twitter
Myspace
Yahoo
del.icio.us
Blogger
Rain Concert




