24 Mayis 2012 Persembe - 10:27:28
Prof. Aydın, Mirzabeyoğlu İçin Konuştu Yazdır e-Posta
Pazar, 23 Ekim 2011 21:23

 

Prof. Dr. Nurullah Aydın, İBDA-C davasından ömür boyu hapse mahkûm edilen Salih Mirzabeyoğlu’nun 4 bin sayfalık dosyasını detaylarıyla incelediğini, Mirzabeyoğlu’nu var olduğu iddia edilen örgüte bağlayacak bir tek delil bulunmadığını belirtti. Mirzabeyoğlu için karar tashihinde bulunulması gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Nurullah Aydın, “Her dönem kendi hukukuyla birlikte gelir, İBDA-C davası da 28 Şubat hukukunun eseridir” dedi.

 

RÖPORTAJ: MURAT ALAN

 

Ergenekon sanığı Ümit Sayın’ın ‘verirsin dalgayı İsa olur Musa olur’ sözleri ile izah ettiği Telegram yöntemi ile işkence yapıldığı iddia edilen İBDA-C davasında ömür boyu hapse mahkûm edilen Salih Mirzabeyoğlu ile ilgili birbiri ardına önemli gelişmeler yaşanıyor.

 


Şu an Ergenekon davasında örgüt üyesi olduğu iddia edilen Kemal Alemdaroğlu’nun avukatlığını yapan dönemin DGM Hakimi Metin Çetinbaş’ın “Dosyada yüzde yüz hata yapılmamıştır demiyorum, hakimler de hata yapabilir” şeklindeki itirafı ve Mirzabeyoğlu’na idam cezası veren İstanbul DGM’nin Adana Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdiği ‘Şüphelinin İstanbul ili içinde bilinen yasadışı bir faaliyeti tespit edilememiştir’ şeklindeki yazısı, 28 Şubat döneminde yapılan yargılamayı bir defa daha gündeme oturttu.

 


Örgütsel bir bağlantının tespit edilmemesine rağmen ‘delil yok ama biz seni uygun gördük’ mantığıyla örgüt lideri yapılan Salih Mirzabeyoğlu’nun durumu ve 28 Şubat hukukunu uzun yıllar hakim ve savcılık yapmış Gazi Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Nurullah Aydın ile konuştuk.

 

“BU DOSYADAN İDAM CEAZASI ÇIKMAZ”

Akit: Siz dosyayı incelediniz, binlerce sayfa belge okudunuz; tam olarak suçun tanımı ve delil durumu nedir?..

Prof. Dr. Nurullah Aydın: Suç; Anayasal düzeni, silah zoruyla değiştirmeye teşebbüs suçudur. 6 No’lu Devlet Güvenlik Mahkemesi 2001 yılında Salih Mirzabeyoğlu’nu “Anayasal düzeni cebir ile değiştirip tüm Ortadoğu ülkelerini kapsayan dinî esaslara dayalı federal yapıda bir İslâm devleti kurmaya teşebbüs” suçlaması ile yargılamış, Mirzabeyoğlu’nun “yazmış olduğu kitaplardan etkilenen şahısların herhangi bir hiyerarşik yapılanması olmaksızın birbirlerinden bağımsız hareket eden cephe hareketleri oluşturulduğu, kendiliğinden zuhur adıyla oluşturulan bu cephelerin bağımsız olarak değişik eylem kararı alarak bu eylemleri gerçekleştirdikleri gerekçesiyle idam cezası ile cezalandırılmasına” karar verilmiştir. Bu ceza; ÎBDA örgütü mensubu olduğunu söyleyen birçok kişinin farklı zamanlarda farklı yerlerde işlenen eylemlerle ilişkilendirilerek verilmiştir. Sanık hakkında kesin, açık, delil elde edilemediği gibi yayıncılık yaptığı, kitap ve dergilerde görüş düşünce ve önerilerini yazdığı, dosyada mevcut resmi yazılardan anlaşılmaktadır.

Akit: Verilen cezayı nasıl değerlendiriyorsunuz ve bundan sonra ne yapılabilir?..

Prof. Dr. Nurullah Aydın: Şu anda cezanın dayandığı TCK yürürlükte değildir. Bu kanun yürürlükten kaldırılmış, yerine yeni kanun kabul edilip yürürlüğe girmiştir. Yeni kanundan yararlananlar da göz önüne alınarak Salih İzzet Erdiş’in (Salih Mirzabeyoğlu) yeniden yargılanması gerektiği kanaatindeyiz.

 

“KUMANDAN KELİMESİNDEN
ÖRGÜT LİDERİ ÇIKARTILAMAZ”

 

Akit: Nasıl yani biraz daha açar mısınız? 

Prof. Dr. Nurullah Aydın: Şöyle ki; dosyada var olan farklı zamanlarda işlenen tüm eylemler, ilgili sanıklarca kabul edilmiştir. İşlenen tüm suçların, sanık Salih İzzet Erdiş’in işlediğine ilişkin tek bir eylem yoktur. Örgüt lideri tanımı olarak ifade edilen ‘Kumandan’ kelimesinin onu sevenlerce fikirlerinden esinlenerek hareket edenlerce kullanıldığı açıktır. Bu nedenle kullanılan ‘Kumandan’ kelimesinden yola çıkılarak Salih İzzet Erdiş’in, örgütü sevk ve idare eden, eylemsel eylemler planlayan, uygulatan örgüt lideri olduğundan bahsedilemez. Kaldı ki her kitap, o kitabı yazan ve kitapta yer alan fikirlerin örgüt dokümanı olarak kabul edilmesi, evrensel hukuka ve yaşamın gerçekleriyle bağdaşamaz.

 

“KARAR TASHİHİ İÇİN BAŞVURULURSA
DOSYA YENİDEN ELE ALINABİLİR”

 

Akit: Yargıtay aşaması da bitmiş bir davadan bahsediyoruz. Yapılabilecek bir şey var mı? 

Prof. Dr. Nurullah Aydın: Elbette var. Yeni deliller var ortada, sanığın lehine belgeler var. Mesela bunlardan birini siz yayınladınız. Cumhuriyet Savcısına gönderilmiş bir belge var. İstanbul DGM, Mirzabeyoğlu ile ilgili suçlayıcı bir delile ulaşılamadığından bahsediliyor. Bu dava 28 Şubat zihniyetinin gölgesinde karara bağlanmıştır. Salih izzet Erdiş, hiçbir eylem planlamasında, teşebbüsünde veya eylemde yakalanmamıştır. Yine Salih İzzet Erdiş, hiçbir eylemin azmettiricisi sıfatıyla da suçlanmamıştır. Yine sanık, terör örgütleri liderlerinin yaşam biçimi gibi bir yaşama sahip değildir. Salih İzzet Erdiş, mazbut bir aile reisi olarak geçimini mazbut gelirle sağlayan yaşama sahiptir. Dosyada mevcut olan örgütsel dokümanlar da, tasarlanan, özlenen bir devlet modeline ilişkin olduğu ve bunun için de mücadele edilmesi telkinlerini içermektedir. Bu bağlamda Salih izzet Erdiş’le ilgili kararın yeni ceza kanunu kapsamında, evrensel hukuk normları bağlamında ele alınarak, incelenerek yeniden ele alınması doğru olacaktır. Erdiş’in avukatlarının karar tashihi için başvurması durumunda, başvurunun kabul edilebileceğini düşünüyorum. Bunun örnekleri de mevcuttur.‘

 

MEDYA VE STK KANALIYLA HAKİMLER
AĞIR BASKI ALTINDA BIRAKILDI’

 

Akit: Şu an Ergenekon’da avukatlık yapan, davanın hakimi Metin Çetinbaş’ın itiraflarını biliyorsunuz, özelde kişileri eleştirmek istemiyorsunuz ama bu duruma ne diyeceksiniz?

Prof. Dr. Nurullah Aydın: 28 Şubat dönemi Türkiye’de bir irtica tehdidine yönelik belli kesim tarafından çok yoğun bir kamuoyu oluşturma girişimleri olduğunu görüyoruz. Aczmendi olayı ve Fadime Şahin olayı gibi onlarca şey sayabilirim. Abartmalar, manipülasyonlarla kamuoyu yönlendirildi. Birçok yargılama da bu ortamda yapıldı.
Hakimler de toplumda yaşayan insanlardır. Toplumdaki siyasi eğilimlere göre bir inancı olan, toplumsal eğilimleri olan, zaafları olan, yetenekleri olan kişilerdir... Dolayısı ile yargılama sürecinde hakimlerinde etkilendiği faktörler vardır. Dolayısı ile hakimler olabildiğince tarafsız olma ilkesine rağmen, maalesef döneminde etkisi ile psikolojik baskı altında olabiliyorlar. Mirzabeyoğlu hakiminin yapmış olduğu açıklama da bu yöndedir. Her dönemin, kendi hukukunu doğurduğuna inanıyorum. İBDA-C davası da 28 Şubat hukukunun eseridir.

 

Yeni Akit, 24.10.2011 

 
English (United Kingdom)Turkish (Turkiye)Arabic(السعودية)

Üstad Diyor ki:

Üstad Necip Fazıl Rahmetullahi Aleyh buyuruyor: Namaz kılanlar, kendileri de işin içinde, namazın sathında kalanlara acısın. Kılmayanlar da, o satha bile tutunamadan derinliklere girmek palavrasından haya etsin!..
O ve Ben sf/168 -

Kullanıcı Girişi

  • Kayıt ol
    *
    *
    *
    *
    *
    (*) Isaretli alanlarin doldurulmasi zorunludur
  • Kimler Sitede

    Şuanda 95 konuk çevrimiçi