-Puştluğa Dur de!-
Salih Demirci
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
Hikâyeyi uzun uzun anlatmaya gerek yok, teferruatlı ve bol “komplo teorili” olarak gazetelerde, tv’lerde ve websayfalarında okudunuz ve daha çok da okursunuz.
Malum Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner gözaltına alınmış, ardından da tutuklanmıştı.
Buraya kadar normal bir vaka-yı adiye diyelim. Normal olmayanı işte bundan sonra.
Ortaya çıkarılan –elbette kanunsuz- telefon dinlemelerinden öğrendik ki ortada bir “plan” var ve bu plan çerçevesinde de Cihaner’in tahliye edilmesi organize edilmeye başlanmış. Normal olan nedir?
Deşifre olduğuna göre bu plan, bu bırakılır, başka bir plan kurulur veya “uyutulur”, uzatılır ve sonra aktive edilir değil mi?
Hayır!
Ne kadar kanunsuz bir dinleme ile ele geçirilmiş olsa da telefon görüşmelerinin “gerçek olduğunu” da doğrulayacak bir biçimde plan aynen uygulandı ve Cihaner, 18 Haziren itibariyle “özgürlüğüne kavuşturuldu!!!”
Şimdi, 11. Daire yetki gaspı yapmıştır, kararı 9. Daire’ye bırakmalıydı, hatta öncesinde Erzurum Ağır Ceza’dan bir ”muvakafat almalıydı, tıpkı Danıştay saldırısı ile Ergenekon’un birleştirilmesinde olduğu gibi” , hatta hatta ayın 28’ini, asıl mahkemenin kararını beklemeliydi veya “cd üzerinden birleştirme” olur mu, olursa ergenekon’dakilerin “cd dosyaları”na itirazı ne hallere düşer gibi aslında memleketde olmayan hukukun “kuralları” ile eleştirilerde bulunmak varsın 80 senedir bu memlekette olup da tek bir “orijinal hukuk kitabı” yazamayan laf-bazlara kalsın.
De-facto durum belli! Memleketin aynası! “Adamına göre muamele” yani!.. Şimdi sormanın vaktidir, bu –iki tarafın da-“hukukçularına”, aranızda hiç ERKEK var mı?
Şunun için:
11 senedir içeride yatan, (cezaevinde bile, mahkeme zabıtlarına geçmiş, ergenekon celselerinde konu olmuş, dünyaya mal olmuş “Telegram” işkencesine tabi tutularak) “idam-ağırlaştırılmış müebbed” ile cezalandırılmış Salih Mirzabeyoğlu’nun davasını tekrar ele alacak, yapılan ŞEREFSİZLİĞİ ortaya koyarak adaletsizliği kamuoyuna anlatacak bir ERKEK HUKUKÇU var mı?
Aynı şey, hükümet için de geçerli; salonlarda “hukuk bu kararıyla bitmiştir!” demenin bir anlamı yok! Bir anlamı olması için ise, 11 senedir, tek bir emir vermeden, tek bir kurşun sıkmadan, tek bir eylem yapmadan, sadece aynı “marka”dan kitaplar yazdı diye “olsa olsa örgüt lideri budur!” denilerek hem de kısa bir süre öncesinde Adana DGM’nin verdiği takipsizlik kararlı dosyanın tek bir ilave belge-bilgi olmadan İstanbul DGM tarafından ele alınıp, “idam” kararı ile neticelendirilmesine “BU NE PUŞTLUKTUR!” diyerek “iade-i mahkeme” sürecini başlatmak gerek!
Bu memlekette dinlenmeyen kimse kalmamış belli; şimdi (aslında tek bu bile “iade-i mahkeme” için yeterlidir, haysiyetli bir hukuk düzeninde!) Ergenekon’dan yargılananların avukatlığını yapan “idam kararı veren hâkim heyeti” de, sorgulamayı yapan “birim” de elbette o dönem dinlenmiştir, o halde soruyoruz, kimde bu kayıtlar, ne zaman çıkartacaksınız?
“Otorite-sever Gülen”in “dinleme ekibi”, cevab ver!
Bu ülkenin Cumhurbaşkanı, cevab ver!
Bu ülkenin Başbakanı, cevab ver!
Bu ülkenin Adalet Bakanı, cevab ver!
Bu ülkenin İçişleri Bakanı, cevab ver!
Şimdi –bir kısmıyla- “Ergenekon Masası” haline dönüştürülmüş Terörle Mücadele-İbda Masası’nın “Şefleri”, cevab ver!
“Ankara’dan emir var, kabul edeceksin!” diye size kim emir verdi, cevab ver!
Şimdi (MHP) milletvekili olan dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Hasan Özdemir, sana o fezlekeyi hazırlama emrini veren kim, cevab ver!
Cevab verin şerefiniz varsa!
O adamın artık “Cihaner rezaleti”nden sonra bellidir ki içeride geçireceği her gün BU ÜLKENİN YETKİLİ VE ETKİLİLERİNİN ŞEREF VE HAYSİYETLETİNİN OLMADIĞININ KUŞKUSUZ BİR DELİLİ OLACAKTIR!
Şerefi olan buna karşı durur!
Haysiyeti olan “dur!” der!