|
Cumartesi, 23 Mayıs 2009 07:34 |
|
.İmam-ı Rabbâni Hazretleri’nin MEKTUBÂT isimli meşhur eserini duymayan kalmamıştır.Ama… Anlayan kaç kişidir?..Bu eseri anlamak bâbında yapılan derin çalışmalar, kendini amelle desteklemezse, bildik akademik çalışmaların ötesine geçmez ve Mektubat’ın derinlik buuduna ulaşmaz.Bu satırları yazarken, ben anlıyorum imasında bulunmanın bile ne derece densizlik olduğunu herhalde anlatmaya gerek yok. “Anlamak yok çocuğum anlar gibi olmak var” makamında olanların bile nâdir olduğu günümüzde, bir de anladığını iddia etmek; komik olur.Fakat…Buna rağmen Mektubât-ı Rabbâni’ye muhalefet etmeye yeltenen densizler olur… Anlamadıkları hikmetleri reddeden(!) anlayış yoksunları!Meselemiz bu değil.Yetmiş dokuzuncu mektup da gözümüze ilişen bir paragrafı paylaşalım istedik. İmam-ı Rabbani Hazretleri buyuruyor ki:«Bir salik, nefsini şeriatta ifna etmedikçe; emirleri yerine getirmek, yasaklardan kaçmak sureti ile özünü süslemedikçe.. bu devletin kokusu, ruhunun koku alma sahasına ulaşmaz.»Nefsini şeriatta fâni kılmadıkça!.. Nefs kuvvetini tamamen yitirecek, mecalsiz kalacak, demek ki… Emirleri yerine getirip, yasaklardan kaçmakta başlı başına yeterli görülmüyor, bu ameliye özü süsleyecek şekilde yapılmalı, deniliyor. Yani; amel var, amel var. İçin boş sureta amelin özü süslemediği malum… Böyle olduğu müddetçe, mana âleminde tecessüm etmiş devletin kokusu, ruhun koku alma sahasına girmiyor. Bu kokuyu hangimiz alabiliyor ki?..«Her ne kadar kendisinde, haller ve vecidler hâsıl olsa dahi, isterse bir kıl kadar olsun; şeriata aykırı bir hâli varsa, istidrâc’a dâhildir. En sonunda kendini rezil eder.» diye devam ediyor mektup.Yani; bu kişide isterse bir takım harikulade haller meydana gelsin, şayet bu kişi şeriattan kıl kadar ayrılıyorsa, içinde bulunduğu bu hal sahte keramet izharıdır. Bu tür insanlar sonunda kendilerini rezil ederler, buyuruyor.Demek ki, uçtum-kaçtım hesabı bu hesaba uymuyor. Bu devletin kokusu’nun, ruhun koku alma sahasına ulaşması için, riyadan uzak, ihlas üzere, ilim ve irfan sahibi olarak çalışmak gerekiyor.Netice-i kelam:« Aklı başında olana yaraşır ki; Sayılı olan yaşadığı günlerini Yüce Sübhan Allah’ın rızasına harcaya…Bir kuldan ve yaptığı işlerden Mevlâsı razı olmadıktan sonra; yaşantısında safa ne arar, maişetinde tad ne gezer…» -79. Mektup-
|